Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/16199 E. 2015/28314 K. 08.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16199
KARAR NO : 2015/28314
KARAR TARİHİ : 08.09.2015

Tebliğname No : 11 – 2012/82506
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/12/2011
NUMARASI : 2010/373 (E) ve 2011/954 (K)
SUÇ : Başkasının kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanmak, Resmi belgede sahtecilik, Görevi yaptırmamak için direnme

1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasının kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Haber merkezi tarafından verilen bilgi üzerine hakkında gerçek kimlik bilgileriyle yakalama kararı bulunan sanığın bulunduğu A.. adlı müzikholde yapılan kimlik kontrolü sırasında kimliği olmadığını belirtip kimliği hakkında da bilgi vermemesi üzerine hakkında işlem yapılmak için karakola götürülmek istendiğinde “beni götüremezsiniz, gelmiyorum” diyerek, görevlilere zorluk çıkarması üzerine kademeli olarak etkisiz hale getirilip araca bindirilmesi biçimindeki eylemde; sanık hakkında görevini yaptırmamak için direnme suçundan soruşturma başlatılmak üzere polis merkezine götürülmek istenmesi sırasında üzerinde çıkan araç anahtarı ile açılan arabada bulunan sahte sürücü belgesi üzerine kimliği hakkında yalan söyleyerek sahte isimle tutanak oluşturulmasına sebep olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 268. maddesindeki suçun oluşacağından tebliğnamedeki 2.a nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya
göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
TCK’nun 265. maddesinde “görevi yaptırmamak için direnme” başlığıyla “seçenekli hareketli” ve “amaçlı bir fiil” olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin “cebir
veya tehdit” şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alındığında; 17.02.2010 tarihli olay tutanağında sanığın herhangi bir görevliye karşı görevi yaptırmamak için cebir ve tehdit içeren herhangi bir fiilinden söz edilmediği, “beni götüremezsiniz, ben gelmiyorum” demesi ve “mukavemette bulunmak” gibi açıklık taşımayan ibarelere yer verildiği nazara alınarak sanık tarafından herhangi bir görevliye karşı görevini yaptırmamak için cebir ve tehdit kullanıp kullanmadığı hususlarının suçun mağdurları olan polislerin duruşmaya çağırılarak gelmedikleri takdirde tanık sıfatı ile zorla getirilerek ayrıntılı olarak dinlenilmelerinden sonra sanığın eyleminin direnme suçunu ne şekilde oluşturduğu, delillerin nelerden ibaret olduğu denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.09.2015 gününde
oybirliği ile karar verildi.