Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/761 E. 2023/3841 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/761
KARAR NO : 2023/3841
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI :

Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline … birliğinden dolayı prim borçlarının ödenmediği sebebiyle ödeme emri gönderildiğini, bu ödeme emrine karşı davalı kuruma itirazda bulunduklarını, olumlu sonuç alamadıklarını ödeme emrinde belirtilen borçtan müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin kendi adına işçi çalıştırmadığını, ödeme emrinde ekinde borcun sebebini gösteren yeterli açıklama yapılmadığını, belgede eklenmediğini, davalının talep ettiği tüm alacaklara yönelik zamanışımı itirazları bulunduğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla müvekkiline gönderilen ödeme emrinin iptaline müvekkilinin borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; … Kurumunda … sicil numaralı işyeri … Birliği’nin 2006/11058-2009/10522 takip numaralı dosyaya kurum tarafından tebligat 13.12.2018 tarihinde çekildiğini, 19/12/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunun 22.03.2011 tarihinde yürürlüğe girdiğini, bu bakımdan, sulama birliklerinin 6172 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki (8/3/2011 Öncesi) borçlar için birlik başkanı, tahakkuk ve tahsilatın yapılmasından sorumlu birlik saymanı ve birlik başkanının harcama yetkisini devrettiği birlik müdürü ve genel sekreteri, birlik tüzel kişiliği ile beraber müştereken ve müteselsilen, söz konusu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonraki borçlarından ise 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre birlik tüzel kişiliği ile birlikte (görevde bulundukları döneme ait borçlardan) birlik başkanı, birlik yönetim kurulu üyelerinin müştereken ve müteselsilen sorumluğu bulunduğunu, buna göre, … Birliğinin 2004 ila 2018 dönemlerine ait borçları ile ilgili yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde sorumluluklarının tespiti, yapılarak, söz konusu kişilerin görevde bulundukları dönemlere ait borçlarda sorumlu tutulmaları gerektiğini, aynca 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinde “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir.” ifadesi ve 6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde, “zamanaşımını kesen hallerden en az birinin gerçekleşmesi durumunda o güne dek işlemiş olan zamanaşımı etkisini yitirecektir” ifadesine istinaden borç ile alakalı zamanaşımının söz konusu olmadığını, Birlikte bulunduğu süre zarfındaki tüm borçtan sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davanın kabulü ile; Yozgat … İl Müdürlüğü’nün 2017/… ve 2017/11998 sayılı ödeme emirlerinin iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; Kurum müdürlüğünde … sicil numaralı işyeri … Birliği’nin 2017/11998-… takip numaralı dosyaya Kurum müdürlüğü tarafından 13.12.2018 tarihinde tebligat yapıldığını, 19.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, sulama birliklerinin kamu kurumu niteliğini taşımakta olduklarını ve sulama birliğinde tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlilerinin 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre sulama birliklerinin borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, sulama birliklerinin 6172 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki (08.03.2011 öncesi) borçları için birlik başkanı, tahakkuk ve tahsilatın yapılmasından sorumlu birlik saymanı ve birlik başkanının harcama yetkisini devrettiği birlik müdürü ve genel sekreteri, birlik tüzel kişiliği ile beraber müştereken ve müteselsilen, söz konusu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonraki borçlarından ise 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre birlik tüzel kişiliği ile birlikte (görevde bulundukları döneme ait borçlardan) birlik başkanı, birlik yönetim kurulu üyelerinin müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, … Birliğinin 2004 ila 2018 dönemlerine ait borçları ile ilgili sorumluluklarının tespitinin yapılarak söz konusu kişilerin görevde bulundukları dönemlere ait borçlarından sorumlu tutulmalarının gerektiğini, ayrıca 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinde “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir.” ifadesi ve 6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde, zamanaşımını kesen hallerden en az birinin gerçekleşmesi durumunda o güne dek işlemiş olan zamanaşımı etkisini yitirecektir ifadesine istinaden borç ile alakalı zamanaşımının söz konusu olmadığını, davacının Birlikte bulunduğu süre zarfındaki tüm borçtan sorumluluğunun bulunduğunu, yerel mahkemenin kararının ve gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, kararın tamamen kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Somut olayda, dava dışı borçlu sulama birliğinin müzekkere cevaplarından; davacının dava konusu ödeme emirlerinin ait olduğu 2004-2017 yılları arasındaki dönemde Birlikte mali ve idari konularda tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip olmadığı, davacıya temsil ve ilzam yetkisinin verilmediği ve davacının meclis üyesi olup karar defterinde isminin geçmediği anlaşılmakla temsil ve ilzam yetkisi olmayan davacının dava konusu borçlardan sorumlu olamayacağı gözetilerek ve ayrıca 2004-6. dönem yönünden ise alacağın zaman aşımına uğraması nedeniyle de davacının sorumluluğunun bulunmadığı dikkate alınarak yerel Mahkeme kararında isabetsizlik olmadığı” gerekçeleri ile karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 80 inci maddesi hükmünün, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki dönemde; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacağı Borçlar Kanunu 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 506 sayılı Kanunun 80 inci maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 6183 sayılı Kanun madde 102 ve devamı maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmış, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi ile birlikte 102 inci maddesinin uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 10 yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür.

Diğer taraftan; 6183 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesi ile tahsil zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup; anılan düzenlemede; ” 1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. amme alacağının teminata bağlanması, 9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, 11. (Ek bent: 25/12/2003 – 5035 S.K./1. md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı, yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın, kaza mercilerince durdurulması hallerinde, zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükmü öngörülmektedir.

Öte taraftan, tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80 inci ve 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinde düzenlenmiştir.

506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.

6183 sayılı yasanın Kanuni ”Temsilcilerin Sorumluluğu” başlıklı mükerrer 35 inci maddesinde ”Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır.
Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.
Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri utarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” düzenlemeleri mevcuttur.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı … vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.