YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3267
KARAR NO : 2023/3792
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
NCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI :
Taraflar arasındaki davacının sigortalılığının iptaline dair Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı … tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kendisinin, davalı eşi …’ya ait basın faaliyetleri yürütülen iş yerinde 2008-2017 tarihleri arasında sigortalı işçi olarak çalıştığını, sigorta primlerinin işvereni tarafından ödendiğini, Kurum tarafından haksız bir şekilde 2008 tarihi ile 2014 tarihi arasındaki çalışmalarının iptal edildiğini beyanla; 2008 -2017 yılları arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespiti ile Kurum tarafından silinen sigorta prim günlerinin yeniden ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … cevap dilekçesinde özetle; Kurumun tek taraflı ve haksız bir şekilde aldığı kararın hukuka ve sosyal devlet ilkesine tamamen aykırı olduğunu, 01.05.2008-2017 tarihleri arasında eşi davacı …’nın bilfiil yanında yardımcı olarak evrak getirip götürme, set film çekiminde, temizlik ve iş yeri açma kapama işlerinde çalıştığını, Kurumun haksız şekilde davacının sigorta günlerini sildiğini, Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/650 Esas ve 2014/166 Karar sayılı dosyasında yargılama yapıldığını, kendisinin beraatine karar verilerek kararın kesinleşmesine rağmen eşi davacının sigorta prim günlerinin silinmesinin Mahkeme kararına karşı gelme, uygulamama ve saygı duymama anlamına geleceğini, dava dosyasında çalışılan yaklaşık 49 kişinin ifadesinde çalıştıklarını yazılı basın ve tanık ifadeleri ve görsel televizyon şirketlerinin yazısı ile ispatlandığını, iş yeri adreslerinin Kurum tarafından yanlış kaydedildiğini, “… Mahallesi 1583 Sokak No:16” adresinde bulunan iş yerinin bulunduğu mahallenin … yıkıldığını, ikinci şubenin daha sonra merkez olan “… Mahallesi 88 Sokak No:16/1” sokak ise “5488 sokak” olarak kayıtlara geçtiğini, Sosyal Sigortalar Kurumunun kasıtlı olarak “Sanayi … Mahallesi 88 Sokak NO:16/1 Merkezefendi” adresinin sadece irtibat adresi olduğunu, sunduğu evraklardan anlaşılacağı üzere … Bölgesi, … Bölgesi, … Bölgesi, Denizli Bölgesi Valilik ve Kültür Müdürlüklerinden 1 yıl o bölgede çalışmak için izin aldığını, dolayısıyla davacının da bu bölgelerde çalıştığını, davacının sigorta primlerinin silinmesinin ve haklarının elinden alınmasının hukuksuz bir işlem olduğunu, iş yerinin yapmış olduğu faaliyet gereğince ve işin niteliği sebebiyle iş yerinde sürekli bulunmayı gerektirmeyen aksine çalışma zamanının çok büyük bir bölümünü iş yeri dışında ve şehir dışında geçirmeyi gerektirtiğini, sigorta müfettişlerinin iş yerine geldiğinde iş yerini kapalı bulmalarının gayet doğal olduğunu, zira yapılan işin sürekli sahada yani haberin peşinde koşmayı gerektirdiğini, reklam veya film çekimlerinin yapıldığı mekanlarda olmayı gerektirdiğini beyanla; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz olduğunu, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 inci maddesine eklenen “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür.” hükmü ile artık Kurumun açılacak davalarda davalı olarak taraf gösterilmesinin ortadan kaldırıldığını, artık doğrudan sigortasız çalıştıran işverenin davalı taraf olarak gösterilmesi gerektiğini, bu sebeple Kuruma husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının talebini açıklaması gerektiğini, davacının çalıştığını söylediği dönemin ve talebin net olmadığını, bu sebeple öncelikle bu konuya ilişkin olarak davacıya süre verilmesi, süresi içerisinde eksikliğin tamamlanmaması halinde ise davanın reddi gerektiğini, Kurumun … sicil sayılı dosyada işlem görmekte olan …’ya ait iş yeri hakkında Denizli … İl Müdürlüğü denetmeni tarafından 11.03.2011 tarihli ve 2011/34 sayılı … düzenlendiğini, bu rapora istinaden davacının çalışmalarının iptal edildiğini, davalı/borçlunun 11.03.2011 tarihli ve 2011/34 sayılı …’nda …’ya ait işyerinde durum tespiti yapıldığını aynı iş yerinde çalışan kişilerin ifadelerine başvurulduğunu, icra takip borçlusu ve davalı …’nın Kuruma bildirdiği adres olan ” … Mahallesi 512 sokak no:4 Mazı İş Hanı D:8″ adresinde yapılan tespitte …’ya ait herhangi bir faal durumda işyerine rastlanılmadığını, aynı iş hanında faaliyet gösteren başka kişilerin ifadesi ile de davalı mevkiinde bulunan …’yı görmediklerini bu iş hanında herhangi bir faaliyetleri olmadığını ifade ettiklerini, raporda borçlu tarafından Kuruma bildirilen adreste herhangi bir iş yeri faaliyetinin olmadığı bu adresten Kuruma bildirimlerin gerçeği yansıtmadığının belirtildiği ve iş yerinden yapılan bildirimlerin iptal edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacıya ait 14.04.2008 tarihli sigorta giriş bildirgelerinin iptali ile işveren davalıya ait iş yeri dosyasının kanun kapsamına alınış tarihi olan 10.01.2008 tarihi itibari ile ilgili kanun kapsamından çıkarılmasının rapor edildiğini, bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek tanıkların, tespiti istenen sürede işyerinde çalışan kişilerden olması veya işyerini yakından bilen ve tanıyanlardan seçilmesi, tanık beyanları ile yazılı belgelerin birbirini teyit etmesi gerektiğini, davacının, davalıya ait işyerinde şahsi dosyası ile puantaj cetvellerinin ve ücret tediye bordrolarının getirtilmesi, bordrolarda davacının imzasının bulunup bulunmadığına bakılması, davalı işveren nezdinde tutulan defter, fatura, makbuz gibi kayıtlar da getirtilerek bu belgelerde davacının çalışmasını kanıtlayacak bir unsur olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalının yanında hizmet akdine tabi olarak fiilen çalıştığı ayrıca bir an için davacının bu dönemde davalının yanında çalıştığı kabul edilse bile davacıya bu çalışmaları karşılığında ücret ödendiği hususu da hiçbir kuşku veya duraksamaya yer bırakmayacak şekilde yöntemince ispat edilemediği, açıklanan sebeplerle, davacının davalının yanında geçen çalışmalarının tespitine ve Kurum kayıtlarından silinen sigortalılık hizmet sürelerinin ihyasına yönelik davanın reddine; davacının, davalı işverene ait iş yerlerinden yapılan sigortalı hizmet bildirimlerinin fiili ve gerçek çalışmaya dayandığı ispat edilemediğinden yasal hasım durumunda bulunan davalı işveren …’nın bu durumda sigortalı hizmet bildirimlerini yapmış olması itibarıyla davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davacı ile birlikte davalı işverenin de bu dava sebebiyle yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olmadığını beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı … istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının sigortalılığının iptalinin hatalı olduğunu, çalışması karşılığı ücretini aldığını, davanın reddinin kabul edilemeyeceğini beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bordro tanık beyanları, davalı iş yerinin vergi kaydı , iş yerinin o dönemde çok sayıda sigortalı göstermesi, davacının … olması, sigortalı gösterilen çocukların sigortalılığının iptaline ilişkin kayıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının fiili çalışmasının olmaması nedeniyle iptaline yönelik Kurum işlemlerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir hata görülmemiştir. Açıklamalar itibariyle; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekilinin ve davalının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanıkların çalışmasını doğruladığını, ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurumca iptal edilen çalışmaların gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptali, istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi