YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7769
KARAR NO : 2023/8167
KARAR TARİHİ : 14.09.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1080 E., 2022/1871 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/7 E., 2019/321 K.
Taraflar arasındaki rücuan tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davacı Kurum vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Kurum vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalı …’ün davalıya ait iş yerinde çalışırken 07.12.2013 tarihinde iş kazası geçirmesi sonucu malul kaldığını, sigortalının iş kazası geçirmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunun ancak kusur dağılımının bilirkişi heyetinden alınacak kusur raporu ile belirlenmesi gerektiğini, sigortalının malul kalması nedeni ile davacı kurumca sigortalıya 122.915,88 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 49.288,99 TL geçici iş göremezlik ödemesi ödendiğini ve 143.278,97 TL tedavi masrafı yapıldığını belirterek iş kazası sonucu malul kalan sigortalı …’e bağlanan gelir, ödenen geçici iş göremezlik ödemesi ile yapılan masrafları yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL peşin değerli gelirden kaynaklı alacağın gelirin onay tarihinden itibaren, 100,00 TL geçici iş göremezlik ödemesinden kaynaklı alacağın ödeme tarihinden, 100,00 TL tedavi masraflarından kaynaklı alacağın sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın zamanaşımına uğradığını, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin kusurunun bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ve davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde tamamen davalı işverenin kusurlu olup, sigortalının kusurunun bulunmadığını, -İşverenin iş yerinde gerekli emniyet tedbirlerini alması, yine işverenin geniş anlamda doğmuş ve doğabilecek tüm tehlikelerin önlenmesi ve alınan önlemlere uyulmasının temini anlamında tam anlamı ile geniş bir kontrol mekanizması kurması ve denetim ve gözetim görevini yeterince yerine getirmesi gerektiğini, -Dosya kapsamı incelendiğinde; iş kazasının sigortalının temizlik yaptığı sırada bandın baş tarafında yer alan tamburun etrafındaki küçük odun ve taş parçalarını almak üzere eğildiğinde başının dönmesiyle dengesini kaybetmesi neticesinde ayağının tambur ile motoru tutan demirlerin arasına sıkışması sonucu meydana geldiğini, -Kazanın meydana gelmiş olması işyerinde iş ile ilgili gerekli ve yeterli güvenlik tedbirlerinin alınmadığını gösterdiğini, davalı işverenin, iş kazalarını önlemeye yönelik olarak risk değerlendirmesi yapmadığını, iş yerinde tam anlamı ile bir kontrol mekanizması kurmadığını, iş yerinde alınacak önlemlere uyulup uyulmadığını kontrol etmediğini, çalışma şartları ve kurallarla ilgili yeterli organizasyon, denetim mekanizması geliştirmediğini, çalışan işçilerin işi nasıl yaptıkları konusunda yeterli gözetim yapmadığını, -Dolayısıyla işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği hususlara aykırı davranarak, çalışanlara yapacağı işle ilgili olarak güvenli çalışmayı sağlayacak gerekli bilgilerin verilmesinde ve 15 m derinliğindeki silonun hemen üst kısmında yer alan çalışanların düşme tehlikesi bulunan tambur çevresinde korkuluk yada çalışanın üzerinde rahat hareket edebileceği bir platformun yapılmasını sağlamayarak, çalışma ortamında gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almakta yetersiz kaldığını ve kazanın gerçekleşmesinde bu eksikliklerin neden olduğunun anlaşıldığını, bu nedenlerle kazanın meydana gelmesinde tamamen davalı işverenin kusurlu olması gerekirken sigortalıya %50 kusur verilmesinin hatalı olup olayın akışına da aykırı olduğunu, -Yine Hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun da hükme elverişli olmadığını, hesap raporunda malul sigortalının aktif çalışmasının 60 yaşına kadar süreceği düşünülerek hesap yapıldığını, 60 yaş sonrasında yaşlılık devresine ait kazanç kaybı hesabı yapılmadığını, bu hususun 5510 sayılı Kanun’a ve tazminat hukuk ve uluslararası tazminat hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğunu, hesap raporunun TRH 2010 tablosundaki bakiye ömrü tespit edilerek 60 yaş sonrası için de yapılması gerektiğini, bu nedenle 60 yaş sonrası bakiye ömür için hesap yapılmamasının hatalı olduğunu, -Kurumun yasal düzenleme gereği sigortalının veya hak sahiplerinin halefi olduğundan sigortalının veya hak sahiplerinin işverene karşı açtıkları veya açacakları davalarda alınan veya alınacak hesap raporlarında kazanç veya destek kaybı belirlenirken esas alınan hususların Kurumun açmış olduğu rücu davalarında da gözetilmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle 60 yaş sonrası için de TRH 2010 tablosuna göre bakiye ömrü tespit edilerek hesap yapılması gerekirken 60 yaş sonrası hesap yapılmaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Hesap raporunda bilinmeyen yıl kazançlarının iskonto oranından daha fazla artırılması gerekirken iskonto oranı kadar artırılmasının da hatalı olduğunu, yine iskonto uygulanmasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, -50-60 yaş emeklilik dönemine ait kazançların netleştirilmesinde SGK primi, işsizlik primi, Amele Birliği Yardımlaşma Sandığı aidatı ve sendika aidatı kesintisi yapıldığını, söz konusu kesintilerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, 50 yaşa kadar yapılan uygulamanın 50-60 yaş arasında da uygulanması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Olayda işverene kusur verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazada %50 işveren kusuru bulunduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, -Alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, olayda işverene kusur verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili kurum teknik birimince hazırlanan teknik savunma raporunda da belirtildiği gibi işyerinde yapılan çalışmaların tamamının yasal mevzuatlara uygun olarak hazırlanmış yönerge ve çalışma talimatları doğrultusunda yapılmakta olduğunu, çalışanlara bu talimatlara uygun hareket etmeleri yönünde düzenli olarak eğitimlerin verildiğini, işin yapımında kullanılacak araç, gereç ve kişisel korunma teçhizatları noksansız olarak işçilere verildiğini, -İşverenin Maden ve Taş Ocakları Tüzüğüne uygun yönergeler oluşturduğunu, işçilerin kendi güvenliklerini almadan çalışmaya başlamamalarını ustaların da işin devamı süresinde işyerinden ve yanındaki işçilerin güvenliğinden sorumlu olduklarını öğrettiğini, işveren tarafından birebir her işçinin yanına olağan şartlarda sürekli bir denetmen verilemeyeceği için denetimde aksaklık söz konusu olmadığını, işverenin kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğini, -Mahkemece itirazlarının reddedilmesi ve hatalı bilirkişi raporuyla hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Faizin olay tarihinden başlatılması halinde zararın olay tarihi itibariyle sermayeleştirilmesi (iskonto edilmesi ) gerektiğini, -Fiili gün ortalaması tespitinde sadece fiilen çalışılan günler esas alınması gerektiğini, izinli ya da istirahatli geçen ve tatil olan günlerin de fiili gün ortalaması tespitinde dikkate alınmasının hatalı olduğunu, -Davacının 50-60 yaş arası yılın tamamını düzenli olarak asgari ücretli işte çalışarak geçireceği varsayımı ülke gerçeklerine uygun olmadığını, genç nüfusun yoğunluğu ve işsizlik oranının her yıl azalmayıp, hızla arttığı bir ortamda 50-60 yaşındaki kişinin düzenli, sabit bir işte ücretli olarak çalışabileceği kabul edilerek bu dönem için bu şekilde hesap yapılmasının hatalı olduğunu, -Geleceğe yönelik varsayımsal olarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, nitekim davacının emeklilik nedeniyle kurumdan ayrıldığında kendisine SGK’ca yaşlılık aylığı bağlanacağını, davacının bu tarihten sonra çalışması varsayımı kabule şayan olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı kurum vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili özetle; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
2.Davalı vekili, istinaf dilekçesinde sunduğu gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rücuan tazminat talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kurum vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin kararı temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.