Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/12795 E. 2015/27580 K. 25.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12795
KARAR NO : 2015/27580
KARAR TARİHİ : 25.06.2015

Tebliğname No : 11 – 2012/3761
MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/06/2011
NUMARASI : 2011/123 (E) ve 2011/506 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik

Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak:
Sanığın Akbank AŞ.’den aldığı kredi karşılığında 02.05.2008 tarihli çek teslim bordrosu ile teminat olmak üzere Yapı Kredi Bankası … şubesindeki … şirketine ait hesaptan 05.10.2008 keşide tarihli 18.000 TL ve 05.11.2008 keşide tarihli
21.500 TL bedelli iki adet çek verdiği, çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle yapılan şikayet neticesinde çeklerin çalıntı olduğu, sanığın çalıntı çek keşide ederek verdiği iddiası ile açılan davada; yapılan UYAP kontrolü ve incelemede, sanığın aynı tarihli çek teslim bordrosu ile Türkiye İş Bankası … Şubesine ait … hesap numarası üzerinden verilen 30.09.2008 tarihli 15.000 TL ve 30.10.2008 tarih 17.500 TL bedelli iki adet çek daha verdiği, bu çekler nedeniyle İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/92 esas, 2010/370 karar sayılı ilamı ile mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesince 04.12.2014 tarih 2013/4130 esas sayılı kararı ile onandığının anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173/145, 13.10.1998 gün 305/304, 20.03.1995 gün ve 48/68 ile 02.03.1987 gün ve 341/84 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “aynı suç işleme kararından” yasanın aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, bu plan çerçevesinde hareket etmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm bu hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması, aynı suç işleme kararının varlığı, olaysal olarak suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, mağdurların farklı olup olmadıkları, ihlal edilen değer ve yarar ile korunan değer ve yarar, olayların oluşum ve gelişimi ile tüm özellikleri değerlendirilerek belirlenmesi, suçların işlenme tarihleri arasında az veya çok bir zaman aralığı bulunması, gerektiği suç mağdurlarının birden fazla olması halinde teselsülü reddetmenin adalet ve hakkaniyete uygun bulunmayacağının belirtilmesi ve sahtecilik suçlarında suçun mağdurunun genel anlamda kamu güveni olup suçun işlenmesiyle suçtan zarar gören gerçek kişilerin sayısının fazla olmasının zincirleme suç hükümlerinin uygulanması koşullarını etkilemeyeceği cihetle; sanık hakkında sahte çek keşide etmesi eylemleri nedeniyle açılan davalar araştırılıp temyize konu dava dosyaları ile birleştirilmesi, suça konu çeklerin farklı tarihlerde düzenlenip düzenlenmediklerinin açıklığa kavuşturulması, düzenlenmiş ise eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediği değerlendirilip, bu husus kararda açıklanıp tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, suça konu sahte çeklerin, 02.05.2008 tarihinde çek
teslim bordrosu ile katılana aynı anda verilmesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, eylemin kül halinde 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesinde öngörülen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ancak sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge çeşitliliği dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde, suçun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile temel cezanın TCK’nun 43. maddesi uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
25.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.