Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/950 E. 2023/1676 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/950
KARAR NO : 2023/1676
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/198 E., 2022/539 K.
DAVALILAR : 1- …
vekili Avukat …
2-T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 23.01.2017
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti ve Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının vefat eden eşinin çalıştığı Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürüğü 5. Bölge Müdürlüğü (Malatya) nezdinde geçen hizmetlerinin tespiti ile davacıya ölen sigortalı eşinden ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini ve aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı TCDD Genel Müdürlüğü ve davalı Kurum vekilleri, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2018 tarih ve 2017/224 Esas ve 2018/760 Karar sayılı ilamı ile “davanın kabulüne, davacının vefat etmiş olduğu eşi …’in 06.07.1971-31.10.1979 tarihleri arasında davalı idarede 921 gün fiili çalışması olduğunu tespitine, dosyada mevcut 28.03.2017 havale tarihli Bilirkişi … tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, SGK Diyarbakır Sosyal Güvenlik Müdürlüğünün 19.01.2015 tarihli işleminin iptaline,” şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç
… Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesinin 04.02.2021 tarih ve 2018/2001 Esas ve 2021/76 Karar sayılı kararı ile “incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırılık halinin tespit edilemediği” belirtilmek suretiyle davalı Kurum vekili ve davalı TCDD vekilinin istinaf başvurularının HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı TCDD vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairemizin 17.02.2022 tarihli ve 2021/8273 Esas ve 2022/2163 Karar sayılı ilamı ile; “… hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, infaza elverişli olarak gösterilmesi zorunludur. Eldeki dava dosyasında, Mahkemece verilen kararın gerekçesinde bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilmiş olmakla, hüküm kısmında da aynı rapora atıf yapılması ve bilirkişi raporunun kararın eki sayılması yukarıda anılan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğinden usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmektedir. ” denilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda “Davacının SGK sicil dosyası, Devlet Demir Yolları 5. Bölge Müdürlüğünde gönderilen hizmet cetveli, aynı Kurumun ”işçilerinin çalışma günlerini gösterir liste ”, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendiğinde davacının Devlet Demir Yolları 5. Bölge Müdürlüğünde belirli süreli hizmet akdi ile çalıştığı, ve fiili hizmet süresinin 921 gün olduğu tespit edilmiş olup ve hizmetinin kuruma 71 gün eksik bildirildiği” kanaatiyle;
“Davanın Kabulü ile,
1-Davacı vefat etmiş olduğu … ‘in davalı idarede fiili çalışmasının 921 gün olduğunun tespitine,
2-Davacının davalı idarede fiili çalışmalarının;
1971/3 döneminde 85 gün,
1971/4 döneminde 30 gün,
1973/3 döneminde 21 gün,
1973/4 döneminde 59 gün,
1974/1 döneminde 22 gün,
1974/4 döneminde 60 gün,
1975/3 döneminde 16 gün,
1975/4 döneminde 46 gün,
1976/2 döneminde 30 gün,
1976/3 döneminde 30 gün,
1976/4 dönemine 29 gün,
1977/2 döneminde 60 gün,
1977/3 döneminde 90 gün,
1977/4 döneminde 11 gün,
1978/2 döneminde 19 gün,
1978/3 döneminde 70 gün,
1978/4 döneminde 57 gün,
1979/2 döneminde 30 gün,
1980/2 döneminde 27 gün,
1980/3 döneminde 90 gün,
1980/4 döneminde 39 gün, olmak üzere toplam 921 gün olduğunun tespitine,
3-Diyarbakır Sosyal Güvenlik Müdürlüğünün 19.05.2015 tarihli işleminin iptaline,” şeklinde karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı TCDD vekili temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı TCDD vekili temyiz dilekçesinde; davalı TCDD’nin müteveffa sigortalının çalışmalarını süresinde Kuruma bildirdiğini, primlerini ödediğini, Kurumun kayıtlarını düzenli tutmadığı için müteveffa sigortalının çalışma süresinin eksik hesaplandığını, çalışma süresinin eksik tespiti ve ölüm aylığı bağlanması talebinin reddi işlemlerinde davalı Kurumun kusurlu olduğunu, davanın açılmasına davalı TCDD sebebiyet vermediğinden aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumluluğa hükmedilmeyeceğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, tanık beyanlarının takdirinde kanuni isabet bulunmadığını, Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, müteveffa sigortalının hizmet tespiti ile davacının ölüm aylığı talebini reddeden Kurum işleminin iptali istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Yargılama sırasında resmi belge veya yazılı delil esas ise de; somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla tanık beyanları ile de ispatı mümkündür.

3-Diğer yandan; 506 sayılı Kanun’un 66 ıncı maddesinin (c) bendinde, 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanacağı belirtilmiş iken kanun koyucu tarafından kabul edilerek 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 32/2 inci maddesinde farklı düzenleme yapılarak ölüm aylığının, en az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanacağı öngörülmüştür.

3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalı TCDD ve davalı Kurum vekillerinin aşağıda yer alan paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin hizmet tespiti davasının esası ile ilgili kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bununla birlikte dava aynı zamanda Kurum işleminin iptali istemine yönelik olup davacının müteveffa eşinden dolayı 16.01.2015 tarihinde ölüm aylığı tahsis talebinde bulunduğu, davacının bu talebinin davalı Kurumun 19.01.2015 tarihli işlemi ile “900 gün prim gün sayısı şartını yerine getirmediğinden” reddedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükümde Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de söz konusu Kurum işlem tarihinin sehven 19.05.2015 tarihi olarak yazılması usul ve yasaya aykırı olup bu durum bozma nedenidir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı TCDD ve davalı Kurum vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine;

2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 3 numaralı bendinde yer alan “19.05.2015” tarihinin silinmek suretiyle yerine gelmek üzere “19.01.2015” tarihinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,

23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.