Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/13234 E. 2023/13428 K. 26.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/13234
KARAR NO : 2023/13428
KARAR TARİHİ : 26.12.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/18 E., 2023/354 K.
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.03.2014 – 03.03.2015 tarihleri arasında davalı şirkete ait İvedik OSB 1452 Sokak No:42 Ostim Yenimahalle … adresinde 2.000,00 TL ücret karşılığında çalışmaya başladığını, iç mimar olduğunu, çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini, davalı şirkette kesintisiz olarak 13.03.2014 – 03.03.2015 tarihleri arasında kesintisiz olarak hizmet akdiyle ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, beyanla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önceki kararıyla davanın kabulüne, davacının 13.03.2014 – 03.03.2015 tarihleri arası davalı işveren nezdinde kesintisiz asgari ücretle çalıştığının tespitine, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesinde verdiği kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu olan kararı ile; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7 nci maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleridir. Anılan Kanun’un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Eldeki davada, ihtilaf konusu olan 2014/3-2014/3 devresinde geçtiği iddia olunan fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten kolluk tarafından tespit edilen sadece bir komşu işyeri tanığı ile iki davacı tanığının beyanıyla yetinilerek, çalışma olgusunun varlığı hususunda yeterli ve gerekli araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde kurulan hüküm hatalı olmuştur.

Davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek, ihtilaf konusu dönem içerisinde davalı işyerine ait dönem bordrolarında adı geçen ve davacının çalışmalarını bilebilecek nitelikteki çalışanlar tespit edilmeli, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, … Başkanlığı, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilmeli, belirlenen bu şahısların davacının davalı işyerlerinde kesintisiz ve sürekli çalışıp çalışmadığı hususunda beyanlarına başvurulmalı, çalışma şartları, niteliği, süresi belirlenmeli, çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya konulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve dosya kapsamından, davacının davalı iş yerinde 13.03.2014 – 03.03.2015 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti talebiyle iş bu davanın açıldığı, uyuşmazlık konusu dönem yönünden davacı adına davalı tarafından yapılmış herhangi bir bildirimin bulunmadığı, davalıya ait iş yerinin 15.09.2015 tarihinde kanun kapsamına alındığı, bozma sonrası yapılan yargılamada dinlenen tanklar …, …, … ve …’ın beyanlarında davacıyı tanımadıklarını ifade ettikleri, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı iş yerinde dava edilen dönemde hizmet akti ile çalıştığı hususunun her türlü tereddütten uzak bir şeklide ispat edilmediği gerekçesi ile davanın reddine dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: bozma kararından önce verilen mahkeme kararının yerinde olmasına rağmen bozma sonrası verilen kararın hatalı olduğunu, davacının talebinde belirttiği şekli ile çalışma sürelerinin tespiti gereğine rağmen yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtmek suretiyle, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Anayasa’nın 60 ıncı maddesi şöyledir:
“Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir./Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”

2. 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu’nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;
a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar… sigortalı sayılırlar.”
3. 5510 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
a) (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine, staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten… itibaren başlar.”

4. 5510 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;
a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten… itibaren sona erer.

5. 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ilgili 9 uncu fıkrası şöyledir:
“Aylık prim ve hizmet belgesi (veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.

3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

2.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)

3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davacı hakkında, yaptığı işin iç mimarlık olup şirket tarafından yapılan veyahut üstlenilen işlerde çalıştırıldığını belirtmesi karşısında, davacının somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde alınacak açıklama ile hangi projelerde ne surette iş yaptığı, şirket adına ihalelere katılıp katılmadığı, davalı işverenin katıldığı ihalelerde veyahut kestiği faturalarda imzasının veya mimarlık projelerinde adının bulunup bulunmadığı ile davacının fiili çalışma olgusunun varlığının yeterince araştırılmasından sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, dinlenen tanıkların da davacının iddia ettiği dönem ile uyumlu olup davacı ile aynı departmanda çalışan ve iş tanımı hususunda bilgi sahibi olabilecek yeterli sayıda bordrolu tanıkların beyanlarının alınmasından sonra fiili çalışma hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.