Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7430 E. 2023/8440 K. 20.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7430
KARAR NO : 2023/8440
KARAR TARİHİ : 20.09.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/49 E., 2022/242 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk (kapatılan) Dairesinin 11.06.2015 tarih ve 2014/18473 E. 2015/13486 K. sayılı kararıyla bozulmuş, bozmaya direnen Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.10.2019 tarih ve E. 2016/21-622, K.2019/1103 sayılı kararıyla direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı asil … dava dilekçesinde özetle; … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/578 Esas 2001/775 Kararı ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle eşinden boşandığını, boşanmadan sonra babasından dolayı yetim aylığı aldığını, tarafların gerçekten boşanmış oldukları halde davalı Kurumun muvazaalı boşanma iddiası ile almış olduğu yetim aylığını kestiğini kendisinin kesinlikle anlaşmalı olarak boşanmadığını, açıklanan ve resen göz önünde bulundurulacak nedenlerle, öncelikli olarak adli yardım talebinin kabulüne babasından kalan yetim aylığının iptali ile borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptalini ve ödenmemiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan araştırma sonucunda davacının boşandığı eşi …’ndan muvazaalı boşanarak haksız yere maaş aldığı ve eşiyle birlikte yaşadıkları tespit olunduğunu ve müvekkil Kurum denetmenlerince 29.11.2011 tarihinde hazırlanan 233 sayılı raporda davacının boşandığı eşi ile birlikte aynı evde yaşadıklarının tespit edildiğini taraflar arasındaki boşamanın muvazaalı olduğunun ortaya çıktığını, Kurumca yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu davacının davasının reddinin gerektiğini arz ve izah olunan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 11.07.2014 tarih ve 2014/192 Esas, 2014/222 sayılı Kararı ile; “Dava konusu olayda; Kurum tarafından 29.11.2011 tarih, 233 sayılı rapor hazırlandığı, bu raporda Kurum tarafından yaptırılan zabıta araştırmasınındaki 14.11.2011 tarihli tutanakta ve mahkememizce yaptırılan araştırma üzerine Şehitkamil İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen 11.04.2014 tarihli tutanakta davacının boşandığı eşi ile birlikte aynı evde yaşadıklarının tespit edildiği, davacı ve boşandığı eşinin 09.11.2001 tarihinde boşandıkları halde 2007 yılında TÜİK’e aynı adresi bildirdikleri, Mernis adreslerinin aynı olduğu anlaşılmaktadır. Her nekadar dinlenen davacı tanıkları davacının iddiasını doğrular mahiyette beyanda bulunmuşlarsa da, 5510 sayılı Kanun’un 59 ve 100 üncü maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup somut olayda bu tutanağın aksi kanıtlanamadığı” gerekçelerine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 21. Hukuk(kapatılan) Dairesinin 11.06.2015 tarihli ve 2014/18473 Esas, 2015/13486
Karar sayılı Bozma ilamında; “Somut olayda; 29.11.2011 tarihli denetim tutanağında yerinde denetim yapılmadığı, tutanak tanığı dinlenmediği, tanık dinlenmeden yapılan zabıta araştırmasına dayanarak rapor hazırlandığı ve 56/2 maddesinin uygulanmasına karar verildiği, aylık kesmeye yeterli olmayan zabıta araştırma tutanağına dayanarak işlem yapıldığı halde davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.” gerekçelerine dayalı olarak karar bozulmuştur.

Mahkemesince önceki kararda direnme kararı verilmiştir.

Mahkemenin direnme kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu 22.10.2019 tarihli, 2016/21-6222 Esas, 2019/1103 Karar sayılı kararı ile; “Somut olay değerlendirildiğinde, davacıya bağlanan ölüm aylığının iptali ve ödenen aylıkların iadesine ilişkin Kurum işleminin 5510 sayılı Kanun’un 56/son maddesine uygun olup olmadığı ile birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ortaya konulması gerekmekte olup, yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, davacı ile boşandığı eşinin uyuşmazlık konusu dönem olan 17.10.2008-16.12.2011 tarihleri arasında yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgâh senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmî/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşlerin hizmet akdine bağlı olarak çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa kendilerine ödeme yapılması amacıyla banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacı ve boşandığı eşinin talep konusu dönemde verdikleri medula sisteminde kayıtlarda görülen adresleri de ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge yönünden uyuşmazlık konusu dönem olan 17.10.2008-16.12.2011 tarihleri arasında aydınlatıcı ve geniş kapsamlı emniyet araştırması yapılmalı, anılan adreslerde muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.” gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemenin Bozmaya Uyularak Verilen Son Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…SGK Müfettiş raporu ve SGK hastane medula kayıtları ve mernis adres kayıtları incelendiğinde davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı sabit olduğundan, Kurum işleminin yerinde olduğu” gerekçelerine dayalı olarak “davanın reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hatalı karar verildiğini, müvekkilinin eski eşi ile birlikte oturmadığını, somut delillerin dikkate alınmadan yanlış inceleme sonucu karar verildiğini, talimatla dinlenen tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı alan davacının boşandığı eşiyle eylemli olarak birlikte yaşayıp yaşamadığının tespiti yönünden yapılan Kurum işleminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası,

2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56/2 nci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.