YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1446
KARAR NO : 2023/11245
KARAR TARİHİ : 14.11.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/1 E., 2021/493 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından, temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesi ile davacının 1966-1990 yılları arasındaki sigortalı çalışmalarının büyük bir bölümünün aynı zamanda birden fazla işveren nezdinde gerçekleştiğini ve tüm işverenler tarafından sigorta primlerinin eksiksiz yatırıldığını, tahsis talebi üzerine 1990 yılında yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak çalışma dönemine ilişkin 22.092 (yirmi ikibin doksaniki) gün prim ödeme gün sayısı bulunmasına karşın, yaşlılık aylığının alt göstergeden /her ay 30’ar günlük prim üzerinden hesaplandığını, davacının bu yanlışlığın düzeltilmesi için 24.07.2009 tarihinde kuruma başvurduğunu, ancak Kurumca verilen cevabi yazıda, bağlanan aylıkta herhangi bir hatanın bulunmadığının bildirildiğini, davacıya tabandan değil tavandan aylık bağlanması gerektiğini, fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla aylık farkından doğan şimdilik 5000,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili, cevap dilekçesi ile; kayıtların tetkikinde davacının 02.07.1957 tarihinde ilk defa sigortalı çalışmaya başladığı ve 18.11.1983 tarihli talebine istinaden, 01.12.1983 tarihinden geçerli olmak üzere 6908 toplam gün sayısı, 480 gösterge ve %67 ABO değerlendirilerek yaşlılık aylığı bağlandığını, 01.01.1989 tarihinden itibaren tüm sigorta kollarına tabi çalışmaya başlaması üzerine yaşlılık aylığının kesildiğini, 31.12.1990 tarihinde işten ayrılarak 23.03.1991 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunması üzerine 1989/1990 yıllarına ait yeni gün ve kazançları değerlendirilerek 01.04.1991 tarihinden geçerli olmak üzere 7628 gün 3600 gösterge ve %60 ABO değerlendirilerek hesaplanan yeni aylığı eski aylığından yüksek olması üzerine yeni aylıklarının ödenmeye başlanıldığını, davacıya en son 2009/Ekim ayında 705,21 TL aylık, 28.21 TL ek ödeme olmak üzere toplam 641,74 TL (91,68 TL SGDP kesilerek) ödendiği ve sigortalının 01.07.1999 tarihinden sonra 12125 gösterge, %66,1 ABO dan aylıklarının ödenmesine devam edilmekte olduğunu, prim ödeme gün sayısının 506 sayılı Kanun’un 77/6 ncı fıkrası gereği, çalışılan bir ayın 30 günden/ bir yılın 360 günden fazla olamayacağı açıkça belirtildiğinden aksi uygulamanın 506 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil edeceği dikkate alınarak azamiyi aşan kazanç düşülerek aylık hesabının yapıldığını, hesaplamada herhangi bir hata yapılmadığını, kurumca yapılan işlemlerin yasa ve usule uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, bozma öncesi verilen karar ile “…Toplanan deliller ışığında; davacıya 18.11.1983 tarihli talebine istinaden, 01.12.1983 tarihinden geçerli olmak üzere 6908 toplam gün sayısı, 480 gösterge ve %67 ABO değerlendirilerek yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacının 01.01.1989 tarihinden itibaren tüm sigorta kollarına tabi çalışmaya başlaması üzerine yaşlılık aylığı kesilmiş, 31.12.1990 tarihinde işten ayrılarak 23.03.1991 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunması üzerine 1989/1990 yıllarına ait yeni gün ve kazançları değerlendirilerek 01.04.1991 tarihinden geçerli olmak üzere 7628 gün 3600 gösterge ve %60 ABO değerlendirilerek yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacı, emekli aylığının eksik hesaplandığını ileri sürerek; “eksik hesaplanan yaşlılık aylığının tespiti ve aylık farklarının tahsili istemli” eldeki bu davayı açmıştır. SGK Afyonkarahisar İ1 Müdürlüğü Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin 03.04.2015 tarihli yazıları ve 9156 gün sayısına göre yapılan intibak sonucu, davacıya 01.04.1991 tarihindeki aylığın hesaplanmasına esas alınan; Aylık ortalama kazancının 7.109.120 ETL, 6/8 D/K’nin 01.04.1991 tarihindeki üst gösterge tablosundaki karşılığının 4050, Bakanlar kurulunun 92/2607 sayılı kararı ile tespit edilen aylık bağlama oranının (ABO) %67, 01.04.1991 tarihindeki katsayının 352 olduğu dikkate alındığında, davacının 01.04.1991 tarihindeki aylığı 4050 x 352 x ,67 = 955,152 ETL +290.000 ETL SYZ= 1.245.152 ETL olduğu hesaplanmıştır. Davacı aşamalarda ve bilirkişi Selahattin Üçüncü tarafından tanzimli 14.08.2015 tarihli rapora karşı itirazında; 1984-1988 yılları arasındaki sigortalı hizmetlerinin dikkate alınmadığını, bu nedenle 01.04.1991 tarihindeki yaşlılık aylığının eksik hesaplandığını ileri sürmüş isede, Dosya kapsamında yapılan incelemede; 18.11.1983 tarihli tahsis talebine istinaden, davacıya 01.12.1983 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanmış, 01.01.1989 tarihinden itibaren tüm sigorta kollarına tabi çalışmaya başlaması üzerine yaşlılık aylığı kesilmiştir. 23.03.1991 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunması üzerine 1989/1990 yıllarına ait yeni gün ve kazançları değerlendirilerek 01.04.1991 tarihinden geçerli olmak üzere 7628 gün 3600 gösterge ve %60 ABO değerlendirilerek yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacı 1984-1988 yılları arasında emeklidir ve bu dönemde sigorta kollarına ait herhangi bir prim ödemesi ve sigortalı hizmeti bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının iddiaları/ve itirazları yerinde bulunmamış, söz konusu dönem 01.04.1991 tarihindeki yaşlılık aylığın tespitinde dikkate alınmamıştır. Davacıya 01.04.1991 tarihi ve sonrasında ödenen aylıklarla, ödenmesi gereken aylıklar ve aradaki fark tespit edilerek dava tarihi itibariyle fark aylık alacağı hesaplanmıştır. Davacıya yaşlılık aylığının bağlandığı 01.04.1991 tarihinden dava tarihi olan 28.09.2009 tarihine kadar ödenen aylık tutarı 54.609,74 TL, ödenmesi gereken aylık tutarı 60.689,95 TL, ödenmesi gereken fark ödeme 6.080,21 TL olarak hesaplanmış ancak fark aylık alacağı davadan sonra 2014/Şubat aylığı ile birlikte davacıya ödendiğinden fark aylık alacağı yönünden dava konusuz kaldığından davanın reddine, (davalı dava açıldıktan sonra fark aylık ödemesinde bulunmuş olduğundan dolayısı ile dava açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuştur.) dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma kararında “…Eldeki davada ise, öncelikle davacının iddiasına konu ettiği şekilde 20256 gün ve tavan kazançlarına ilişkin olarak açıklama yapılması istenilmeli ve HMK’nun 31 inci maddesi kapsamında yapılacak açıklama ile hangi yıllarda geçen gün ve kazançlarının Kurumca dikkate alınmadığı hususları netleştirilmeli, kazanç miktarlarına ilişkin yazılı belgelerin varlığı araştırılmalı ve bu aşamadan sonra davalı Kurumca davacı hakkında 2014 yılında yapılan ikinci karar işlemi ile aylığa esas gün sayılarının değiştirilerek 7628 günden 9156 güne çıkartıldığı anlaşılmakla birlikte, davacı hakkında geçici 39 uncu madde hükümlerinin uygulanarak intibak işlemlerinin yapılıp yapılmadığı hususu ile gerek ilk aylık miktarı, gerekse ikinci karar sonrasında değişen aylık miktarı bakımından anılan yasal düzenlemeler kapsamında, tahsise esas alınan tüm verilerin getirtilmesi ile denetime uygun bir bilirkişi raporu aldırıldıktan sonra bir karar verilmesi, devamında davacı hakkında 2014 yılındaki Kurum işlemi ve dava tarihine göre davacının kurumca ödenen fark aylık miktarı yönünden faiz isteminde bulunabileceğinin dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Her ne kadar Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin 09.04.2014 tarihli yazısı ile davacının 01.04.1991 ile 22.02.2014 arasına ait 10.221.43 TL fark aylık ödemesinin sigortalıya gönderildiğinin bildirilmiş ise de, 23.02.2012-23.01.2019 tarihleri arasına ait ödeme bilgilerinde 10.221.43 TL fark aylık ödemesinin davacıya ödendiğine dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Bu nedenle 01.04.1991 ile 22.02.2014 arasına ait 10.221.43 TL fark aylık miktarının davacıya ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ödeme tarihi Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinden sorulmuştur, kurumca verilen cevabı yazıda ilgili ödemenin dava açıldıktan sonra 23.03.2014 tarihinde davacıya yapıldığı ve ödemeye dair belgenin mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. Davacı asilin vefatı nedeniyle, dava yasal mirasçılarına ihbar edilmiş taraf teşkili sağlanmıştır. Bu nedenle davanın fark yaşlılık aylığı talebi yönünden konusuz kaldığı kanaatine varılmış ve asıl alacak yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava dilekçesi ile faiz talep edildiğinden ödenen fark yaşlılık aylıklarına ilişkin faiz alacağı talep edilmiştir. Eksik ödenen her aylık kalemi için (01.04.1991-22.02.2014 arası) her aylık için 23.03.2014 tarihine kadar işleyen yasal faizlerin davalı kurumca hesaplanarak davacılara verilmesine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurumca davacıya bağlanan aylığın eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile mülga 506 sayılı Kanun’un geçici 82 nci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, bozma sonrasında yapılan yargılama ile davacının başlangıçta iddia ettiği gün veya kazanç sayısına ilişkin iddiasının ispat edilememesi karşısında, davacı hakkında 5510 sayılı Kanun’un geçici 39 uncu maddesi hükümlerine uygun şekilde aylığının intibakının yapılarak, 2014 yılındaki Kurum işlemine göre davacının aylığının eksik kısımları bakımından yeniden hesaplama yapılmasından sonra, kurumca ödenen fark aylık miktarı yönünden faiz isteminde bulunabileceğine ilişkin kabul ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde ise de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasına uyugn şekilde “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmüne uygun olarak, davacının hak ettiği faiz istemi hakkında öncelikle davalı kurumdan faiz alacağı miktarının ne olması gerektiği hususu sorulmalı ve sonucuna göre, davacının alabileceği faiz istemi bakımından uygun bir hesaplama yapılarak infaza elverişli bir şekilde karar tesisi gereğinin dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.