YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1536
KARAR NO : 2023/3268
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/253 E., 2022/1757 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/103 E., 2021/83 K.
Taraflar arasındaki 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma yapan davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın ortadan kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma yapan davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, Kurum kayıtlarında yapılan incelemede davacının 30.07.2019 talep tarihli yurtdışı borçlanma dilekçesi verdiğini, kendisine bildirilen borcu ödediğini, davacının 27.11.2019 tarihli tahsis talebinin yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde 52 yaşını dolduracağı 06.06.2020 tarihinden sonra emekli müracaatında bulunabileceğinden tahsis talebi müvekkil kurumca reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “Davacını yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği tarihte, 06/06/1968 tarihi itibari ile 52 yaşını 06/06/2020 tarihinde dolduracağından, sigortalılık başlangıç tarihi olan 04/04/1996 tarihine göre 20 yıllık sigortalılık süresini tamamlamış ise de 506 sayılı kanun geçici 81. Maddesi gereğince 52 yaşını henüz doldurmadığından davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili,borçlanma ilk işe giriş tarihinden itibaren geriye dönük olarak yapılmayarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itiraz edildiğini ve raporun terditli olarak tanzim edilmesine bağlı olarak yeni bir bilirkişiden rapor aldırılması karşısında taleplerinin reddinin de ayrı bir istinaf sebebi olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ” davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında 27/08/1994-16/05/2011 tarihleri arası yurt dışı ev kadınlığı sürelerini ve yurt dışı çalışma sürelerini borçlanarak 20/11/2019 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği, davacının sigorta başlangıç tarihinin Hollanda sigorta giriş tarihi olan 04/04/1996 olması nedeniyle çalışmaya başlangıç tarihinin bu tarihin önüne geçemeyeceği, bu kabule göre 506 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte (23.05.2002) davacının hizmet süresi 6 yıl 1 ay 19 gün hizmetinin bulunduğu, davacının tahsis talebinde bulunduğu 20/11/2019 tarihinde 51 yaşında olduğu, 506 sayılı Yasanın geçici 81/B-f maddesi gereğince tahsis talep tarihinde davacının 20 yıl hizmet 52 yaş ve 5300 gün prim şartlarını yerine getirmediği, yaşlılık aylığı şartlarını yargılamanın devamı sırasında 52 yaşını doldurduğu 06/06/2020 tarihinde sağladığı, yaşlılık aylığı talebinin reddine yönelik kurum işleminde hata bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, 506, 1479, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince gelir/aylık bağlanmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hakimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen ay başından itibaren gelire/aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulmalı,” gerekçesi ile kararın ortadan kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulüne; Davacıya 06/06/2020 tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, Kurum işleminin iptaline yönelik talebin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; davacının sigorta başlangıcının hatalı değerlendirme ile 1996 yılı alındığını, 51 yaş şartına tabi olduğunu bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulün hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; tahsis koşullarının oluşmadığından ret işleminin yerinde olduğunu, kurum iş ve işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma yapan davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 1 ve 5 inci, 506 sayılı Kanun geçici 81 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.