YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7581
KARAR NO : 2023/8895
KARAR TARİHİ : 28.09.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin 25.09.2014 tarihinde kendisine ait tarlada traktör ile çalışırken römorktan düşerek hastaneye kaldırıldığını, hastanede ” bir seviyeden düşme ” tanısı ile kaydının yapıldığını, ilçe devlet hastanesince verilen raporda %24 oranında iş göremez şeklinde rapor düzenlendiğini ancak ilk hastaneye yatışta herhangi bir rapor düzenlenmemiş olması nedeniyle iş kazası talebinin red edildiğini belirterek dava konusu 25.09.2014 tarihindeki kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 25.09.2014 tarihinde meydana gelen kazadan sonra gittiği, Polatlı Doğapete Devlet Hastanesinde tarım işi yaparken düştüğü konusunda herhangi bir beyanda bulunmadığı, denetim sırasında ve mahkememizde dinlenen babası Ahmet Koç ve köylüsü İsmail Emektar’ın beyanları dışında söz konusu kazanın tarımsal faaliyet nedeniyle oluştuğu konusunda kesin ve inandırıcı delil sunmadığı anlaşılmakla, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1-Mahkeme kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğu,
2-Davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiği,
3-Müvekkilinin geçirdiği kazanın iş kazası olarak nitelendirilmesinin ve kısa vadeli sigorta kolları yardımlarından faydalanma hakkının verilmesinin gerektiği,
Gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Somut olayda, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığı tespit edilememiş olup, sadece soyut tanık beyanı dışında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, mahkemenin davanın reddine dair kararı yerinde olmuştur. Bu nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve davanın yasal dayanaklarından biri 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesine göre iş kazası;
“Madde 13- İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, …. meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için; olaya, maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur.
Bu bakımdan 13 üncü madde teknik yönden tanımlayıcı bir hukuk kuralıdır. Bunun uygulamaya ilişkin sonucu ise, bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının anılan maddenin tanımı ve öngördüğü unsurlar çerçevesinde belirlenebileceğidir. Yasanın açık hükümleri bir yana bırakılarak, iş kazası kavramının unsurlarının belirlenmesine olanak yoktur. Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için, sigortalıyı bedence ve ruhça zarara uğratan olayın, maddenin belirlediği “hal ve durumlardan” birinde meydana gelmiş bulunması gerekli ve yeterlidir. Bu sınırlı durumlar dışında meydana gelen ve sigortalıyı ruh ve bedence zarara uğratan olayların iş kazası olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Belirtilmelidir ki, yasanın, iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması, illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başka kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır.
Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının sigortalı olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.10.2009 tarih, 2009/21-400 Esas, 2009/432 Karar sayılı ilamı)
3. Değerlendirme
Eldeki davada; davacının 25.09.2014 tarihinde kendisine ait tarlada traktör ile çalışırken römorktan düşerek yaralandığı, davacının olay tarihini de kapsar şekilde 27.08.2014 ile 301.11.2014 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 25.09.2014 tarihinde saat 21:58 sırasında hastanenin acil servisine müracaat edildiği, “bir seviyeden düşme” tanısıyla ilk kaydının yapıldığı, 02.10.2014 tarihinde taburcu edildiği anlaşılmakla, Mahkemece davacıyı hastaneye götüren kardeşinin ve olay tarihinde köyde muhtar ve azalık yapanlar ile olaya ilişkin görgü ve bilgisi olan şahısların tespit edilerek dinlenilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz giderinin istek halinde ilgiliye iadesine,
28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.