YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11608
KARAR NO : 2022/15062
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :
Dava, 5434 sayılı Yasa kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.08.2019 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi ve davacının 01.08.2020 tarihinden itibaren hak kazandığı yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili …, 14.04.1971 tarihinde doğduğunu, 15.10.1989-14.10.2000 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığını, görev yaptığı iş bu 11 yıla istinaden yıpranma payı olarak 1 yıl 9 ay 8 gün fiili hizmet zammı olmak üzere toplamda 12 yıl 9 ay 8 günlük hizmet süresi olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin 31.07.2019 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde davalı kuruma başvurduğunu, kurumun verdiği red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 506 sayılı yasanın 39. maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi yine hizmet süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğini, 14.04.1971 tarihinde doğan müvekkilinden yaş haddinden 1 yıl 9 ay 8 gün F.H.Z indirildiğinde 9.07.1969 olarak kabul edilmesini, hizmet başlangıç tarihinin ise 15.10.1989 tarihinden itibaren 1 yıl 9 ay 8 gün geriye çekilmesi halinde 07.01.1988 tarihinin kabul edilmesi, böylece müracaat tarihi itibariyle 50 yaş 25 gün 31 yıl 6 ay 24 gün hizmeti ile 6485 günü olduğundan 01.08.2019 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığını, bu konuda … 16. İş Mahkemesinin … 36. İş Mahkemesinin, … 21. İş Mahkemesinin, … Anadolu 20. İş Mahkemesinin, … 22. İş Mahkemesi’nin. … 27. İş Mahkemesinin. … 20. İş Mahkemesinin, emsal kararları olduğunu belirterek müvekkilinin 1 yıl 9 ay 8 gün …..süresini tamamının emeklilik yaş haddinden indirilerek müvekkilinin müracaat tarihini izleyen aybaşı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açmadan önce kuruma başvuruda bulunulması gerektiğini, kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan ve esastan reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacıya ait … Kamu Görevlileri Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığınca gönderilen belgelerden davacının fiili hizmet zammı süresinin 1 yıl 9 ay 8 gün olduğu görülmüştür.
Buna göre, davacının sigorta başlangıcı olarak 15.10.1989 tarihi dikkate alındığında 1 yıl 9 ay 8 gün, bu tarihten düşürüldüğünde sigorta başlangıcının 07.01.1988 olarak kabulü gerekmiştir, davacının doğum tarihi 14.04.1971’ten, 1 yıl 9 ay 8 gün düşürüldüğünde 06.07.1969 olarak tespit edilmiştir. Buna tespitler doğrultusunda davacının mevcut durumuna göre emeklilik şartları: (506 sayılı madde, geçici 81-3, B-g), 50 yaş 5375 gün 25 yıl sigortalı bulunmasıdır. Buna göre davacının 07.01.1988 tarihinde işe girişi kabul edilerek 25 yılını doldurmuş olduğu, hizmet süresi bakımından ise toplam gün sayısını (S.S.K 4/a 1887 gün, 4598 gün … sandığı, 4/c toplam 6485 gün) fazlası ile tamamladığı, ayrıca … Sandığından sonra S.S.K sigortalılığı mevcut gün sayısı olarak 1887 olduğundan 2829 sayılı Hizmet Birleştirilmesi Hakkındaki Yasanın hükümleri çerçevesinde 1260 gün şartının da gerçekleştiği anlaşıldığından davacının yaşlılık aylığını hak kazanması müracaat tarihini takip eden 01.08.2019 tarihinden itibaren … sayılması gerektiğinin ve emeklilik aylıklarına hak kazandığının, hak kazanılan aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesinin gerektiğinin tespitine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kabulü ile, davacının 1 yıl 9 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının emeklilik yaş haddinden indirilmesine, davacının tahsis talep tarihini izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren … sayılması gerektiğinin ve emeklilik aylıklarına hak kazandığının tespitine, Hak kazanılan aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 14.04.1971 doğumlu davacı …’ın 15.10.1989-14.09.1993 tarihleri arasında 3 yıl 11 ay (1410 gün) öğrencilik ve 15.09.1993-14.10.2000 tarihleri arasında 7 yıl 1 ay (2550 gün) muvazzaf subaylık nedeniyle toplam 3960 gün 5434 sayılı Kanun kapsamında hizmeti ve 1 yıl 9 ay 8 gün (638 gün) fiili hizmet süresi zammı bulunduğu, 02.01.2002 tarihinde disiplinsizlik gerekçesiyle resen emekliye sevk edildiği (yaşlılık aylığı bağlanmadığı), 05.12.2011 – 30.11.2014 ve 08.12.2014 – 06.03.2017 tarihleri arasında 4/1-a bendi kapsamında sigortalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının 31.07.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi, 50 yaş şartını yerine getirmediği gerekçesiyle 01.08.2019 günü reddedilmiştir. Kurumun aylık bağlama belgelerine göre, davacının tahsis talep tarihinde 4598 gün … Sandığı ve 1887 gün 4/1-a bendi hizmeti olmak üzere 6485 gün primi bulunmaktadır.
… Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından 14.02.2002 günü toptan ödeme emri hazırlandığı, 14.02.2002 tarihli belgede hizmetine karşılık 5.043.740,00 TL toptan ödeme yapıldığının belirtildiği, 06.02.2002 tarihli belgede davacıdan “toptan ödemenizi alarak Sandığımıza tabi hizmetinizi tasfiye etmek istemeniz halinde beyannamenin gönderilmesinin” istendiği, 03.02.2010 tarihli belgede toptan ödemenin emanet hesabına alındığının belirtildiği, davacının 03.05.2013 günü “… ile ilişkim kesilmeyecek şekilde şahsıma toptan ödeme yapılmasını talep ediyorum” içerikli dilekçe sunulduğu, 10.05.2013 tarihli Kurum içi yazışmada toptan ödeme emrinin iptalinin istendiği görülmüştür.
Fiili hizmet süresi zammının 1 yıl 9 ay 8 gün (638 gün) olduğu, fiili hizmet süresi zammının tamamının 23.05.2002 tarihinden önce geçtiği, 23.05.2002 tarihinden önceki toplam hizmet süresinin askeri öğrencilik nedeniyle hizmetten sayılan süresi ile birlikte [ 3 yıl 11 ay (1410 gün) askeri öğrencilik + 2550 gün muvazzaf subay + 638 gün fiili hizmet zammı olmak üzere) 4598 gün (12 yıl 9 ay 8 gün) olduğu anlaşılmakla; 506 sayılı Kanun’un Geçici 81.maddesinin B-h bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş ve 5450 gün prim ödemesiyle yaşlılık aylığına hak kazanacaktır.
Davacının, 31.07.2019 tahsis talep tarihinde 25 yıl sigortalılık süresi ile 5450 gün prim gün sayısına sahip olduğu belirgindir.
14.04.1971 doğumlu davacı 51 yaşını 14.04.2022 tarihinde ikmal edecek olup 1 yıl 9 ay 8 gün (638 gün) fiili hizmet süresi zammının, aylık hesabı yapılırken yaş haddinden indirilmesi (506 SK Ek m.39) gerektiğinden, davacı 06.07.2020 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanacaktır. Davacı her ne kadar tahsis talebinde bulunduğu 31.07.2019 ve davanın açıldığı 05.08.2019 tarihlerinde yaşlılık aylığını hak kazanamamış ise de eldeki davanın açılmasına Kurum da hatalı ve hukuka aykırı işlemiyle (davacının fiili hizmet zammı süresini 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirmeyerek) neden olduğundan, davacının eldeki davanın kesinleşmesinden sonra yeniden yaşlılık aylığı talebinde bulunması gerektiğinin kabulü halinde, ortaya çıkan hukuka aykırılığın tüm sonuçları davacıya yüklenmiş ve uzunca bir süre yaşlılık aylığından mahrum kalmış olacaktır. Bu nedenle, mahkemece hüküm kurulan 13.11.2020 tarihinden önce, 06.07.2020 tarihini takip eden aybaşı 01.08.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hükmedilmesi usul ekonomisi gereğince yerinde olacaktır.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi ve davacının 01.08.2020 tarihinden itibaren hak kazandığı yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK’nın 355 maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi ve davacının 01.08.2020 tarihinden itibaren hak kazandığı yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … 17. İş Mahkemesi’nin 13/11/2020 tarihli, 2019/322 Esas – 2020/294 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi ve davacının 01.08.2020 tarihinden itibaren hak kazandığı yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
Fazla istemin reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, aslen kendisi hakkında İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu ve fiili hizmet zammı süresinin davalı Kurum işlemlerinin aksine uygulanması ile yaşlılık aylığı yönünden müstahak olduğunu belirterek, asıl ve birleşen davalarının kabulü yerine yazılı şekilde karar tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili ise, esasen davalı kurum işleminin yerinde olduğunu, davacının hem asıl davada hem de birleşen davada taleplerinin mümkün olmadığını belirterek her iki davasının da reddi gerektiğini belirtmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Yasa kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Yasadaki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Yasa kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.
5434 sayılı Yasanın 10. kısmında (31. ila 34. maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11. kısmında (35 ila 38. maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.
5434 sayılı Yasanın 31. maddesinde “Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet” olarak tanımlanmış, 32. maddesinde; İştirakçilerin, 5434 sayılı Yasa kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32’nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34. maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.
Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Yasanın geçici 205. maddesinde de, 32’inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.
5434 sayılı Yasada düzenlenen “itibari hizmet” süresi ise, 35.maddede “Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir” şeklinde tanımlanmış, 36. maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı Yasanın ek 5.maddesinde de “itibari hizmet süresi” kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, “506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı yasanın Ek 39’uncu maddesinde de “Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun’un 60. ve Geçici 81’inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Konu, son olarak 5510 sayılı Yasa ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren “Fiili hizmet süresi zammı” başlıklı 40. maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.
5510 sayılı Yasanın “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti … Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81’inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve … aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve … ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum’un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.