Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/11488 E. 2023/13538 K. 27.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11488
KARAR NO : 2023/13538
KARAR TARİHİ : 27.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1951 E., 2023/1006 K.
KARAR : Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/426 E., 2021/92 K.

Taraflar arasındaki iş kazası olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin …’deki işyerinde ağacın ilk işlenmesinden elde edilen ürünlerin toptan ticareti işi ile uğraştığını, fabrika bitişik parselinden (başkasına ait) DSİ’ye ait bir sulama kanalının geçtiğini, bu sulama kanalına yılın belli zamanlarında tarım alanlarını sulamak için yüksek debili su verildiğini, kanalın belli bir bölümündeki kırık ve çatlaklardan su sızıntısı oluştuğunu, çatlaklardan sızan suyun müvekkil işyerine ait fabrika binası ve arazisinde su baskını ve zararlara sebebiyet verdiğini, bunun üzerine … Sulama Birliği’nin arandığını ancak Birlikçe elemanları, bütçeleri ve zamanlarının olmadığını belirtilerek kendi adlarına tamirat işi yaptırılması cevabını aldıklarını, bunun üzerine daha önce de benzer inşaat vb. Tamirat işleri yaptırılması ile tanınan müteveffa…’in arandığını, ödemesi iş bitiminde yapılmak üzere su bacası onarım işi… tarafından müteahhit olarak anahtar teslim şeklinde üstlenildiğini, eser sözleşmesi ile üstlenilen işin yapımı sırasında 08.05.2017 tarihinde…’in kaza geçirerek vefat ettiğini, SGK Müfettişince hazırlanan raporda meydana gelen olayın iş kazası olarak tespit edildiğini, meydana gelen olayın müvekkil şirket açısından mevzuatta tanımlandığı şekilde iş kazası olmadığını, müteveffanın işçi olmadığını, aradaki ilişkin hizmet sözleşmesi olmayıp anahtar teslim eser sözleşmesi olduğunu, sözleşme konusu yapılacak su bacası onarım işinin davacı şirketin yürüttüğü mal/hizmet üretimi ile ilgili olmadığı ve tamamen özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle müteveffa ile eser sözleşmesi yapıldığı, müteveffanın işçi olmayıp yüklenici işveren olduğunu, müvekkil şirketin müteveffa üzerinde emir ve talimat verme, yapılan işleri doğrudan kontrol/denetim/gözetim yetkisi bulunmadığını, yüklenicinin geçirmiş olduğu kaza nedeniyle iş sahibi olarak sorumluluğu bulunmadığı, iş sahibi ile yüklenici arasında üst-alt işveren ilişkisi bulunmaması nedeniyle kendisine ve üçüncü kişilere verdiği zararlardan iş sahibinin sorumlu tutulamayacağını, yüklenicinin bağımsız olduğunu, müvekkil ile müteveffa… arasında zaman ve bağlılık unsuru olmadığını, kazanın müvekkil yönünden iş kazası olmadığını, olayın müvekkil şirket arazisi sınırları içerisinde gerçekleşmediğini, kazanın meydana geldiği yerin müvekkile ait işyeri sınırları içerisinde olmadığını, SGK Müfettişince düzenlenen raporda tespit edilen kusur ve oranlarının doğru olmadığını vb. hususları belirterek 08.05.2017 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olmadığının tespitinin kaldırılması, SGK Müfettişliğince hazırlanmış olan inceleme raporuna bağlı tüm sonuçların ortadan kaldırılması istemi ile dava açılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar …, …, …, …, … ve… vekili cevap dilekçesinde özetle; … 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/1037 E. Sayılı dosyası kapsamında olay mahallinde eşliğinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen 06.07.2018 tarihli bilirkişi raporu ile yaşanan kaza sebebiyle sanıklar…ve …’nun asli, müteveffa…’in tali kusurlu olduğunun belirlendiği, her ne kadar sanıkların işin anahtar teslim olarak verildiğini bu nedenle gözetim/denetim sorumluluklarının bulunmadığını belirterek suçlamayı kabul etmeseler de alınan bilirkişi raporu ve tanık beyanları dikkate alınarak fabrikanın hemen bitişiğinde bulunan sulama kanalındaki baca inşaatı ile ilgili sanıklar ile müteveffanın iş ilişkisinin bulunduğunun zorunlu olduğu, yapılan işin boyutu ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere öğle arsaındaki yemeklerin… fabrikasındaki yemekhanede yenilmiş olması, sanıklar Refik ve İnanç’ın gelerek yapılan işi kontrol etmeleri gibi olgusal hususlar dikkate alındığında aynı zamanda bilirkişi raporundaki tespitler itibarıyla savunmaya itibar edilmediği hususları belirtilerek yapılan yargılamada hüküm verilmiş olduğundan meydana gelen olayın iş kazası olduğunun ortada olduğunu, aynı zamanda … 1. İş Mahkemesinde açılan tazminat davası dosyasında alınmış olan bilirkişi raporuna göre de ceza davasında alınan rapora paralel nitelikte rapor hazırlandığını, gerek ceza gerekse de tazminat davası dosyasında olayla ilgili alınan raporlara göre iş kazasının oluştuğunun sabit görülerek rapor tanzim edildiğini vb. hususları belirterek davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müteveffa ile davacı arasında anahtar teslimi eser sözleşmesi olduğunun iddia edildiğini ancak düzenlenen müfettiş raporuna göre bu hususla ilgili herhangi bir belge ibraz edilmediğini, bu nedenle yapılan işin anahtar teslim olmadığı ve hizmet akdi ile çalışma niteliğinde olduğunu,…’in vefatına neden olan olayın işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana geldiği bu nedenlerle kazanın 5510 sayılı Kanun’un 13/1 inci maddesi gereği iş kazası olduğu sonucuna ulaşıldığını, davacı tarafın denetmen raporunun aksini ortaya koyacak mahiyette delil sunmadığını, olayla ilgili olarak … 5. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan soruşturma sürecinde alnın bilirkişi raporunda işverenler…ve …’nun kusurlu bulunduğunu vb. Hususları belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…müteveffa…’in kendi nam ve hesabına iş yapmadığı, kendisinin de davacının gözetim ve denetiminde onun istekleri doğrultusunda çalışması sebebiyle “ustabaşı/işveren vekili” konumunda olduğu, bu konum itibariyle diğer işçilerden bir kademe üstte olup onlara yevmiye dağıtma ve kısmen emir talimat verme rolüne sahip olduğu, ancak nihayetinde kendisi de diğer işçiler gibi “işçi” olarak çalıştığı kanaati” ile davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen kaza olayı davacı şirket açısından ne 4857 sayılı İş Kanun’u ne 5510 sayılı Kanun ne 6098 sayılı TBK ne de diğer mevzuatla tanımlanmış iş kazası olmadığını ve müteveffa…’in işçi olmadığını, aradaki ilişkinin de işçi işveren ilişkisi olmayıp hizmet sözleşmesi değil eser sözleşmesi olduğunu, olayın somut özelliğinin, tanık beyanları ve diğer bilgi ve belgelerle örtüşmeyen tespitlerde bulunulduğunu ve davanın kabulü gerektiren onca delil, bilgi, belge, tanık beyanları vs. varken hiçbirine değinilmediğini, gerekçeli kararda her ne kadar bazı gerekçelerle…’in, kendisinin de işçi olarak çalıştığı kanaatine varılmış ise de bu tespit dosya kapsamına ve olayın somut özeliklerine uygun olmadığını,…’in, yanında çalışan işçileri kendi temin ettiğini, yardımcı-işçi çalıştırdığını, işçi ücretlerini işveren olarak bizzat kendisinin ödeyeceğini tüm delillerle ve dosya içeriğiyle sabit olduğunu, sözleşme konusu işin… Kerestecilik A.Ş.’nin faaliyet alanı dışında özel bilgi ve uzmanlık alanı gerektiren bir iş olduğunu, bu sebeple bu konuda iş yapan yüklenici…‘e anahtar teslimi olarak verildiğini, elim kaza nedeni ile yapılan soruşturma ve ceza yargılaması sırasında davacılar da dahil olmak üzere “…’in inşaat ustası olduğu, başka bir inşaat firmasından emekli olduğu, bu tür işleri kendi nam ve hesabına yaptığı, yüklenici olarak üstlendiği,” kabul ve beyan olunduğunu, müteveffanın uzun yıllar inşaat işlerinde uğraştığının da SGK kayıtları ile sabit olduğunu, dosyalar kapsamından da görüleceği üzere müteveffaya ve ekibine herhangi bir emir ve talimat verilmesi durumunun söz konusu olmadığını, mahkemece bu beyanların gerekçeli kararda esas alınmadığını,…’in, kullanılan malzemeleri fabrikadan temin etmediğini, olayın müvekkili şirket arazisi sınırları içerisinde gerçekleşmemiş olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin müvekkillerine ait işyeri sınırları içerisinde olmadığını bu durumun dosya ile sabit olduğunu, gerekçeli kararda esas alınan Bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayan, eksik incelemelere dayalı, çelişkiler barından usul ve kanuna aykırı bir rapor olup mahkeme kararına esas alınamayacağını, bilirkişi Heyetindeki kişilerin İş Güvenliği Uzmanları olduğunu hukuki nitelendirme yapmaya haiz olmadıklarını, meydana gelen kazanın da müvekkili şirket yönünden iş kazası olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” davacı tarafından yapılan iş tamamen yeni bir eser meydana getirmekten öte var olan bir yapıda bir kısım aksaklıklar sebebiyle bu aksaklıkların ortadan kaldırılmasına yönelik iyileştirme çalışması olduğu, bununla birlikte işveren buyruğu altında ve denetiminde hizmet verdiği, faaliyet esnasında kullanılan malzemelerin davacı işverenlik tarafından sağlandığı,…’in sadece emeğini sunduğu tespit edilmiştir. Bu tespitler karşısında taraflar arasında kurulmuş olan iş ilişkisinin hizmet akdi kapsamında olduğu ve 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre…’in işyeri sigortalası olarak sayılması, ayrıca hizmet akdi kapsamında çalışanların sigortalı sayılacağı ve kazanın işyerinde ve işin yürütümü sırasında meydana gelmesi nedeniyle 08.05.2017 tarihinde meydana gelen ve…’in vefatı ile sonuçlanan olayın 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre iş kazası olduğu kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir. ” gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar murisinin, davacı işveren nezdindeki çalışması sırasında geçirdiği kazanın iş kazası olmadığının tespiti tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, hastane kayıtları, dinlenilen taraf ve bordro tanıklarının beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.