YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/54
KARAR NO : 2023/388
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2107 E., 2022/2015 K.
DAVA TARİHİ : 25.11.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/287 E., 2020/56 K.
Taraflar arasındaki ödeme emri iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ödeme emrine konu borcun 2002/09 ile 2003/8 ayları arasındaki sürelere ilişkin ödeme emri’nin 13.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, prim ve gecikme zammına, idari para cezasına ilişkin borçların ödeme emrinin tebliğ tarihi itibari ile tüm alacakların zaman aşımına uğraması nedeni ile ödeme emirlerinin zaman aşımı nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, davacı tarafın borcun esasına ilişkin bir itirazının bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı …’a ödeme emirlerinin 13.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ edilen ödeme emrine konu alacağa ait olduğu dönemin 2002/09 ile 2003/8 yıllarına ilişkin olduğu, açıklanan kanun hükümleri gereğince zamanaşımı süresinin geçtiği, davacı yönünden zamanaşımını kesen ve durduran herhangi bir işlem ve belgeye rastlanmadığı anlaşılmakla, kurum borcunun zaman aşımına uğradığı anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, İzmit Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 2004/10711 takip numaralı dosya üzerinden davacı … aleyhine düzenlenen 05.11.2019 tarihli ödeme emrinin iptaline, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal sürede açılmadığını, ödeme emrinin 13.11.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın 7 günlük dava açma süresinden sonra 25.11.2019 tarihinde açıldığını, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın borcun esasına itirazı bulunmadığını, zaman aşımını kesen hususların 6183 ve 5510 sayılı yasada sayıldığını, borcun zaman aşımına uğramadığını, uğrasa bile borcun ödenebilirliğinin sürdüğünü, eksik inceleme ile karar verildiğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Dava konusu 2004/10711 takip dosyasında 2002/9-2003/8. aylar prim asıl ve gecikme zammı alacakları için 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin geçerli olduğu ve 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinin olaya uygulanmasının gerektiği, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun’un 103 ve 104. maddeleri uyarınca zamanaşımını kesen veya durduran bir işlemin gerçekleşmediğinin belirgin olmasına göre, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ilk derece mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde davalı vekilince ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile yapılan istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal sürede açılmadığını, ödeme emrinin 13.11.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın 7 günlük dava açma süresinden sonra 25.11.2019 tarihinde açıldığını, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın borcun esasına itirazı bulunmadığını, zaman aşımını kesen hususların 6183 ve 5510 sayılı yasada sayıldığını, borcun zaman aşımına uğramadığını, uğrasa bile borcun ödenebilirliğinin sürdüğünü, eksik inceleme ile karar verildiğini kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
506 sayılı Kanunun 80. maddesi hükmünün, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki dönemde; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacağı Borçlar Kanun’u 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun madde 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.
506 sayılı Kanun’un 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 6183 sayılı Kanun m.102 ve devamı maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir.
06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmış, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesi ile birlikte 102. maddesinin uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 10 yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür.
506 sayılı Kanun’un anılan maddesi 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış, konuya ilişkin düzenlemenin yapıldığı 5510 sayılı Kanun’un 93/1 fıkrasında, Kurumun prim ve diğer alacaklarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sürenin başlangıcının ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğu belirtilmiştir. Madde de, özel durumlardan doğan prim ve diğer alacaklar yönünden zamanaşımının başlangıç tarihi ayrıca düzenlenmiş, Kurumun prim ve diğer alacaklarının; mahkeme kararı sonucunda doğması halinde ise, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğması halinde, rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğması halinde, bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğması halinde, bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı süresinin başlatılması gerekeceği belirtilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacı …’a 2002/9-2003/8. aylar prim asıl ve gecikme zammı alacakları için 2004/10711 takip sayılı ödeme emirlerinin 13.11.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, süresi içinde dava ve zamanaşımı definde bulunmuştur. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin geçerli olduğu ve 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinin olaya uygulanmasının gerektiği, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun’un 103 ve 104. maddeleri uyarınca zamanaşımını kesen veya durduran bir işlemin gerçekleşmediğinin belirgin olmasına göre, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…