YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25954
KARAR NO : 2014/17087
KARAR TARİHİ : 21.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : 1-Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan; a)213 sayılı Yasanın 359/a-2. maddesince 6 ay hapis cezasının, 647 sayılı Yasanın 6. maddesince ertelenmesine (2004 ve 2005 yılları için 2 defa ayrı ayrı) b) 213 sayılı Yasanın 359/a-2. maddesince 6 ay hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesince ertelenmesine (2006 yılı için)
2-Sahte fatura ve belge kullanmak suçundan; a)213 sayılı Yasanın 359/b-1. maddesince 18 ay hapis cezasının, 647 sayılı Yasanın 6. maddesince ertelenmesine (2004 ve 2005 yılları için 2 defa ayrı ayrı) b)213 sayılı Yasanın 359/b-1. maddesince 18 ay hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesince ertelenmesine (2006 yılı için)
I-2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde:
“Sahte fatura kullanmak” ve “sahte fatura düzenlemek” suçları birbirinden bağımsız ve ayrı suç oluşturup iddianame ile sanık hakkında 2005 ve 2006 takvim yılları bakımından her iki suçtan kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, sahte fatura düzenlemek suçundan mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülmüş, aynı takvim yılı içerisinde birden çok sahte fatura kullanan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
III- Defter ve belgeleri gizleme suçundan ayrı ayrı verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- 2004, 2005 ve 2006 takvim yıllarına ait defter ve belgelerin 09.04.2007 tarihinde tek bir yazı ile istenmesine rağmen sanığın teslim etmemesi şeklinde gerçekleşen eylemin tek suç oluşturacağı gözetilmeyerek her takvim yılı için ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de; 2004, 2005 ve 2006 takvim yıllarına ilişkin defter ve belgelerini vergi incelemesine esas olmak üzere merciine teslim etmediğinden bahisle eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılan sanık hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarında somut bir zarara yer verilmediği, ancak defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden dolayı, geçmiş dönemlere ilişkin vergi beyanları yeniden hesaplanmak suretiyle, bu vergiler tarh edilerek, bunlara bağlı bir kısım cezalara hükmedildiği, bir başka ifade ile tarh edilen bu vergi ve cezaların eylemden doğan zarar niteliğinde bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Şu halde anılan eylemi nedeniyle CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı cihetle, CMK’nun 231. maddesinin zarar giderilmediğinden bahisle uygulanmaması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 21.10.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.