Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4457 E. 2023/5694 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4457
KARAR NO : 2023/5694
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2437 E., 2023/38 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/300 E., 2022/271 K.

Taraflar arasındaki davacıya yaşlılık aylığı bağlanarak faizi ile ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya 10.12.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, 10.12.2019 tarihinden itibaren birikmiş aylıklara yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 10.12.2019 tarihli tahsis talebinin gerekli koşulları sağlamadığından reddedildiğini, kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olarak yapıldığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çıkma izni almak suretiyle Türk Vatandaşlığını kaybetmediği, davacının 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 25 inci maddesi “ç” bendine göre, Bakanlar Kurulu’nun 29.06.1998 gün ve 9811392 sayılı kararı ile Türk Vatandaşlığını kaybettiği, Kanunu’nun 8 inci maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulu’nun 15.06.2001 gün ve 2001/2662 sayılı kararı ile yeniden Türk Vatandaşlığını kazandığı anlaşıldığından 29.06.1998 – 15.06.2001 tarihler arasında 3201 sayılı Kanun’a göre borçlandırılarak sosyal güvenliği bakımından değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışmaya başlanılan tarihin Türkiye’de sigorta başlangıcı sayılması gerektiğine dair, Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında imzalanmış bir uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı, hal böyle olunca; Türkiye’de tescili bulunan davacı yönünden sigortalılık başlangıcının, 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca, tescil tarihinden itibaren borçlanılan süre kadar geriye gidilerek hesaplanması gerektiği, dosya kapsamına göre, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı başlangıç tarihi 06.12.2006 tarihinden borçlanma süresi 3253 gün (9 yıl, 13 gün) geriye gidildiğinde davacının sigortalı başlangıç tarihi 23.11.1997 tarihi tespit edildiği, buna göre davacının 506 sayılı Kanun Geçici 81/B-n Kanun maddesine göre 25 yıl, 57 yaş 5900 gün koşullarını yerine getirmesi gerektiği, 12.01.1964 doğumlu davacı 10.12.2019 tahsis talep tarihinde 25 yıl sigortalılık süresi ve 57 yaş koşulunu yerine getirmediğinden 10.12.2019 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 29.06.1998-15.06.2001 tarihleri arasında 403 sayılı Kanun 25/1-ç hükmü gereğince ülkemiz vatandaşlığını kaybettiğine karar verildiği görülmekle iş bu tarih aralığına ilişkin davacının borçlanma hakkının bulunmadığı, Kurumun hatası ile iş bu dönem aralığının borçlandırılmasının davacıya sigortalılık hakkı tanımayacağı, davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili kurumun tahsil etmiş olduğu borçlanma prim bedellerini uzun bir müddet kullandıktan sonra belirli süreleri iptal edip, iptal edilen borçlanma prim bedellerini müvekkiline iade etmesinin Medeni Kanun’un 2 nci maddesinde yerini bulan objektif iyi niyet ile bağdaşmadığını, davalı Kurumun hatasından dolayı iptal edilen sürelere isteğe bağlı sigortalılık hizmeti verilerek sigortalının mağduriyetini ortadan kaldırmak ve davacıya yaşlılık aylığı bağlamak gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 403 sayılı Kanun’un 25/1-ç hükmü gereğince vatandaşlığı kaybettiği dönemde yurt dışındaki çalışmalarını borçlanıp borçlanamayacağı, buna bağlı olarak yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 1 ve 5 inci maddeleridir.

3. Değerlendirme
Somut olayda, 12.01.1964 doğumlu davacının 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 25 inci maddesi “Ç” bendine göre, Bakanlar Kurulu’nun 29.06.1998 tarihli kararı ile Türk Vatandaşlığından çıkarıldığı, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 8 inci maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulu’nun 15.06.2001 günlü kararı ile yeniden Türk Vatandaşlığını kazandığı, Türkiye’de 4/a kapsamında 06.12.2006 -15.01.2019 tarihleri arasında zorunlu sigortalılığı bulunduğu, davalı Kuruma verilen 14.07.2006 tarihli “Yurtdışı Hizmet Borçlanma Dilekçesi” ile 02.01.1993-25.12.2004 tarihleri arası süreyi borçlanma talebinde bulunduğu, borçlanma talebine SGK tarafından verilen 07.11.2006 tarihli cevapla 01.01.1993-31.12.2004 süresi 4320 gün için 15.120 Amerikan Doları borç tahakkuk ettirildiği, davacının 01.11.2012 tarihinde Kurum Hesabına 15.120 USD karşılığı 26.990,71.-TL’sı yatırdığı, daha sonra davalı Kurumun, davacının yurtdışı borç tahakkuk cetvelini yeniden düzenlediği, yeni düzenlenen borç tahakkuk cetveline göre 01.01.1993 – 28.06.1998 süresi 1978 gün, 16.06.2001 – 31.12.2004 süresi 1275 gün olmak üzere davacının yurtdışı borçlanma süresini 3253 gün olarak güncellediği ve yeniden düzenlenen borç tahakkuk cetveline göre 3.734,5 USD karşılığı 6.636,-TL karşılığı tutarı iade için işlem yaptığı, davacının 10.12.2019 tarihli tahsis talep dilekçesi ile tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurumun 08.07.2020 tarihli red yazısında; davacının Türk vatandaşlığını kaybettiği 29.06.1998 – 15.06.2001 tarihleri arasında yapılan yurt dışı borçlanmasını dikkate almadığını açıklayarak 23.11.1997 -15.01.2019 tarihleri arasında 7540 prim gün sayısının bulunduğunu, 25 yıl şartını ve 57 yaş şartını yerine getirmediğinden davacının talebini reddettiği anlaşılmaktadır.

Davacının, 29.06.1998 – 15.06.2001 tarihleri arasını 3201 sayılı Kanun göre borçlanma hakkı bulunmadığına, sigortalılık başlangıcının, 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca, Türkiye’de tescil tarihinden itibaren borçlanılan süre kadar geriye gidilerek hesaplanması gerektiğine ve davacının sigorta başlangıç tarihinin 23.11.1997 tarihi olduğu gözetilerek, tahsis talep tarihinde 25 yıl sigortalılık süresi ve 57 yaş koşulunu yerine getirmediğinden 10.12.2019 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanamadığına dair mahkemece yapılan değerlendirme ve kabul isabetli bulunmakla birlikte; aşamalarda tahsis koşullarının gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığının irdelenmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulmalı, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.