Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/216 E. 2023/1682 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/216
KARAR NO : 2023/1682
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2897 E., 2022/2924 K.
DAVA TARİHİ : 05.02.2020
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/84 E., 2022/393 K.

Taraflar arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin … Mahallesinde doğduğu ve yaşamını geçmişte ve halen tarımsal faaliyet ile sürdürdüğü, davacı müvekkilinin davalı kurum mevzuatı kapsamında davaya konu süreler içerisinde bir işverene iş akti ile bağımlı işçi olarak veya kendi nam ve hesabına bağımsız esnaflık faaliyetinde bulunmadığı, bu süreler içerisinde mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında kendi adına ve hesabına tarımsal faaliyette bulunmasına karşın tarımsal sigortalılığı kayıt ve tescil edilmediği, 2926 sayılı Kanun’un 7,8,9 uncu madde hükümleri gereğince 10 maddede belirtilen Kurum kayıtlarını esas alarak zorunlu tarım sigortalığını resen tescil ederek sigortalılık kapsamına alınması gerekirken davalı Kurumun tabi olduğu mevzuattan kaynaklanan bu görev ve ödev davalı Kurumca 01.05.1994 tarihinden itibaren Kurumca yerine getirilmediğinden davacı müvekkilimin yasal ve anayasal hükümlerle güvenceye alınan sosyal güvenlik hakkından yoksun kaldığı, yukarıda zikredilen 2926 sayısı Kanun’un 7 nci maddesinde sigortalılığını tescil ettirme yükümlülüğü her ne kadar sigortalılara yüklenmiş ise de 8 inci maddesi amir hükümlerinde Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalıları bildirme yükümlülüğü mahalle ve köy muhtarlarına görev ve ödev olarak verildiği, yine adı geçen yasanın 9 uncu maddesinde ise 7 ve 8 inci madde hükümlerinde bildirim ve tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde bu konuda resen tescil yapma yükümlülüğünün davalı Kuruma verildiği ve davalı Kurumun davacı müvekkilini resen tescil ettirmediği, 01.05.1994- 31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının 01.05.1994-31.12.2002 tarihleri arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalılık hizmetlerinin tespiti, aksine Kurum işleminin iptali istemiyle açılan davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup, reddinin gerektiği, davacının müvekkil Kurumun 7384012419 Bağ-nolu Bağ-Kur sigortalısı olduğu, davacının dosyasının tetkikinde, 27.08.2018 tarihli müracaatına istinaden ilgili yerlerle yazışmalar yapıldığı ve 1994 Nisan ayında kesinti olduğu ve bu tutarın müvekkil Kurum hesabına aktarıldığının tespit edildiği, davacının kurum ve kuruluşlarda kaydı olması sebebiyle ürün kesintilerinin olduğu yıllar dikkate alınarak 01.05.1994 – 31.12.1994 tarihleri arasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 4 üncü maddesinin (b) bendinin 4 numaralı alt bendi kapsamında tescilinin yapıldığı, davacıya ait tevkifat kesintileri doğrultusunda müvekkili Kurum tarafından işlem yapılmış olup mevzuat hükümlerine uygun olan bu işlem gereğince davacının talebininin kabulünün mümkün olmadığı ve izah edilmeye çalışılan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; … Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü ve davalı Kurum tarafından başvuru neticesinde toplanan belgeler kapsamında oluşturulan tevkifat listesi doğrultusunda yapılan incelemede; davacının 1993 yılında ve 1996-2001 yılları arasında tütün ürettiği, ürettiği tütünlerin satışları sebebiyle ilk olarak 08.04.1994 tarihi itibariyle Bağ-Kur prim bedeli kesintisi yapıldığı, bu tarihten sonra ilk olarak 1996 yılında tütün ürettiği, ürettiği tütünleri 03.04.1997 tarihinde sattığı ancak satışından bağ-kur prim bedeli kesintisi yapılmadığı, bu tarihten itibaren 27.03.2002 tarihine kadar düzenli olarak her yıl tütün üreterek sattığı, sadece 17.04.2001 tarihli satıştan Bağ-Kur prim bedeli kesintisi yapıldığının görüldüğü, davacının 1993 yılında tütün üretmeye başladığı, ürettiği tütünleri 1994 yılında sattıktan sonra ilk olarak 1996 yılında tütün üretmeye başladığı, davacı ve kamu tanıklarının davacının düzenli olarak tarlada çalıştığını ve geçimini buradan sağladığını beyan ettikleri, yapılan kolluk araştırmasının da tanık beyanlarını desteklediği bu suretle aradaki 2 yıl süreli boşluğun tarlanın nadasa bırakma olduğu anlaşılmakla tarımsal faaliyetin sürekli olduğunun kabul edildiği, 1993 yılında ürettiği tütünlerin satışına istinaden ilk olarak 08.04.1984 tarihinde tevkifat yapılmaya başlandığı, Kurum tarafından bu dönemlere ilişkin 01.05.1994-31.12.1994 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalılığın tespit ve tescil edildiği, ancak davacının düzenli olarak tarımsal faaliyet göstermesi ve 2002 yılına kadar tütün satışına devam etmesi nedeniyle tevkifat yapılmasa bile tütün satışının sigortalılığın tespitine yeterli olduğu, davacının 01.01.1995-31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varıldığından davanın kabulüne, davacı …’ın 01.01.1995-31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında;Kurumun davacıyı 01.05.1994-31.12.1994 tarihleri arasında sigortalı saydığı görüldüğü, İlk derece mahkemesince verilen kararda da talep gibi bu süreler dışlandığı, davacının ilk defa 1994 yılında teslim ettiği ürünler sebebiyle tevkifat yapıldığı müteakip 2 yılın boş geçildiği, sonraki yıllar olan 97-98-99-2000 yıllarında ürün teslimi 2001 yılında ürün teslimi ve tevkifat, 2002 yılında da ürün teslimi yapıldığı, zabıta araştırması ve kamu tanıkları davacı lehine tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasını gerektiren hal ve şartların bulunduğunu ortaya koymuştur. Bir kez tevkifat yapıldığında takip eden yıllarda salt ürün teslimi tarım Bağ-Kur sigortalılığı için yeterlidir. Öte yandan 2 yılı geçmeyen boşluk dönemlerde tarımsal faaliyetin varlığının kanıtlanması halinde sigortalı sayılmaya engel değildir. Somut davada bu koşul da gerçekleşmiş olduğundan ilk derece mahkemesince verilen karar yerinde olduğu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin bir numaralı alt bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.05.1994-31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun’un 2,5,7,9 uncu maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.