YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9638
KARAR NO : 2011/21201
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
Dolandırıcılık suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 504/7, 61, 522 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 6. maddeleri uyarınca 2 ay 20 gün ağır hapis ve 46,666 Türk lirası ağır para cezaları ile cezalandırılmasına dair Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2001 tarihli ve 2000/233 esas, 2001/183 sayılı kararının infazı sırasında, 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un lehe hükümlerinin uygulanması amacıyla yapılan talep üzerine, 5352 sayılı Kanunun geçici 2 ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 95. maddesindeki esasen vaki olmamış sayılmasına ilişkin 5 yıllık sürenin 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce dolduğundan bahisle sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin uygulanamayacağında talebin reddine dair Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/07/2010 tarihli ve 2010/1001 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/08/2010 tarihli ve 2010/1032 müteferrik sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre.
Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/07/2010 tarihli ve 2010/1001 değişik iş sayılı karar ile ilgili olarak;
08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.” şeklindeki düzenleme dikkate alınmadan hükümden sonra yürürlüğe giren hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin her ne kadar usul kanununda düzenlenmiş olsa da maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğu cihetle, koşullan oluşup oluşmadığının tartışılıp olumlu veya olumsuz bir karar verilmesinin zorunluluğunun gözetilmemesinde,
Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/08/2010 tarihli ve 2010/1032 değişik iş sayılı karar ile ilgili olarak,
Hükmün kesinleşmesinden sonra 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi ile yürürlüğe giren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin tartışılmasının takdir hakkının kullanılmasını gerektirdiği ve dolayısıyla duruşmalı inceleme yapılarak hüküm kurulması gerektiği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 11.05.2011 gün ve 2011/5736/26601 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2011 gün ve KYB.2011203556 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
İddianamedeki sevk ve tavsife, kanun yararına bozma isteminin kapsamı ile Yargıtay Kanununun 14. maddesine göre; kanun yararına bozma istemini inceleme görevi Yüksek Yargıtay 15. Ceza Dairesine ait olduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.