Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/10968 E. 2023/12469 K. 06.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/10968
KARAR NO : 2023/12469
KARAR TARİHİ : 06.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/983 E., 2023/1363 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/195 E., 2022/278 K.

Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti ve muris oğlu üzerinden aylık bağlanması istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan bu talep yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin oğlu …’un, davalı şirketin şantiyesinde kantar ve akaryakıt sorumlusu olarak çalıştığını, şantiyede 31.10.2010 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun, en son 900,00 TL net ücretle çalıştığının, müvekkilinin oğlu üzerinden, 01.10.2010 tarihinden itibaren yüksek olanın tamamı düşük olanın yarısından gelir ve aylık bağlanması gerektiğinin tespiti ile belirsiz alacağın tespiti ve her iki sigorta dalından, toplam 10.000,00 TL’nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;davacının babasından dolayı yetim aylığı aldığı tespit edildiğinden yapılacak denetim sonucunda aylık bağlanacak olsa dahi ölüm gelirinin bağlanmayacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir. n aşikar olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davalı Kurum, davacının müteveffa oğlunun 31.10.2010 tarihinde ölümü ile sonuçlanan kaza olayının “iş kazası” olduğu 31.05.2017 tarih ve 2017/203 sayılı ünite kararı ile tespit etmiş, 31.10.2010 tarihli kaza olayının iş kazası olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmış, diğer yandan müteveffanın ölüm tarihinde 5 yıllık sigortalılık süresi ve toplam 900 gün Prim gün sayısının bulunduğundan ölüm aylık bağlama koşulunun yerine gelmiş olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca … SG Denetmeni …tarafından düzenlenen 30.11.2018 tarih, 201/KÖZ-47 sayılı raporda davacı …’ün 01.01.2012 – 01.07.2013 tarihleri arasında net asgari ücretin altında olduğu tespit edilmiştir.

Davacının 13.01.2017 tarih, 927710 sayılı Kurum kayıtlarına alınan dilekçesi ile “iş kazası ölüm geliri” bağlanmasını talep ettiği, ölüm aylığı yönünden 20.01.2017 tarihli tahsis talebine göre 20.01.2012 tarihinden önceki dönemin, İş Kazası Ölüm Geliri yönünden; 13.01.2017 tarihli tahsis talebine göre 13.01.2012 tarihinden önceki dönemin, (beş yıl içinde istenmeyen kısmı) zamanaşımına uğradığı, bu nedenle davacıya ölen oğlundan dolayı 20.01.2012 tarihinden itibaren ölüm aylığı, 13.01.2012 tarihinden itibaren iş kazası ölüm geliri bağlanması gerektiği tespit edilmiştir.

Ancak davacı 01.07.2013 tarihinden itibaren müteveffa babasından dolayı 4/a ölüm aylığı aldığı anlaşıldığından 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin (d ) bendinde anne/babaya ölüm aylık ve gelir bağlanmasının diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartına bağlandığı, Kanunun 35 inci maddesinde hak sahiplerine bağlanan tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesileceğine hükmedildiğinden, davacıya bağlanması gereken iş kazası ölüm geliri ve ölüm aylığı 01.07.2013 tarihini takip eden ödeme dönemi başında kesilmesi gerektiği görülmüştür. Bu nedenle davacıya 01.02.2012-01.07.2013 süresinde iş kazası ölüm geliri yarımdan, 01.02.2012-01.07.2013 süresinde ölüm aylığı tamdan yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerekmektedir. Ancak davalı Kurum 01.02.2012-01.07.2013 süresi 2.115,19-RL iş kazası ölüm gelirinin 21.02.2022 tarihinde davacıya ödenmek üzere gelir hesabına gönderildiği, yasal faizini ödemediği, ölüm aylığının ödenmediği anlaşıldığından; iş kazası ölüm geliri yönünden 2,61.-TL yasal faiz, ölüm aylığı yönünden ( tamdan ) 6.411,61.-TL birikmiş aylıklar olmak üzere toplam 6.414,21-TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır.

Konak Sosyal Güvenlik Merkezinden alınan 31.08.2022 tarihli yazı da ; hak sahibi …’e gelir ve aylık bağlandığı yazı ekinde “ödeme bilgileri belgesinde” 6.411,66-TL ölüm aylığının da 25.11.2021 tarihinde davacıya ödenmek üzere aylık hesabına gönderildiği yani dava açıldıktan sonra ödendiği görülmüştür.

Bu tespit ve değerlendirmeler ışığında bilirkişi …’tan alınan denetime elverişli raporun hükme ışık tutacak mahiyette olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın talebinin kısmen kabulü gerekmiş olup, murisinin gelirinin net 900,00-TL olduğunun ispatlanamadığı, davacıya ödenen ölüm gelir ve aylıklarının mahsubu ile iş kazası ölüm geliri yönünden 2,61-TL yasal faiz alacağının bulunduğuna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesine dayalı olarak, “1-Dava açıldıktan sonra davalı tarafından ölüm aylığı ve iş kazası ölüm geliri ödendiğinden konusuz kalan bu talep yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına,
2-İş kazası ölüm geliri yönünden 2,61-TL yasal faiz alacağının davalı Yılmaz Madencilik’ten alınarak davacıya verilmesine, davalı SGK yönünden bu talebin reddine,
3-Fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili, müvekkiline, … olan oğlu üzerinden gelir ve aylığa 5510 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesi uyarınca hak kazandığını, 5510 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesi uyarınca yüksek olanın tamamının düşük olanın yarısının ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin babası üzerinden bağlanan ölüm aylığının da bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, aksi yöndeki yorumun yerinde olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili, davacının, 13.01.2017 ve 10.05.2017 tarihli müracaatlarına istinaden, 2013/26 sayılı Genelge uyarınca denetmen raporu alınması yönünde işlem yapıldığını, Kurum kusurunun bulunmadığını, aleyhe karar verilmemesi gerektiğini, davacıya, oğlu üzerinden 2/8 hisse oranında ölüm aylığının bağlandığını, davacının, oğlu üzerinden tek hissedar olarak 2/8 oranında 2020 yılı Kasım ayı itibariyle toplam 291,87 TL ölüm geliri alabileceği, davacının babası üzerinden 01.07.2013 tarihinden itibaren 2020 yılı Kasım ayında toplam 1.8656,72 TL ölüm aylığı aldığı, 5510 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi uyarınca oğul ve baba üzerinden aynı anda aylık/gelir alamayacağını, bilirkişinin alacak miktarına yönelik tespitlerine katılmadıklarını, aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, müvekkili Kurum yönünden konusuz kalması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, harçtan sorumlu tutulamayacağını, Kurum lehine ölüm gelirinden muaf olması sebebiyle vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup, buna göre sigortalı oğlunun iş kazası nedeniyle yaşamını yitirdiği 30.10.2010 tarihi itibarıyla davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 20/1 ve 34/1-d, 35/1 maddelerine göre, 01.07.2013 tarihinden itibaren babası üzerinden 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında ölüm aylığı alan davacının, oğlu üzerinden ölüm gelirinin, davacının babasından bağlanan ölüm aylığı tarihi itibariyle sona ereceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, denetime elverişli, yasal mevzuata uygun olduğu dikkate alındığında, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; istinaf sebepleri ile benzer sebeplerle kararı temyiz etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasının tespiti ve muris oğlu üzerinden aylık bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun’a uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı ve davalı Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.