YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6036
KARAR NO : 2023/6771
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/161 E., 2023/67 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen red
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen sigortalılığın iptalinin gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı … yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalılar …, …, … ve … yönünden davacıya ait işyerinde çalışmadıklarının tespiti isteminin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan …, …, …, … ve …’un, davacı adına … sicil numarasıyla tescilli inşaat işyerinde çalışmadıklarının tespitini, davalıların davacı adına tescilli … sicil sayılı işyerinden yapılan 2007/3-12, 2008/1,2 aylarına ait sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın esas itibariyle davacının davalı SGK’ya borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası niteliğinde olduğunu, dava dilekçesinde davalıların davacıya ait inşaatta çalışmadıklarının tespitinin isteniliyormuş gibi yapıldığını ancak asıl amacın davacının SGK … İl Müdürlüğünün 2010/20130 sayılı takip dosyası nedeni ile davalı kurum’a borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, davacının menfi tespit talebinin 6138 sayılı Kanun’a göre gönderilen ödeme emirlerine 7 günlük itiraz süresinin ön görülmesi nedeniyle hak düşürücü süreden dolayı ile batıl olduğunu, ilgili takip dosyasında ödeme emrinin borçluya 02.09.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, hak düşürücü sürenin 09.09.2010 tarihinde sona erdiğini, davacı tarafın kendi adına hareket eden muhasebecisinin işlemlerinden davalı kuruma karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacıyı temsil eden muhasebecisinin kusuru veya kastı neticesinde davacıya bir zarar vermesi durumda davacının husumet yöneltmesi gereken kişinin muhasebecisi olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğacak davaların çözümlenmesinde alacaklı sigorta müdürlüğünün bulunduğu yerin iş mahkemesinin yetkili olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2017/318 E. – 2018/300 K. sayılı kararıyla; davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.06.2020 tarihli ve 2018/2312 Esas – 2020/957 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararında; “…Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı görülmekle; hizmetlerinin iptali gerektiği belirtilen davalılara, ücretlerini ödediği beyan edilen muhasebeci …’un re’sen beyanlarına başvurulmalı; davacı ile muhasebeci arasındaki ilişki belirlenmeli, bu kapsamda aralarında para alışverişi, buna dair havale evrakları, vekalet akdi olup olmadığı tespit edilmelidir.
Öte yandan, davacının dava konusu iptali istenilen dönemlerde yurt dışında olup olmadığı, yurt dışı giriş çıkış kayıtlarına göre belirlenmelidir. Bununla birlikte, davalı …’un da her ne kadar davacıya ait işyerinden bildirimi söz konusu ise de, bildirim dönemlerde aynı şekilde yurt dışı giriş çıkış kayıtlarına göre, yurt dışında olup olmadığı belirlenmelidir. Ayrıca davalı …’nin 13.11.2007 ile 29.02.2008 tarih aralığında söz konusu inşaat işyerinden bildirimi olmakla, dosya kapsamında beyanlarına başvurulmadığı anlaşılmış olup davacı nezdinde çalışıp çalışmadığına, ücret ödemelerinin kim tarafından yapıldığına dair ayrıntılı ifadeleri alınarak, varsa çelişkiler giderilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm araştırma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, ” gerekçesi belirtilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “.. 1-Davalı … yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalılar …, …, … ve … yönünden davacıya ait işyerinde çalışmadıklarının tespiti isteminin reddine, ” dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılardan … yönünden kararın yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Kurum temyiz dilekçesinde; dosya kapsamındaki tanık beyanları ve diğer davalıların beyanlarından da anlaşılacağı üzere, sigortalıların davalıya ait işyerinde çalıştıklarının ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalılığın iptali gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunu’nun 86 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ve davalı kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, 13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.