YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/12831
KARAR NO : 2023/13135
KARAR TARİHİ : 20.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1362 E., 2023/1411 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/262 E., 2023/76 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının davalı şirketin işlettiği halı sahada 01.09.2013 tarihinde çalışmaya başlamasına karşın işe giriş tarihinin 23.11.2015 olarak gösterildiği, ayrıca sonraki süreçte de birtakım tarihlerde çıkış-giriş gösterilmesine karşın çalışmasına ara vermeksizin sürdürdüğü belirtilerek davacının davalı şirkette (01.09.2013 – 22.11.2015), (31.12.2016 – 13.04.2017), (01.11.2017 – 03.12.2017) ve (31.08.2018-01.12.2018) tarihleri arasında da çalışmanın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili; 23.11.2015 tarihine kadar sigorta girişi bulunmadığı belirlenen altmışlı yaşlardaki davacının şirkete başvurarak, adeta yalvarmak suretiyle iş verilmesini talep etmesi üzerine insani saiklerle, aralıklı çalıştırılmak üzere işe alındığını, halı sahanın iş hacminde daralma olması ve ilave personel çalıştırılmasına ihtiyaç duyulmaması halinde davacının çıkışının verilerek, ihtiyaç olması halinde işe alınacağı yönünde anlaşıldığını, buna göre çalışmalarının Kuruma bildirildiğini, bunun dışındaki çalışma iddiasının gerçek dışı olduğunu, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle 30.08.2018 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, buna rağmen 01.09.2018 günü halı sahaya gelerek şikayeti ve ihbar üzerine gelen SGK görevlilerine halı sahada çalıştığını belirtmesi üzerine idari para cezası uygulanmasına sebebiyet verdiğini, SGK talebi doğrultusunda 2 ay süreyle 01.09.2018-30.11.2018 arasında gerçek bir çalışma olmamasına karşın bildirilmek durumunda kalındığı, davacının haftada 2-3 gün Ergül Ekmek Fırınının satış noktasında ekmek satışı yaptığını, ayrıca haftanın 1-2 günü seyyar olarak balık satışı yaptığının bilindiği, halı sahanın en erken saat 16:00’da açıldığını, 24:00’e kadar devam ettiğini belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.
2.Fer’i müdahil SGK vekili; hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini, Mahkemece re’sen inceleme ve araştırma yapılarak çalışmanın varlığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması gerektiğini, davacı tarafça gösterilecek tanık ifadeleriyle yetinilmeyerek aynı işyerinde bordrolara geçmiş çalışanlar ve komşu işyerlerini çalıştıran kişiler ile bu işyerlerinde bordrolara geçen çalışanların bilgi ve görgülerine başvurulması gerektiğini, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, Yargıtay’ın bir çok bozma ilamında belirtildiği üzere işe giriş bildirgesi ve bordroların davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesi olduğunu, karinenin tersinin eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiğini, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davanın kısmen kabulüne karar verilerek; davacı, … ve…oğlu, 01.03.1958 doğumlu, ….. TC kimlik numaralı …’nun, davalı OR-EN-DA Ltd. Şti’nin 1081116 sicil numaralı işyerinde (01.09.2013-22.11.2015), (31.12.2016-13.04.2017) ve (01.11.2017-03.12.2017) tarihleri arasında da hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, davacının, 31.08.2018-01.12.2018 ve 01.09.2018-30.11.2018 tarihleri arasındaki dönemlere ilişkin tespit isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine ” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili; Yerel Mahkemenin esas aldığı bilirkişi raporunun tamamıyla varsayıma dayalı olduğunu ve maddi gerçekliği / temeli olmadığını, 23.11.2015 – 30.12.2016, 14.04.2017 – 31.10.2017, 04.12.2017 – 30.08.2018 tarihlerini kapsayan fiili çalışması dışındaki sair zamanlarda davacının başkaca işlerde çalıştığını ve buralardan aldığı ücret ile geçimini sağladığını, ancak bu çalışmaları nedeniyle adına sigorta primi ödemesi yapılmadığının bilindiğini, davacının bu çerçevede olmak üzere; haftanın 2-3 günü … Merkez PTT karşısında bulunan Ergül Ekmek Fırınının satış noktasında ekmek satışı yaptığını, ayrıca … merkez Kuran Kursu ve yakın çevresinde haftanın 1-2 günü seyyar olarak balık satışı yaptığının bilindiğini, bu hususlarda dinletmiş oldukları tanıkların açık beyanlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, “duşların temizlenmesi, halı sahanın açıp kapatılması, halı saha paralarının toplanması” şeklinde görev tanımı bulunan davacının, gündüz saatlerinde ise ifa etmesi gereken herhangi bir görevi bulunmadığını, rezervasyon esaslı çalışan halı sahanın sabit telefonunun aranmasına müteakip görevli kişinin telefona cevap veremediği hallerde aramanın doğrudan adı aynı görevlinin cep telefonuna yönlendirildiğini, halı sahada maç yapılmadığı günlerde davacının halı sahaya gelmesine bile gerek kalmadığını, davacı tarafın 31.08.2018-01.12.2018 tarihleri arasında fiili çalışması olmadığını ve SGK’ya ihbarda bulunduğu saatin dışında bahis konusu sürelerde işyerine kesinlikle gelmediğini, davalının SGK’nın baskısı üzerine prim ödemek zorunda kaldığının maddi bir vakıa olduğunu, iyi niyetli olmayan davacının hukuken korunabilecek bir yararının bulunmadığını ileri sürmüştür.
2.Fer’i müdahil SGK vekili; hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini, mahkemece re’sen inceleme ve araştırma yapılarak çalışmanın varlığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması gerektiğini, davacı tarafça gösterilecek tanık ifadeleriyle yetinilmeyerek aynı işyerinde bordrolara geçmiş çalışanlar ve komşu işyerlerini çalıştıran kişiler ile bu işyerlerinde bordrolara geçen çalışanların bilgi ve görgülerine başvurulması gerektiğini, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, Yargıtay’ın bir çok bozma ilamında belirtildiği üzere işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesi olduğunu, karinenin tersinin eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiğini, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemeyeceğini, bu nedenle davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak bildirge ve bordrolardan davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalı ile feri müdahil SGK’nın istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.
2.Fer’i müdahil Kurum vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.