YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16357
KARAR NO : 2015/28675
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/95717
MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/02/2012
NUMARASI : 2011/744 (E) ve 2012/26 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
I-Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
1- Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında, 5237 sayılı TCK’nun
158/1-f maddesinde öngörülen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de ;
TCK’nun 158/1-f maddesi ile uygulama yapılırken aynı Yasanın 61. maddesi gözetilerek 5000 günden fazla olmamak üzere tam gün sayısının belirlenerek bir gün karşılığı takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle adli para cezasının tayini, bu miktarın suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olması halinde asgari iki katına hükmolunması ve bu şekilde bulunacak adli para cezasından 62. madde uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
II- Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Ceza Genel Kurulunun 09.10.2012 gün ve 335-1804 ile 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve bu
nedenle aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Sahteciliğe konu olan belgenin aldatıcılık niteliğinin olup olmadığının tartışılması ve belirlenmesi öncelikle yargılamayı yürüten mahkemeye ait olup, hakim olayın çıkış, oluş ve akışını, düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri göz önüne alarak, sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılmayacağını bizzat belirlemeli ve sonucuna göre belgelerde aldatma niteliği olup olmadığını takdir ve tespit etmelidir. Aslı ele geçmeyen nüfus cüzdanı üzerinde inceleme yapılmasının mümkün olmaması ve aldatıcılık niteliğinin belirlenememesi nedeniyle yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmayacağı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.09.2015 gününde oy çokluğu ile
karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun 12.02.2013 gün ve 2012/1364 sayılı kararında da açıklandığı üzere, adli para cezasının nasıl belirleneceği TCK’ nun 61. maddesinin 8. fıkrasında gösterilmiştir. Buna göre, öncelikle temel gün para cezası belirlenmeli, artırımlar
ve indirimler gün üzerinden yapıldıktan sonra gün karşılığı ödenecek miktar tespit edilmeli ve sonuç gün ile bu miktar çarpılmalıdır. Yasada ayrı bir hesaplanma yöntemi gösterilmemiştir. Bu nedenle elde edilen haksız menfaatin iki katına çıkarma işlemi bu aşamada yapılmalıdır. Bu aşamadan önce yani artırımlar yapıldıktan sonra paraya çevirme işlemi yapılıp indirimlerin para üzerinden yapılması maddede yazılı yönteme aykırı olacaktır.
Ayrıca, para cezasının ödenememesi halinde hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilme yöntemine göre de bu uygulama sanık lehine olacaktır. Bu nedenlerle bozma kararının hürriyeti bağlayıcı ceza yanında hükmedilen para cezasının hesaplanması yöntemine ilişkin bendinin elde edilen haksız menfaatin belli olması ile ilgili kısmına katılmıyorum.