Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/13617 E. 2015/28956 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13617
KARAR NO : 2015/28956
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

Tebliğname No : 11 – 2012/55597
MAHKEMESİ : Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/07/2011
NUMARASI : 2010/33 (E) ve 2011/612 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık

I- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
1- Sanığın mahkemede verdiği ifadesinde, dosyada müşteki olarak yer alan A.. Y..’ın senedi aldığı A.. Y.. olmayabileceğini, bu nedenle yüzleşmek istediğini beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından, sanık ile müştekinin yüzleştirilmesi ile senedi aldığı kişinin A.. Y.. olup olmadığının tespit edilmesinden sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın Osmaniye’de … Ltd. Şirketi adında bir şirketi olduğunu beyan etmesine rağmen, Antalya 4. İcra Dairesi’nin 2006/12482 esas sayılı dosyasında Antalya Ticaret Sicil Memurluğu’nun 26.12.2007 tarihli bu isim altında bir şirket bulunmadığı beyanı ile yetinilerek, Osmaniye Ticaret Sicil Memurluğundan bir araştırma yapılmadan söz konusu şirketin gerçek olmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinde düzenlenen, “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir kişiye karşı aynı suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, belgelerin aynı anda sanık tarafından verildiği ve farklı tarihlerde düzenlendiğine dair de delil bulunmadığı cihetle; zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığın eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde düzenlenen tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak birden çok sahte belgenin kullanılması olgusunun aynı Kanunun 61.
maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
II- Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde ise;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dolandırıcılık suçunda hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, aynı gerekçe ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının alt sınırın üzerinde belirlenerek çelişkiye neden olunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.