YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6894
KARAR NO : 2023/2097
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/338 E., 2022/12 K.
…
…
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan …’in davalı kooperatifte 2003 yılından buyana park ve bahçe işleri ile gece bekçisi olarak çalıştığını, kooperatifin boş alanlarında az miktarda zeytin ağacı olduğunu, kooperatif başkanı … dönemine kadar ekonomik değeri olmadığı için bu zeytinlerin toplanmadığını, ancak başkan …’nun talimatıyla müvekkilinin de dahil olduğu zeytin toplamayı bilmeyen işçilerin bu zeytinleri toplatıldığını, kaza günü olan 11 Kasım 2008 tarihinde yine kooperatif başkanı …’nun talimatı ile …’in ağaca çıkmak suretiyle zeytin toplar iken, dengesini kaybederek düşdüğünü, gözlerine ağaç dallarının batması nedeniyle, sol gözünde tam görme kaybı ile, sağ gözünde ise kısmi görme kaybı olduğunu, müvekkilin tedavisi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapıldığını,sol gözü tamamen görmeyen ve sağ gözünde kapanma ihtimali olan müvekkilinin kaza nedeniyle pisikolojisinin ve kişiliğinin olumsuz etkilendiğini, yaşamının alt üst olduğunu, vücut tamlığında oluşan kaybın davacının çalışmasını, iş bulmasını ve tüm yaşamını etkileyeceğini, bundan dolayı müvekkilinin eşi ile çocuğununda büyük üzüntü yaşadıklarını, davacının tedavisinin yurt dışında olabileceğinin değerlendiğirildiğini tüm bu nedenlerle müvekkili … için 5.000 TL sigorta tarafından karşılanmayan tedavi yol masrafları olarak maddi tazminatın, 10.000 TL işgücü kaybı olarak maddi tazminatın, 60.000 TL manevi tazminatın, 10.000 TL … ‘e velayeten … için manevi, 10.000 TL … için manevi olmak üzere toplam 95.000,00 TL tazminatın davalı kooperatiften tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2013 tarihli ve 2009/345 Esas, 2013/94 Karar sayılı kararı ile; 1-Davacı …’in maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile, 41.869,72 TL, maddi tazminatın 15.000 TL’lik kısmına dava tarihinden itibaren 26.869, 72 TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı …’in manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
3-Davacılar … ve …’in manevi tazminata ilişkin davalarının reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 05.11.2013 tarih ve 2013/10317 Esas, 2013/19732 karar sayılı ilamında özetle; davacı sigortalının iş kazası sonucunda yaralandığı, olayın SGK tarafından iş kazası olduğunun tespit edildiği, Mahkemece Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 07.06.2010 tarihli raporda davacının meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının olay tarihindeki yaşına göre % 59, rapor tarihindeki yaşına göre % 60 olduğunun belirtildiği, SGK Maluliyet Daire Başkanlığı raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının % 39 olduğu, kontrol muayenesinin gerekmediği ve yardıma muhtaç durumda olmadığının belirtildiği, gerekçede Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın raporuna göre % 60 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak davanın kabule gidildiği belirtilmesine rağmen, hükme esas bilirkişi hesap raporunda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tespit edilen % 39 sürekli iş göremezlik oranına göre hesaplama yapıldığı, yapılacak işin; davacılara SGK Maluliyet Daire Başkanlığı tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını kabul edip etmedikleri ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açmak üzere süre isteyip istemedikleri sorularak, kabul edilmesi halinde sürekli iş göremezlik oranının % 39 olduğu kabul edilerek, tespit davası açmak üzere süre istenilmesi halinde ise, hak alanını etkileyeceğinden Sosyal Güvenlik Kurumu’nu hasım göstererek sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açmaları için süre verilmesi ile dava açılması halinde sonucu beklenerek çıkacak sonucuna göre bir karar vermekten ibarett olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 18.09.2018 tarihli ve 2014/74 Esas, 2018/285 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda 08.07.2014 tarihli celsede davacılar vekiline SGK hasım gösterilerek sürekli iş göremezlik oranının tespiti yönünden tespit davası açılması için kesin süre verildiği, davacı vekilince … 14. İş Mahkemesi’nin 2014/230 Esas sayılı dosyasından iş göremezlik oranının tespiti için açılan davanın sonucunun bekletici mesele yapıldığı, … 14. İş Mahkemesi’nin 2014/230 Esas 2016/119 Karar sayılı dosyasından verilen 29.03.2016 tarihli kararda davanın kabulü ile davacının maluliyet oranının %39 olduğunun tespitine karar verildiği, Mahkemece verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2016/10453 Esas 2017/10868 Karar sayılı 21.12.2017 Tarihli ilamı ile onanmasına karar verildiği, dosya içeriğinden, Yüksek Sağlık Kurulu’nun 08.04.2015 tarihli kararına göre davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %39 olduğunun bildirildiği, bu rapora davacı tarafça itiraz edildiğinden dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu’nun 24.02.2016 tarihli raporu ile maluliyet oranının %39 olarak tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu’nca ve Adli Tıp Kurumu’nca belirlenen maluliyet oranlarının aynı olduğu, bu hali ile davacının maluliyet oranının %39 olarak tespit edildiği, Mahkememizce alınan 22.09.2012 tarihli hesap bilirkişi raporunda da %39 oranında sürekli iş göremezlik oranına göre hesaplama yapıldığı anlaşıldığından yeniden hesap raporu alınmasına gerek görülmediği, Yargıtay bozma ilamındaki bozma gerekçesine hasren yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen ilk kararda hükmedilen tazminat miktarına dayanak maluliyet oranının davacı vekilince açılan tespit davası sonucu verilen ve kesinleşen karar ile kesinlik kazandığı ve bu hali ile tazminat miktarında değişiklik olmayacağının anlaşıldığı gerekçesiyle;
1-Davacı …’in maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile, 41.869,72 TL maddi tazminatın 15.000 TL lik kısmına dava tarihinden itibaren, 26.869,72 TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı …’in manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
3-Davacılar … ve …’in manevi tazminata ilişkin davalarının reddine, karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 21.05.2019 tarih ve 2018/6902 Esas, 2019/4016 karar sayılı ilamında özetle; maddi tazminat alacağının tespitinde davacıya sürekli iş göremezlik oranı gözetilerek kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının, hükme esas alınan 22/09/2012 tarihli hesap raporunda tespit edilen tazminat alacağından tenzili gerekirken; göz ardı edilerek yazılı şekilde tüm peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle, diğer bir deyişle fazla indirim yapılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Mahkemece yapılacak işin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilen gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının tazminat alacağından tenzil edilmesi ve bu esnada usulü müktesep hakkın gözetilmesi ile birlikte maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesinden ibaret olduğu, zararlandırıcı olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında; olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı ile sigortalının yaşına göre ve özellikle sigortalının ağır bedensel zarara uğradığı gözetilerek davacı eş ve çocuk lehine de muhik bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı ve davalı vekili lehine maddi ve manevi tazminat yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.02.2021 tarihli ve 2019/282 Esas, 2021/60 Karar sayılı kararı ile; tazminat alacağının tespitinde davacıya sürekli iş göremezlik oranı gözetilerek kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının, hükme esas alınan 22.09.2012 tarihli hesap raporunda tespit edilen tazminat alacağından tenzili gerekirken; göz ardı edilerek yazılı şekilde tüm peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle, diğer bir deyişle fazla indirim yapılarak hüküm kurulduğu, SGK’ya yeniden müzekkere yazılarak dava tarihi itibariyle kurumca bağlanan ilk peşin sermaye değerinin sorulduğu, verilen müzekkere cevabında 37.869,30 TL olduğu, bunun rücuya kabil miktarının 26.508,51 TL olduğu, 19.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporuyla 26.508,51 TL Kurumca bağlanan ilk psd’nin rücuya kabil kısmı çıkarıldığında davacı …’in dava konusu iş kazası nedeniyle uğramış olduğu maddi zararı 235.422,68 olduğu yönünde görüş bildirildiği davacının 15.02.2013 tarihli ıslah dilekçesinde 98.417,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, davacının temyiz itirazında Mahkemece hükmedilen tazminat miktarına itiraz edilmediği, usuli müktesep hak da gözetilerek bozma öncesi verilen maddi tazminat miktarı yönünde kararda değişiklik yapılmadığı, bozma ilamı doğrultusunda; zararlandırıcı olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında; olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı ile sigortalının yaşına göre ve özellikle sigortalının ağır bedensel zarara uğradığı gözetilerek davacı eş lehine 9.000,00 TL ve çocuk lehine 8.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek, vekalet ücretine ilişkin bozma ilamı doğrultusunda ayrı ayrı hüküm kurularak Yargıtay bozma ilamındaki bozma gerekçesine hasren yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen ikinci kararda hükmedilen tazminat miktarına usuli müktesep hak gözetilerek değişiklik yapılmayarak davanın kısmen kabulüne ilişkin gerekçe ile;
1-Davacı …’in maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile, 41.869,72 TL maddi tazminatın 15.000 TL lik kısmına dava tarihinden itibaren, 26.869,72 TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı …’in manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
3-Davacılar … ve …’in manevi tazminata ilişkin davalarının Kısmen kabulü ile;
a)Davacı … lehine 9.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacı …’in lehine 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
E Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 21.09.2021 tarih ve 2021/5301 Esas, 2021/10627 karar sayılı ilamında özetle; mahkemece yapılacak işin, 22.09.2012 tarihli hesap raporunda belirlenen ve tavan zararı oluşturan tutardan ( 100.514,60 TL maddi zarar ) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilen gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının tenzil edilmesi ve bu esnada usulü müktesep hakkın gözetilmesi ile birlikte maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesinden ibaret olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
F. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 18.01.2022 tarihli ve 2021/338 Esas, 2022/12 Karar sayılı kararı ile; tazminat alacağının tespitinde davacıya sürekli iş göremezlik oranı gözetilerek kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının, hükme esas alınan 22.09.2012 tarihli hesap raporunda tespit edilen tazminat alacağından tenzili gerekirken; göz ardı edilerek yazılı şekilde tüm peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle, diğer bir deyişle fazla indirim yapılarak hüküm kurulduğu, SGK’ya yeniden müzekkere yazılarak dava tarihi itibariyle kurumca bağlanan ilk peşin sermaye değerinin sorulduğu, verilen müzekkere cevabında 37.869,30 TL olduğu, bunun rücuya kabil miktarının 26.508,51 TL olduğu, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22.09.2012 tarihli ek raporda davacının gelir kaybı zararının 100.514,60 TL olduğu ve bu miktardan davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tespit edilerek düşürülmesi gerektiğinin bildirildiği, SGK tarafından davacıya bağlanan 37869,30 TL’nin rücuya kabil kısmının 26.508,51TL’nin tenzili ile 74.006,90 TL’nin davacının 15.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah ettiği miktar olan 98.417,00 TL gözetilerek bozma ilamı doğrultusunda değinilen noktalarda yargılama yapılarak4.006,90 TL’nin davacının 15.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminatın 15.000 TL lik kısmına dava tarihinden itibaren, 59.006,09 TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında; olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı ile sigortalının yaşına göre ve özellikle sigortalının ağır bedensel zarara uğradığı gözetilerek davacı lehine 30.000,00 TL; davacı eş lehine 9.000,00 TL ve çocuk lehine 8.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, vekalet ücretine ilişkin bozma ilamı doğrultusunda ayrı ayrı hüküm kurulduğu gerekçesiyle:
1-Davacı …’in maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile, 22.09.2012 tarihli bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda davacının gelir kaybı zararının 100.514,60 TL’den, SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin 37.869,30 TL olduğu ve bu miktardan davacıya bağlanan peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının 26.508,51TL’nin tenzili ile 74.006,90 TL’nin davacının 15.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminatın 15.000 TL lik kısmına dava tarihinden itibaren, 59.006,09 TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı …’in manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
3-Davacılar … ve …’in manevi tazminata ilişkin davalarının kısmen kabulü ile;
a)Davacı … lehine 9.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacı …’in lehine 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı …’in 2003 yılından bugüne kadar kooperatif nezdinde çalışmakta olduğunu, iş akdinde bahçıvan olarak görünen davacı …’in sitede mevcut ağaçların ürünlerinin nasıl toplanacağını bilmesi gerekeceğinden meydana gelen kazada davalı kooperatifin bir kusuru bulunmadığını, Kooperatifteki zeytin ağaçlarlarının boyutu itibarıyla mahsullerinin elle toplanmasının mümkün olduğunu, davacı …’in zeytin ağacına çıkmasnın kendi hatalı davranışı olduğunu, bu davada yasal hasımın o günkü yönetici … olması gerektiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında hatalı hesaplama yapıldığını, hesaplama yapılırken ilk psd li değer 37.869,30TL üzerinden hesaplama yapıldığını ilk psd li değerin 58.644,88TL olduğunu, bilirkişilerin yaptığı hesaplamaların kaza tarihi olan 11.11.2008 tarihinden itibaren davacının uğradığı maddi zararı belirlemeye yönelik olduğunu, maddi tazminatın amacının hukuka aykırı bir eylem ya da işlem nedeniyle malvarlığında eksilme olan kişinin maddi zararını gidermeye yönelik olduğunu, davacının 2003 yılından bugüne kadar ve halen davalı kooperatif nezdinde çalışmakta olduğunu, davacının kaza tarihinden bugüne kadar mal varlığında bir eksilme olmadığını, yargılama aşamasında maddi tazminatlarda hesaplama tablosunun değiştiğini, TRH 2010 tablosunun uygulamaya başlandığını, hüküm altına alınan kararda davacı lehine 10.420TL ve 6.910TL olmak üzere manevi tazminat vekâlet ücreti hesaplandığını, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretlilerinin hangi davacıya ait olduğunun belirtilmediğini, red edilen manevi tazminat yönünden her davacı için ayrı ayrı red miktarı göz önüne alınarak davalı kooperatif lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekitiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3. maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK’nun 26 ncı ve 303 ncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanan aynı Kanunun 41,42,43,44,46 ve 47 nci maddeleri ile 53 üncü maddesi, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Usuli kazanılmış hak kavramı davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
3.Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (…nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
4. Mahkemenin 19.03.2013 tarihli ilk kararının, Kapatılan 21. Hukuk Dairesi’nin 05/11/2013 tarih ve 2013/10317 esas, 2013/19732 karar sayılı ilamıyla; SGK Maluliyet Daire Başkanlığı tarafından tespit edilen % 39 sürekli iş göremezlik oranını kabul edip etmedikleri ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açmak üzere süre isteyip istemedikleri yönünden bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılamada … 14. İş Mahkemesi’nin 2014/230 Esas 2016/119 Karar sayılı dosyasında verilen 29/03/2016 tarihli kararda davacının maluliyet oranının %39 olduğunun tespitine karar verildiği, Mahkemece verilen kararın Kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2016/10453 Esas 2017/10868 Karar sayılı 21.12.2017 Tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, mahkemece, davacının maluliyet oranının % 39 olarak esas alındığı ve bozma öncesi alınan 22.09.2012 tarihli hesap bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verildiği, işbu hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; yerel mahkemece verilen bahse konu kararın “.. maddi zararın belirlenmesi sırasında, Kurumca bağlanan gelirlerin tüm peşin değeri düşülerek sonuca gidildiği, maddi tazminat alacağının tespitinde davacıya sürekli iş göremezlik oranı gözetilerek kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının, hükme esas alınan 22.09.2012 tarihli hesap raporunda tespit edilen tazminat alacağından tenzil edilmesi gerektiği… ”şeklinde belirtilerek Kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesince bozulduğu; akabinde Yerel Mahkemece Dairenin Bozma İlamına uyulmasına karar verilerek, 19.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporuyla 26.508,51 TL Kurumca bağlanan ilk psd’nin rücuya kabil kısmı çıkarıldığında davacının maddi zararının 235.422,68 olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacının 15.02.2013 tarihli ıslah dilekçesinde 98.417,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, ancak davacının temyiz itirazında Mahkemece hükmedilen tazminat miktarına itiraz edilmediği, usuli müktesep hak da gözetilerek bozma öncesi verilen maddi tazminat miktarı yönünde kararda değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle bozma öncesi verilen tutara hükmettiği, işbu hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; yerel mahkemece verilen bahse konu kararın ” … 22.09.2012 tarihli hesap raporunda belirlenen ve tavan zararı oluşturan tutardan ( 100.514,60-TL maddi zarar ) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilen gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının tenzil edilmesi ve bu esnada usulü müktesep hakkın gözetilmesi ile birlikte maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesi gerektiği” şeklinde belirtilerek Yargıtay 10. Hukuk Dairesince bozulduğu; akabinde Yerel Mahkemece Dairenin Bozma İlamına uyulmasına karar verilerek, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22.09.2012 tarihli ek raporda davacının gelir kaybı zararının 100.514,60 TL olduğu ve bu miktardan davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının 26.508,51TL’nin tenzili ile 74.006,90 TL maddi zararının olduğu yönünde hüküm kurulduğu ancak Mahkemece davacının mahkeme tarafından verilen 19.03.2013 tarihli kararına karşı temyiz itirazında Mahkemece hükmedilen tazminat miktarına itiraz etmediği böylelikle davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak Dairenin Bozma İlamına uygun şekilde hüküm tesis edilmediği anlaşılmıştır.
5.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek hüküm bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanun’un 438. maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır.
VII. KARAR
1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.01.2022 tarih ve 2021/338 E- 2022/12 K sayılı ilamının Hüküm fıkrasının silinerek;
1-Davacı …’in maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile, 41.869,72 TL, maddi tazminatın 15.000 TL’lik kısmına dava tarihinden itibaren 26.869, 72 TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı …’in manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
3-Davacılar … ve …’in manevi tazminata ilişkin davalarının kısmen kabulü ile; a)Davacı … lehine 9.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacı …’in lehine 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli 6.070,69 TL harçtan peşin alınan 1.282,50 TL ile 1.424,60 ıslah harcının mahsubu ile bakiye 3.363,59 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Yargılama aşamasında davacı … tarafından karşılanan peşin harç 1.282,50 TL’nin davalıdan alınarak davacı …’e verilmesine,
6-Yargılama aşamasında davacılar … ile … tarafından karşılanan ıslah harcı 1.424,60 TL’nin davalıdan alınarak müştereken ve müteselsilen davacılar … ile …’e verilmesine,
7- Davacı tarafından tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla bozma öncesi yapılan ilk yargılama gideri 46,20 TL, 2 tebligat gideri 28 TL, müzekkere ve posta masrafları 75 TL, Ege üniversitesinde bilirkişi incelemesi ile üç kişilik bilirkişi heyetine ilişkin bilirkişi ücretleri ve talimat posta masrafları 1.135,0 TL, Tanık ücretleri 80 TL, keşif ve bilirkişi masrafları 457,50 TL olmak üzere toplam 1.821,20 TL ile, bozma sonrası yapılan 2 tebligat ücreti 12,00 TL, bilirkişi ücreti 375,00 TL ile, bozma sonrası yapılan 2 tebligat ücreti 11,00 TL olmak üzere toplam 2.283,20 TL yargılama giderinden kabul/red oranına göre 1.049,13 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
8-Davalı tarafından tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla bozma öncesi yargılama aşamasında yapılan 3 tebligat ücreti 24,00 TL, 19,80 TL posta masrafı olmak üzere toplam 43,80 TL ile bozma sonrası yapılan 6 tebligat ücreti 32,00 TL ile bozma sonrası yapılan posta, müzekkere ücreti 15,00 TL olmak üzere toplam 90,80 TL’ yargılama giderinden kabul/red oranına göre 49,07 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Kabul edilen maddi tazminat miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ ne göre hesaplanan 6.243,06 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı …’e verilmesine,
10-Kabul edilen manevi tazminat miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ ne göre hesaplanan 6.910,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
11-Reddedilen maddi tazminat miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ ne göre hesaplanan 6.243,06 TL vekalet ücretinin davacı …’den tahsili ile davalıya verilmesine,
12-Reddedilen manevi tazminat miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ ne göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
14-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın HMK 333 ve HMKGAT 5/1 uyarınca karar kesinleştiğinde Yazı İşleri Müdürlüğünce re’sen ilgilisine İADESİNE,
” ibarelerinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
4. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…