Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7202 E. 2023/8436 K. 20.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7202
KARAR NO : 2023/8436
KARAR TARİHİ : 20.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2015/58 E., 2015/1093 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1999 yılı Ağustos ayından itibaren ….., Süt Mamulleri-… tarafından müvekkilinden Bağ-Kur sigorta primi kesintisi yapıldığını, müvekkilinin o tarihten bu güne kadar tarımsal faaliyetine kesintisiz olarak devam ettiğini, müvekkilinin, Bağ-Kur sigortalılığının 01.09.1999 tarihinden itibaren tescili ve 6111 sayılı Kanun’dan da faydalanmak suretiyle borcunun tahsili talebinin davalı Kuruma müvekkili tarafından yapılan başvurulara, Kurum tarafından henüz bir cevap verilmediğini, müvekkilinin 2926 sayılı Kanun’a göre 01.09.1999 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ve tescili, 6111 sayılı Kanun’dan faydalandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının davasını Kurumun İl Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesi olan … İş Mahkemesinde açması gerektiğini, bu nedenle davanın esasa girilmeden yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, tarımsal faaliyetleri nedeniyle ilk prim tevkifatının yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalılığının tespiti ile sigortalılığının tescil tarihine kadar, tescili yoksa dava tarihine kadar devam ettiğinin, bu nedenle de 6111 sayılı Kanun’dan yararlanması gerektiğinin tespitini istediğini, bu talebin kabul edilebilir bir talep olmadığını, haksız ve hukuki mesnetten yoksun açılan davanın reddine karar verilmesini istediğini bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2012 tarihli ve 2011/555 E., 2012/262 K., sayılı kararıyla; davacı vekili tarafından açılan davanın, kısmen kabul kısmen reddi ile davacı …’in Tarım Bağkur Sigortalılığının, ….., Süt Mamülleri-…., tarafından Bağkur prim tevkifatının yapıldığı tarihler itibariyle dava dilekçesinde talep edilen tarihten bir önceki tarih olan 10.08.1999 tarihinde de tevkifat kesintisi yapıldığı sabit olduğundan, bu tarihi takip eden ilk ay başı olan 01.09.1999 tarihinden itibaren başladığının tespitine ve Kurum kayıtlarına tesciline, davacı tarafın, yasadan faydalandırılmak üzere Kurumdan talepte bulunmadığı anlaşıldığından; 6111 sayılı Kanun’dan faydalandırılmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin, 25.12.2012 tarihli ve 2012/23233 E.,2012/24599 K. sayılı kararıyla; ” …dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının tüm, davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddine, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil kaydının 24.05.2011 tarihinden itibaren bulunduğu, davacının teslim ettiği ürünlerden 1999 yılında prim kesintisinin yapıldığı , 6111 sayılı Yasadan yararlanma hususunda Kurumdan talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 297 nci maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bunun yanında hakim olayın özelliğine göre infazda duraksamaya yer bırakmayacak biçimde karar yazma durumundadır. Somut olayda, infazda tereddüt yaratacak biçimde davacının sigortalılığın sona erdiği tarihin hükümde gösterilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2014 tarihli ve 2013/60 E., 2014/161 K., sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacının 01.09.1999 tarihinden, SGK tarafından Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tescilinin yapıldığı tarih olan 24.05.2011 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının 6111 sayılı Kanun’dan faydalanma hususunda davalı Kurumdan bir talebinin olmadığı, bozma öncesi yapılan yargılama sonucu davacı vekilinin bu husustaki talebinin bu nedenle reddine karar verildiği, verilen bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2012/23233 E, 2012/24599 K sayılı kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla, bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/12701 E.,2014/24171 K. sayılı kararıyla; “Yapılacak iş, davacının 1999 yılından sonra ürün teslimi veya prim kesintisi bulunup bulunmadığını araştırarak, bunlara ilişkin belgeleri getirtmek, bu tarihten sonra prim kesintisi veya ürün teslimi bulunmaması halinde davacının 01.09.1999 – 31.12.1999 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar vermek, bulunması halinde ise, yukarıda anlatılan ilkeler ışığında davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu süreleri tespit etmekten ibarettir.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının uzun yıllardan beridir hayvancılık yaptığı, 10.01.1998 tarihinden itibaren süt üretimi nedeniyle … Mamülleri-…’ya sattığı sütlerden dolayı müstahsil makbuzları ile tevkifatların yapıldığı ve tarımsal faaliyetin davacı tarafından sürdürüldüğü hususunda mahkememizde gerekli kanaat hasıl olduğu, bu nedenle bilirkişiden rapor alınmasına gerek duyulmadığı, taraf vekillerinin beyanları, dosya içerisine celp edilen tüm bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının … Mamüllerine teslim ettiği sütler nedeniyle ilk tevkifatın 10.01.1998 tarihinde yapılmaya başlandığı, ancak dava dilekçesinde talep edilen tarih olan 10.08.1999 tarihinde de Bağ-Kur prim kesintisinin yapıldığı, davacının 15.02.2001 tarihinde Ziraat Odasına kaydının yapılmış olduğu, davacının 24.05.2011 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalılığına tescilinin yapıldığını, ancak 6111 sayılı Kanun’dan faydalanmak için talebinin bulunmadığı, bozma sonrası toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından, davacının tarımsal faaliyetinin sürdüğü anlaşılmakla, davanın kabulü ile, davacının 01.09.1999 tarihinden, SGK tarafından Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tescilinin yapıldığı tarih olan 24.05.2011 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının 6111 sayılı Kanun’dan faydalanma hususunda davalı Kurumdan bir talebinin olmadığı, bozma öncesi yapılan yargılama sonucu davacı vekilinin bu husustaki talebinin bu nedenle reddine karar verildiği, verilen bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2012/23233E, 2012/24599K sayılı kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla, bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9, ve 10 uncu maddeleri.
2-Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanun’a göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun’un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddenin 10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrasında açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2010 tarihli ve 2010/10-380 Esas – 2010/420 Karar numaralı ilamında da açıklandığı üzere, kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyete dayalı olarak yetiştirilen ürünlerin teslimi sırasında ürün bedelleri üzerinden tevkifat (prim kesintisi) yapılması durumunda zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün tevkifat tarihini izleyen aybaşından itibaren başlatılarak ait olduğu yılın sonuna kadar ve devam eden yıllarda tevkifatlar var ise devam eden en son yılın sonuna kadar davacının sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmiş ise prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu aranmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.(05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
3-Eldeki davada ise, Mahkemece verilen iki kararın, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması gereği belirtilerek (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin, 25.12.2012 ve 18.11.2014 tarihli ilamlarıyla bozulmasına karar verilmiş, Mahkeme tarafından bozmaya uyulmuştur. Ancak bozmaların gereği yerine getirilmemiştir.
Somut olayda, davacının 24.05.2011 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil kaydının bulunduğu, teslim ettiği ürün bedellerinden 1999/8 inci ayda prim kesintisi yapıldığı, 1999 yılı sonrasında ise ürün tesliminin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının 01.09.1999 – 31.12.1999 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar vermekten ibarettir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.