Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/8843 E. 2023/13074 K. 19.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/8843
KARAR NO : 2023/13074
KARAR TARİHİ : 19.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/920 E., 2023/1799 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/558 E., 2020/459 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 19.12.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … geldi. Davalı adına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken 17.12.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralandığından bahisle 505.817,95 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 10,00 TL tedavi gideri, 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluşmasında davacının kusuru bulunduğunu, kazanın oluşmasında müvekkilinin kusurunun olmadığını, hukuki dayanağı bulunmayan bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2020 tarih, 2019/558 Esas, 2020/459 Karar sayılı kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacının %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda bulunmadığı kabulünden hareketle davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebinin kabulüne, tedavi giderlerine yönelik talebin reddine, davacı lehine 300.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2021 tarih, 2021/1326 Esas, 2021/2046 Karar sayılı kararı ile davacının istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, iş kazasının oluşumunda davacının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacının %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda bulunmadığı kabulünden hareketle davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebinin kabulüne, tedavi giderlerine yönelik talebin reddine, davacı lehine 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemiz’in 25.10.2022 tarih ve 2021/11625 Esas, 2022/13019 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen 07.08.2018 tarihli ilk kararın davacı tarafından sadece tedavi gideri talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ve manevi tazminatın az olduğu noktalarından istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2019 tarihli sürekli iş göremezlik oranının tespiti yönünden prosedürün işletilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine iadesine ilişkin kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince tekrar alınan 16.10.2020 tarihli bilirkişi hesap raporunda bu durum gözetilip Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2019 tarihli gönderme kararından önce alınan 16.05.2018 tarihli hesap raporundaki verilere göre değerlendirme yapılması dolayısıyla hüküm altına alınan 505.817,95 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davacı yönünden kesinleştiği ve davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 23.09.2021 tarih ve 2021/1326 Esas, 2021/2046 Karar sayılı kararında yer alan “Dairemiz kaldırma kararı sonrası ATK’dan rapor aldırıldıktan sonra ek hesap raporu aldırılmış ek raporun tarihi 16.10.2020 olup dosyada karar 16.12.2020 tarihinde verilmekle maddi tazminatın karar tarihine en yakın ücrete göre belirlendiği anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.” şeklindeki gerekçe yerinde olmayıp açıklanan hususlar kapsamında kesinleşen olguyu ortadan kaldırmayacağı gözetildiğinde davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2019 tarihli gönderme kararı sonrasında iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın miktarına yönelik istinafının sonuç doğurmayacağı açık olduğundan bu hususun bozma nedeni yapılmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine takdir edilen 200.000,00 TL manevi tazminatın bir miktar az olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 09.05.2023 tarih, 2023/920 Esas, 2023/1799 Karar sayılı kararla iş kazasının oluşumunda davacının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacının %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda bulunmadığı kabulünden hareketle davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebinin kabulüne, tedavi giderlerine yönelik talebin reddine, davacı lehine 300.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının az olduğunu, güncel asgari ücrete göre hesap raporu alınmaması ve hesap tablosu olarak TRH-2010 hesap tablosunun kullanılmamasının hatalı olduğunu, istinaf aşamasında özellikle bu hususta itirazları bulunmasına karşın bu hususlarda karar verilmeyişinin bariz hatalı olduğunu, müvekkilinin kaza tarihinde aylık net maaşına ek olarak fazla mesaili çalışmasının süreklilik arz ettiğini, Yargıtay’ın son sabitleşmiş kararları dikkate alındığında süreklilik arz eden fazla mesainin de hesaplamada dikkate alınacağının açık olduğunu, bu sebeple kaza tarihindeki net maaşı, fazla mesai ücreti, yemek, servis gibi süreklilik arz eden sosyal yardımların da eklenerek hesaplama yapılması gerektiğini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı bir şekilde hüküm altına alındığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.