YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9189
KARAR NO : 2023/9482
KARAR TARİHİ : 11.10.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/357 E., 2023/1392 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kiraz Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2017/281 E., 2018/102 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden Bağkur sigortalılık tespiti davasında Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf istemini kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22.01.2020 gün ve 2019/1802-2020/418 sayılı ilamı ile karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına direnilmiştir.
Direnme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.09.2020 tarih ve 2020/9011 – 2020/5184 sayılı kararı ile; bozma ilâmı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2022 tarih 2020/10-560 E, 2022/1297 K. Sayılı ilamı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dilekçesi içeriğine göre, sigortalılık başlangıç tarihinin 09.07.1986 tarihinden itibaren tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28/03/2018 tarihli ve 2017/281-2018/102 sayılı kararıyla; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin14.12.2018 tarihli ve 2018/1991-2018/1951 Karar sayılı kararıyla; 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine yönelik davada hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, yerel mahkeme kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire 22.01.2020 gün ve 2019/1802-2020/418 sayılı kararında; “… talebin sigortalılık süresine ilişkin olduğu (oda ve vergi kaydı süreleri dikkate alınmak suretiyle) ve buna göre değerlendirme yapılması gerektiğinden,…” gerekçesi belirtilerek karar bozulmuştur.
3.Bölge Adliye Mahkemesi 03.07.2020 tarihli ve 2020/571-2020/1057 sayılı kararıyla, “…dava dilekçesinin dava başlıklı kısmında, “sigortalılığının başlangıcının tespiti” ibaresine, dava dilekçesinin dilek başlıklı kısmında, “zorunlu sigortalılık başlangıç tarihinin vergi dairesine kayıt tarihi olan 09.07.1986 tarihinden itibaren tespitine,” karar verilmesi istemine yer verilmiş; ilk derece mahkemesince, “davacı …’nin zorunlu sigortalılık başlangıç tarihinin 09.07.1986 tarihi olarak tespitine,” yönelik kurulan hüküm de davacı tarafça istinaf edilmemiştir. Dava dilekçesindeki açık ifadeler ve istem doğrultusunda sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti yönünde kurulan hükme karşı kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında; vekil aracılığıyla izlenen davada, davacının açık ifadelerine karşın, yorum yoluyla gerçek iradenin sigortalılık süresinin tespiti olduğu yaklaşımıyla sonuca gidilmesine olanak bulunmadığından; sıralanan maddi ve hukuki olgular, atıf yapılan yerleşik Yargıtay içtihatları ile bozmaya konu karar gerekçesi ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, bozma gerekçelerine uyulması mümkün olmadığından;…” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2022 tarih 2020/10-560 E, 2022/1297 K. Sayılı ilamı ile “… 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık başlangıcı talebi yönünden hukukî yarar bulunmadığı göz önüne alınarak HMK’nın 31 inci maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü gereği davacının talebinin 1479 sayılı Kanun kapsamında bir döneme dair sigortalılık süresinin tespitine ilişkin olup olmadığı açıklattırılarak çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.” gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… 4956 sayılı Kanun’la getirilen 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesi gereği, bu düzenlemenin yürürlük tarihi olan 02.08.2003 tarihinden önce, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı 01.07.1995 tarihi itibariyle başlamış olan davacının; 09.07.1986-30.11.1988 tarihleri arası döneme ilişkin vergi kaydı; 14.07.1986-05.12.1988 tarihleri arası Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı ile kayıtların ilişkin olduğu dönemde kendi nam ve hesabına ticari faaliyet yürütmek suretiyle geçimini sağladığına ilişkin tanık anlatımlarıyla, konuya ilişkin araştırma tutanak içerikleri dikkate alındığında; davacının askere sevk tarihi olan 29.08.1988 tarihi öncesi güne kadar 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılık koşullarını taşıdığı ve 01.08.1986 – 28.08.1988 tarihleri arası döneme ilişkin sigortalılık süresinin tespitine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup; uyulan bozma ilamı içeriğindeki önerme ışığında yapılması gereken başkaca işlem bulunmadığından, bozma ilamı gereğince yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur…” gerekçesiyle “Davanın kısmen kabulü ile;
1-) Davacının, 01.08.1986 – 28.08.1988 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,…” dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kurum işleminin yerinde olduğu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalılığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.