Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/7662 E. 2022/11320 K. 27.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7662
KARAR NO : 2022/11320
KARAR TARİHİ : 27.09.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, yetim aylığını sona erdiren Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Önceki bozma ilamı ile “… Eldeki davada, bir önceki bozma ilamında belirtildiği üzere davacı ile boşandığı eşinin 18.09.2014 tarihine kadar -26.05.2009 – 18.09.2014 tarihleri arasında- birlikte yaşadıkları sabit kabul edilmiştir. Bozma ilamında bu kabul açıklıkça belirtilmişken; uyulan bozma ilamındaki kazanılmış haklara aykırı şekilde, uyuşmazlığın 18.09.2014 tarihinden sonraki dönem yönünden değerlendirilmesi gerekirken, 26.05.2009 – 18.09.2014 tarihleri yönünden davanın kabulü yerinde değildir. Ayrıca, 18.09.2014 tarihinden, dava tarihi olan 18.12.2014 tarihine kadar bozma ilamı doğrultusunda toplanan delillerden davacının boşandığı eşi ile ayrı yaşadığına dair delil toplanamadığından bu dönem yönünden de kabule dair hüküm kurulması isabetsizdir.” şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece bozma sonrası yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20’nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, medula sisteminden araştırma yapılmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Eldeki davada, Mahemece verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, önceki bozma ilamında belirtildiği üzere davacı ile boşandığı eşinin 18.09.2014 tarihine kadar, 26.05.2009 – 18.09.2014 tarihleri arasında birlikte yaşadıkları sabit kabul edildiğinden bu tarihler yönünden verilen red kararı yerinde olmakla birlikte; borç dönemi olarak geriye kalan 2014/9-12 dönemine ilişkin olarak ise, aynı sandıkta oy kullandıklarına dair seçmen kayıtları, dinlenen tanık beyanları ve toplanan tüm deliller kapsamında davacının bu dönemde de boşandığı eşiyle birlikte yaşadıkları anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.