YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3703
KARAR NO : 2023/4088
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI :
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının …. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığını, şirketin 2011-2013 yılları arasında Ağrı ve civarındaki tarla sahiplerinden milyonlarca liralık …, arpa vb. ürünler satın alarak, Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki fabrikalara sattıklarını, işverenin 2012 yılının sonlarına doğru, Ağrı’daki temsilcisi olan müvekkile bağlı bulunduğu vergi dairesiyle sıkıntılar yaşamaya başladığını, ayrıca ticari faaliyetlerinde zarar ettiğini söylemeye başladığını, yaşadığı maddi sorunlar ve kötü niyet ile kuruma başvurarak; müvekkilin iş yerinde çalışmayan bazı kişileri çalışıyormuş gibi gösterdiğini iddia ettiğini, bunun üzerine davalı kurum tarafından başlatılan soruşturma neticesinde düzenlenen denetmen raporunda, bu iş yerinde hiçbir çalışma olmadığından bahisle tüm çalışanların hizmetlerinin iptali yönünde görüş bildirilmiş ve davalı kurum iş yerinde hizmet veren tüm çalışanların hizmetlerini iptal ettiğini, iş yeri hayali bir iş yeri olmadığı gibi müvekkilinin çalışmasının da gerçek olduğunu, tanık beyanlarıyla da ispatlanacağını, davalı kurum tarafından tesis edilen müvekkilinin …. Tic. Ltd. Şti unvanlı iş yerindeki hizmetlerinin iptaline ilişkin işlemin iptalinin talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev, yetki derdestlik, husumet ve hak düşürücü süre gibi ilk itirazlar ile zamanaşımı defi yapılmış sayılarak haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davacının Eskişehir 2. İş Mahkemesi huzurunda verdiği beyanda muhasebe işlerinde birlikte çalıştığını ileri sürdüğü kişinin açtığı davanın … 3. İş Mahkemesi kararı ile reddedildiği ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/1145 sayılı kararı ile esastan reddedildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan tescil kaydının iptaline dönük işlemden sonra bir başka sigortalının açtığı davanın da … 27. İş Mahkemesi’nin kararı ile reddedildiği, yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ”dava dışı işverene ilişkin vergi idaresince yapılan denetimde işyeri adına düzenlenen müstahsil makbuzları ve faturaların sahte olduğunun tespit edildiği, davalı Kurum denetmeninin düzenlediği raporda ise işyerinden sigortalı bildirimi yapılan davacı dahil beyanı alınan kişilerin işyerinde çeşitli alanlarda çalıştığını beyan ettikleri halde, yaptıkları iş gereği, ürünlerin satın alındığı yerleri, işverenin depolarının niteliğini, hatta işveren şirketin adının ilk harflerini dahi bilemedikleri, yapılan işin niteliği gereği işveren şirkete ait hiçbir kamyon vb. aracının bulunmadığı, işveren yetkilisinin ve Patnos ilçesinde temsilciliğini yaptığını belirttiği şahsın bankalarda para akışına ilişkin kayıt ve belge bulunmadığı, işveren şirket ortağının duruşmada davacının çalışanı olmadığını belirttiği, işin niteliği gereği yükleme boşaltma yapılması dolayısıyla ağır işçilik gerektiği halde sigortası bildirilenlerin genellikle yaşça ileri ve bel fıtığı gibi hastalığı olan kişiler olduğu, davalı şirketin kağıt üzerinde bir şirket olduğu” gerekçesiyle esastan reddedildiği, anılan karar ile ilgili yapılan temyiz başvurusu üzerine ise Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2020/2116 karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verildiği, davalı kurum tarafından yapılan inceleme beyanı alınan kişilerin çalıştıkları ileri sürülen işyeri ve bu işyerinde yapılan iş ile ilgili beyanlarının tutarlı olmadığı, davacının çalıştığını ileri sürdüğü işyerinde gerçekleşmiş bir faaliyet bu kapsamda hizmet akdi ile çalışmış işçi bulunduğunu şüpheden uzak şekilde ortaya koyan bir delil bulunmadığı düzenlenen tutanaktaki tespitlerin aksini ortaya koyabilecek ve davacının tescil kayının iptaline konu dönemde hizmet akdi ile çalıştırıldığını şüpheden uzak şekilde ispat edebilecek güçte delil bulunmadığı gerekçelerine dayalı olarak,
Davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sigorta bildiriminin davalı Kuruma işveren tarafından yapıldığını, işveren şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak kurulduğunu, işverenin vergi tekniği açısından usule aykırı davranışlarda bulunduğunu, davalı Kurumun denetim görevini yeterli şekilde ifa etmemesi neticesinde, fiili çalışmaya dayalı hizmetlerinin iptal edilerek sadece cezalandırılmasının yasaya, usule, delil durumuna ve hakkaniyete, sosyal devlet ilkesine aykırı olduğunu, bu davranışları sergileyen ve onlarca işçisinin mağduriyetine, milyonlarca lira kamu zararına yol açan işveren hakkında ceza davası bile açıldığını, işvereninin vergi tekniği ya da sigorta işlemleri açısından işlemlerinin usule uygun olup olmadığını denetleyebilecek ya da tespit edebilecek durumda olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Dava dışı işveren …. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait 2.0164.01.01.1008678.004.06.85 numaralı işyerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen 15.10.2015 tarih, 12 sayılı raporda, işveren temsilcisi … … Patnos’tan … toplayıp Diyarbakır’dan topladığı buğdayla karıştırarak sattığını, Patnos’tan 90.000-100.000 ton … aldığını, işlerini …’ın takip ettiğini, işçiler için e bildirge şifresi alıp ona verdiğini, işçilerin tamamının çalıştığını, ücretleri …’a verdiği paradan …’ın işçilere dağıttığını, …’a parayı hep elden verdiğini, çarşıda adresini bilmediği bürosu olduğunu, buğdayı hep açık bir alanda depoladığını, zira kısa sürede götürdüğünü, kamyonları ise nakliyeciden kiraladığını, kendi kamyonu olmadığını, işçilerin ücretini ödemediği için …’ı şikayet ettiğini ancak yanlışlıkla SGK’ya şikayet ettiğini söylediği, işyerinde çalışması gözüken işçilerin ise çalıştıkları şirketin ismini farklı şekillerde telaffuz ettikleri, bazılarının büroda çalıştığını, … …’i görmediğini, ücreti …’tan aldıklarını söylediği, köylere … vb. almaya gittiğini söyleyen bazılarının ise ücretlerini … …’den aldıklarını söyledikleri, bazılarının işverenin kapalı deposu olduğunu söylediği, bazılarınınsa hem kapalı hem açık depoları olduğunu söyledikleri, bu işyerinden önce yakınlarının ya da kendi işyerinde çalışan ya da inşaatlarda çalışan olduklarını söyleyen olduğu, kamyon şoförü olduğunu söylediği halde kullandığı aracın plakasını bilmediğini söyleyenlerde olduğu, bazılarının ise işverene … sattığını söylediği, işyerinin 21.12.2011 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı, son olarak 2013/Şubat döneminde işçi gösterildiği, 2012/7,8,9, dönemlerden cüzi prim ödemesi yapıldığı, geriye kalan borçların ödenmediği, 18.02.2014 tarihli vergi teknik raporu gereğince 18.02.2012 tarihi itibariyle dava dışı şirketin vergi terk işleminin yapıldığı, anılan vergi teknik raporuna göre, dava dışı şirketin hububat alım satımında kullandığı müstahsil makbuzlarının ve faturaların sahte olduğunun tespit edildiği, Türkiye genelindeki ticaret borsalarında müstahsil kayıtlarının bulunmadığı, 2011-2012 yılında düzenlenen faturaların sahte olduğu, 2013 yılında düzenlenen faturalarında sahte olarak kabulü gerektiğinin belirtildiği, Patnos …… ve …’ın banka nezdinde hesap, hak veya alacaklarının olmadığı, Ağrı … Müdürlüğü’nden yapılan araştırmada şirket ve ortakları adına kayıtlı eski ve yeni araç tescili bulunmadığı belirtilerek işyerinden bildirimi yapılan bütün sigortalı çalışmaların iptali gerektiğinin bildirildiği, davacının da bu kapsamda davalı işyerinden yapılan bildirimlerinin iptal edildiği, Mahkemece dinlenen tanıklar davacının işyerinin muhasebe işlerinde çalıştığını beyan ettikleri halde davacının muhasebe eğitimi olmadığını ve şirket şifresinin de kendisinde olmadığını beyan etmiş olması, dava dışı işverene ilişkin vergi idaresince yapılan denetimde işyeri adına düzenlenen müstahsil makbuzları ve faturaların sahte olduğunun tespit edilmesi, yapılan işin niteliği gereği işveren şirkete ait hiçbir kamyon vb. araç bulunması, işveren yetkilisinin ve davacının bankalarda para akışına ilişkin kayıt ve belge olmaması karşısında davacının da davalı işyerinde çalışmalarının fiili olmadığının anlaşıldığı, kurum işleminin doğru olduğunun anlaşılması karşısında,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iptal edilen hizmetlerinin geçerli olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile
2. 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinin 9 uncu fıkrası, 59 ‘uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.