Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/7986 E. 2023/11253 K. 14.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7986
KARAR NO : 2023/11253
KARAR TARİHİ : 14.11.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/5 E., 2021/305 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesi’nce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı … yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi … ‘in, … İli Uluyazı Mevkii Karatekin Üniversitesi Kampüs İnşaat Şantiyesi’nde 05.01.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğinden bahisle için tüm davacılar için 1.000,00’er TL maddi, 100.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmişlerdir.

II. CEVAP
Davalılar … ve … İnş. San. ve Tic. A.Ş. ortak vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin … ili Uluyazı mevkiinde bulunan … Karatekin Üniversitesi inşaatının yapımını üstlendiğini, bu işin yapımı için … ile 01.12.2011 tarihli taşeron sözleşmesi akdedildiğini, …’e ait … plakalı traktörü, eşi … ‘in kullanması kaydıyla kiralamış ve karşılığında da 1.300,00 TL bedel ödemeyi taahhüt ettiğini, traktörü müvekkiline ait işyerinde kullanmak ve başkalarına kullandırmak konusunda talimat alarak işyerinde görevlendirildiğini, araca … Sigorta ile Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) sigortası yaptırıldığını, sigorta şirketine davanın ihbar edilmesini, müteveffanın işyerinde yardımcı işçi olarak kalıpçılara yardım etmek ve depoya görevi ile ilgili malzemeleri taşımakla görevlendirildiğini, müteveffaya işe başlamadan önce şantiyede kullanılması zorunlu olan mazelemerin 26.10.2011 tarihli tutanak ile teslim edildiğini, kullanma zorunluluğu hakkında da gerekli ikaz ve uyarıların yapıldığını, şantiye ve işçi emniyeti ve güvenlik talimatları konusunda bilgilendirildiğini, olay günü …’in hiç kimseden izin ve talimat almaksızın ve görevi olmadığı halde, kendi başına traktörü çalıştırarak hareket ettirmek istediğini ve kendi kusuru neticesinde traktörü devirmek suretiyle traktörün altında kalarak hayatını kaybettiğini, olayın meydana gelmesinde müteveffanın %100 oranında kusurlu olduğunu, işveren müvekkillerine herhangi bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, ölen işçiye hiçbir şekilde işi dışında bir iş verilmediğini ve hiçbir zaman traktör de kullandırılmadığını, davacı eş Hamide ile müteveffa sigortalının 20.01.2011 tarihinde boşandığını, boşanma ile birlikte ölen işçinin, davacı … ‘ye bakma ve gözetme yükümlülüğünün sona erdiğini, aralarında herhangi bir bağ kalmadığı gibi hak sahipliliğinin de düştüğünü, dava dilekçesinde birlikte yaşadıkları ileri sürülse de, bu hususu kabul etmediklerini, tensip zaptında dahi ikamet adreslerinin farklı gözüktüğünü, bu nedenle Hamide yönünden davanın reddi gerektiğini, davacıların tazminat taleplerinin sebepsiz olarak zenginleşmelerine sebebiyet verecek mahiyette, fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.05.2015 tarih ve 2012/193 Esas, 2015/554 Karar sayılı kararıyla; sigortalının vefatı ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde müteveffanın %50, davalılar … ve … şirketinin birlikte %25, ihbar olunan …’in %25 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davalı … hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davacı eşin kazadan önce boşanmış olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine, çocuk …’nın talep edebileceği maddi bir zararı bulunmadığından adı geçenin maddi tazminat isteminin reddine, çocuk …’ın maddi zararı 3.095,32 TL olarak hesap edilmekle talebiyle bağlı kalınmak suretiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, her iki davacı çocuk lehine 25.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen 04.05.2015 tarih ve 2012/193 Esas, 2015/554 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar … ve … şirketinin ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesi’nin 22.11.2016 tarih ve 2016/4196 Esas, 2016/14442 Karar sayılı kararı ile davacı boşanmış eşin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi ile davacı çocuklar lehine hükmedilen manevi tazminatların tayin ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, uyuşmazlığın davacı çocuk …’nın destek tazminatı talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı, somut olayda, zararlandırıcı olayın tahkikat sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumunca iş kazası kabul edildiği ve davacı çocuk … ile dava dışı çocuk Zeynep’e iş kazası ölüm geliri bağlandığı, davacı …’ya, talepte bulunmadığı için, Kurum’ca gelir bağlanmadığının anlaşıldığı, hal böyle olunca davacı çocuk …’ya iş kazası sonucu ölüm nedeniyle gelir bağlanması için Kuruma müracaat etmesi, gerektiğinde dava açması için mehil verilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile çocuk …’nın maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 15.03.2021 Tarih, 2017/5 Esas, 2021/305 Karar sayılı karar ile sigortalının vefatı ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde müteveffanın %50, davalılar … ve … şirketinin birlikte %25, ihbar olunan …’in %25 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davalı … hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davacı eşin kazadan önce boşanmış olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine, çocuk …’nın maddi zararının Kurum ödemeleri ile karşılandığından bahisle adı geçenin maddi tazminat isteminin reddine, çocuk …’ın maddi zararı 3.095,32 TL olarak hesap edilmekle talebiyle bağlı kalınmak suretiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, her iki davacı çocuk lehine 25.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin 15.03.2021 Tarih, 2017/5 Esas, 2021/305 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı çocuklar lehine hüküm altına alınan manevi tazminatlar açısından kendileri lehine ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, reddolan manevi tazminat talepleri bakımından ret vekâlet ücretine ve aleyhe yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı SGK bakımından davanın husumet nedeniyle reddi yönündeki kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bu sebeple bu hususta yeniden karar verilmesi ve 2021 AAÜT’ye göre yeniden ve daha yüksek ret vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kesinleşen hususlarda aleyhlerine daha yüksek ret vekâlet ücretine hükmedilmesi yönünden de kararım bozulması gerektiğini, davacı çocuk …’nın maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bozmadan sonra alınan hesap raporunda haksız olarak müteveffanın ücretinin asgari ücret kabul edildiğini, bu hususun müvekkilinin zararlarının yanlış hesaplanmasına neden olduğunu, aynı raporda destek payları dağılımının da hatalı yapıldığını, yine zarar gören üçüncü kişi konumundaki müvekkillerine kusur izafe edilerek indirim yapılmasının da hatalı olduğunu, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde davacı …’nın maddi zararının bulunduğu ve bu talebin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun anlaşıldığını, davacılar …’nun ve …’in de çok daha fazla maddi zararı bulunduğunu, buna ilişkin fazlaya dair her türlü dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını müvekkilleri … ve … yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarları çok düşükken, davacı … bakımından hiç tazminata hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı belirlendiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8. maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, mahkeme kararının gerekçesinde aynen “18.06.2019 ve 21.01.2021 tarihli ek bilirkişi raporları ile davacı …’nın karşılanmamış zararının olduğu tespit edilmiştir. Bozma ilamı sonrasında düzenlenen ek bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmakla davacı … bakımından maddi tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” açıklamalarının yer aldığı, oysa anılan bilirkişi hesap raporlarında adı geçen davacının maddi zararının bulunmadığının tespit edildiği, bu haliyle açıklanan cümlenin hem dosya içeriği ile uyuşmadığı, hem de gerekçede karşılanmamış maddi zararının olduğu belirtildikten sonra gerekçenin devamında …’nın maddi tazminat isteminin reddine karar verildiğinin belirtilmesinin gerekçeyi kendi içinde çelişkili hale getirdiği, davacı çocukların kabul edilen toplam manevi tazminat tutarları üzerinden bu çocuklar lehine 7.300,00 TL olarak takdir edilmesi gereken manevi tazminat kabul vekalet ücretinin 4.080,00 TL olarak takdir edildiği, davalılar … ve … şirketi vekilinin 26.08.2015 tarihli sayman mutemedi alındısı ile bozmadan önce 2.583,86 TL bakiye karar ve ilam harcı yatırdığı halde mahkemece 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8 inci maddesi gereğince mahsup yapılmadığı için davalılar … ve … şirketi aleyhine karar ve ilam harcı yüklendiği, davalı … şirketinin tam ticaret ünvanı … İnş. San. ve Tic. A.Ş. olduğu halde gerekçeli karar başlığında eksik bir şekilde … İnş. A.Ş. Olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Mahkeme kararının;
1-Gerekçe bölümünün son paragrafının 7 nci satırında yer alan “olduğu tespit edilmiştir.” kelimelerinin silinerek yerlerine geçmek üzere “bulunmadığı anlaşılmaktadır.” kelimelerinin yazılması,

2-Mahkeme kararının gerekçeli karar başlığı, gerekçe ve hüküm bölümlerinde geçen tüm “… İnş. A.Ş.” sözcüklerinin silinerek yerlerine geçmek üzere “… İnş. San. ve Tic. A.Ş.” sözcüklerinin yazılması,

3-Hüküm fıkrasının manevi tazminat vekalet ücretlerine ilişkin 4 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere “4-Manevi tazminat vekalet ücretleri yönünden;

a)Davacılar kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince 7.300,00 TL vekalet ücretinin davalılar …, Davalı … İnş. San. ve Tic. A.Ş. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı … ve davacı …’e verilmesine,

b) Reddedilen kısım üzerinden 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacı … ve davacı …’ten alınarak davalılar … ve … İnş. San. ve Tic. A.Ş.’ne verilmesine,

c)AAÜT 10 uncu madde 3 üncü fıkrasına göre 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacı … ‘ndan alınarak davalılar … ve … İnş. San. ve Tic. A.Ş.’ye verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılması,

4-Hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin 5 numralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere “5-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden alınması gereken 3.483,81 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 899,95 TL harç ile davalılar … ve şirket vekili tarafından 26.08.2015 tarihli sayman mutemedi alındısı ile bozmadan önce yatırılan 2.583,86 TL harcım mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,” rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.