YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/12291
KARAR NO : 2023/12450
KARAR TARİHİ : 06.12.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1959 E., 2023/108 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/141 E., 2022/411 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili; davacıların murisinin işe giriş tarihinin 01.02.1996 tarihi olarak kayıtlarda gözüktüğünü, muris lehine müteveffa işveren tarafından 01.02.1995 ile 01.02.1996 tarihleri arasında hiç prim yatırılmadığını iddia etmiş, davacıların murisinin müteveffa işveren yanında 01.02.1995-01.02.1996 tarihleri arasında kesintisiz hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Feri müdahil Kurum vekili; Kurum kayıtlarında yapılan incelemede müteveffa …’ın müteveffa … yanında işe giriş ve işten çıkış bildirgelerine ve hizmet kayıtlarına rastlanılmadığını, ayrıca müteveffa …’ın hizmet döküm cetveli incelenmesinden dava dilekçesindeki talepleri olan çalışmaya başladığını iddia ettiği 01.02.1995-01.02.1996 tarih aralığında çalışması ve sigortalı kaydının olmadığının tespit edildiğini, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde davacının dava dilekçesindeki talepleri ile çakışan hizmetlerin olduğunun görüleceğini, Kurum kayıtlarının resmi belge niteliğinde olup aksi ancak eşdeğerde yazılı belgelerle kanıtlanabileceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, davanın tarafından kabul edildiğini beyan etmiştir.
Davalı …, davacının davalıya ait işyerinde 01.02.1995-01.02.1996 tarihleri arasında kesintisiz olarak hizmet akdi ile çalıştığını, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Davalı …, davanın tarafından kabul edildiğini beyan etmiştir.
Davalı …’ye usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, davalı cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi, davacılar murisi …’ın 01.02.1995-15.02.1997 tarihleri arasında … Motor Yenileme isimli işyerinde motor ustası olarak kesintisiz çalıştığından hizmetin tespitine ilişkin görülen davada murisin işe giriş tarihinin SGK hizmet dökümünde davalı işyerinde 01.02.1996 tarihi olduğu, davalı … ile …’ın davanın kabul edildiğine dair beyanları mevcutsa da re’sen araştırma ilkesi gereğince Emniyet araştırması ile komşu işyeri tanığı, SGK yazısı ile bordro tanığı araştırması yapılmış, gelen yazı cevaplarına göre dinlenen tanık beyanlarında bordro tanığı … murisin 01.02.1995-01.02.1996 yılları arasında davalı işyerinde çalıştığını, kamu tanığı …; murisin 1995-1996 yılları arasında çalıştığına şahit olduğunu,…1996 yılında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, işe girdiğinde murisin işten ayrıldığını, davacı taraf tanıklar da murisin 01.02.1995-01.02.1996 tarihler arasında kesintisiz çalıştığına şahit olduklarını beyanları bulundukları görülmekle araştırma tutanakları ile resen dinlenen bordro tanıkları, kamu tanıkları ve davacı tanıklarının ifadelerine göre, tanıkların çalışma dönemindeki davacı çalışmasının kesintisiz olduğu beyanları da dikkate alınarak davacının 01.02.1995 tarihinde motor ustası olarak çalıştığı, davacının SGK’ya bildirilen süre ile mükerrer olmamak kaydıyla 01.02.1995-01.02.1996 yılları arasında işveren …’ın “… Motor Yenileme” isimli işyerinde asgari ücretle kesntisiz çalıştığı anlaşılmakla; davanın kabulü ile muris …’ın müteveffa işveren …’ın “… Motor Yenileme” isimli işyerinde 01.02.1995-01.02.1996 tarihleri arasında tam süreli kesintisiz asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar vermiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Feri müdahil Kurum vekili, hak düşürücü süre yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece tanık beyanlarına göre verilen kararın hatalı olduğunu, davacının dava konusu tarihlerde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığı hususları da araştırılmadan karar verildiğinden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan verilen kararın kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi; dosya kapsamında dinlenilen, bordro tanığı …’nın beyanları, çevre işyerlerinden tespit edilip dinlenilen tanıkların beyanları ve davalıların kabul yönlü beyanları ve hizmet döküm cetvelinde davacının söz konusu işyerinde devam eden çalışmalarının bulunduğu da bir arada değerlendirildiğinde, davacının davalıların murisine ait işyerinde Mahkeme hükmünde kabul edildiği üzere Kuruma bildirilmemiş çalışmalarının bulunduğunun sabit olduğu, hükmün kanuna ve olaya uygun olduğu gerekçesiyle; feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine
karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Feri müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacılar murisinin 01.02.1995-01.02.1996 tarihleri arasında kesintisiz hizmet akdi ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
3.Değerlendirme
Somut olayın incelenmesinde; dosya kapsamında yer alan hizmet döküm cetvelinden davacının davalı iş yerinden çıkışının 1997 yılı olduğu anlaşılmakta olup Mahkemece; dosya kapsamında yer alan bodro ve komşu işyeri tanık beyanları esas alınmak suretiyle davacılar murisinin davalıya ait işyerinde 01.02.1995-01.02.1996 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine yönelik kabul kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece 17.03.2021 tarihinde açılan davaya göre; davacının çalışmalarının hak düşürücü süreye uğradığı gözetilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, …, … ve …’ün oyları ve oyçokluğuyla,06.12.2023 gününde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.02.1995-15.02.1997 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 01.02.1996 tarihlerinden sonra hizmeti Kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 01.02.1996 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Somut uyuşmazlıkta davacının kayden çalışmaları 01.02.1996 davalı işveren üzerinden Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece kayda giren 01.02.1996 tarih öncesi davacının 01.02.1995-01.02.1996 tarihleri arası çalıştığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3.Kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 01.02.1996 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya Kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5.Dairemizin 2021/10293 E., 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda Kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.02.1995 tarihi ile sonrası kayda giren 01.02.1996 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde Kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur.
6. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki bozma gerekçesine katılınmamıştır.