YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18987
KARAR NO : 2015/28447
KARAR TARİHİ : 10.09.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/136347
MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/02/2012
NUMARASI : 2012/24 (E) ve 2012/92 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
Suça konu çeklerin akıbeti hakkında mahallinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: önceden verilmiş rıza üzerine çek sahibinin imzasını taklit ederek kullanan failde kastın varlığı ileri sürülemez.
Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimse de suç kastının varlığı kabul olunamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, babası Y.. T..’ın sözlü bilgi ve rızasına istinaden suça konu çekeri keşide ettiğini savunması, tanık olarak soruşturma aşamasında beyanı alınan Y.. T..’ın da savunmayı doğrular
nitelikte “..bana göstermiş olduğunuz 5 tane çeki oğlum H.. T.., 6. sını ise yeğenim M.. T.. imzalamıştır. Her altı çekin imzalanması da benim talimatım ve bilgim dahilinde yapılmıştır. Ancak gerek Hasan gerekse Murat’ın sorumlu müdürü olarak vermiş olduğum bir vekaletname yoktur. Aile şirketi olması nedeniyle bunun sorun olacağını düşünmediğimden dolayı o sırada oğlum ve yeğenim müsait olduğundan borcumuz olan kişilere çekleri imzalayın verin diye talimatım olmuştur. Her altı çekteki imza bana ait değildir. Ancak yukarıda da beyan ettiğim gibi şirket çekleridir sahte çek değildir. Sadece imza bana ait değildir. Bilgim dahilinde oğlum ve yeğenim dahilinde imzalanmıştır…” şeklinde ifade vermesi karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; suça konu çek asılları celp ile denetime olanak sağlanması bakımından dosya arasına konulup, sanıktan sonraki ciranta ve hamillerin ayrıntılı bir şekilde beyanı alınarak suça konu çeklerin hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı, daha öncesinde de benzer şekilde çek alıp almadıkları, hisse devir tarihi olan 28.09.2010 tarihinden önce keşide edilip kendilerine verilip verilmediği hususlarının sorulması, sanığın bu şekilde başka şahıslara da çek keşide ettiğini belirtmesi karşısında çek karnesini veren bankadan bu yolla keşide edilen çeklerin daha öncesinde ödenip ödenmediği de sorularak araştırılıp, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek suç kastı saptanıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Denetime imkan vermek açısından suça konu çek asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulundurulmaması,
3- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde
hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.09.2015gününde oybirliğiyle karar verildi.