YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3679
KARAR NO : 2015/16157
KARAR TARİHİ : 16.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM : Her iki suçtan mahkumiyet
1- Sanığın, “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca sanığa yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE,
2- “Resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58 maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
A- Sanığın, mağdur …’a ait kimlik bilgilerini içeren sahte nüfus cüzdanını kullanarak… Noterliği’nden 02.03.2004 tarih ve 03493 sayılı … adına çek keşide etme yetkisini ihtiva eden vekaletname ile aynı noterlikçe düzenlenmiş 16.04.2004 tarih ve 6584 sayılı imza sirkülerini düzenlettirdiği ve bu belgeler aracılığı ile …’a ait 13.11.2004 tarihli 0138578 nolu çeki keşide ederek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia olunması, sanığın, mağdur … adına sahte nüfus cüzdanı düzenleyip kullanmadığını, suça konu çekin fiilen kendisine ancak resmi olarak eşi … adına kayıtlı olan şirket hesabına ait bir çek olduğunu, bu çeki yapmış olduğu alışveriş karşılığında… isimli kişiye verdiğini savunması, 02.03.2004 tarihli vekaletnamede vekaletnameyi veren kişi ile suça konu çekte keşideci olarak gözüken kişinin sanığın eski eşi … olduğunun anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından, …’ın tanık olarak beyanı alınarak, 02.03.2004 tarihli vekaletnameyi kime verdiği, vekaletnamedeki
2
imzanın kendisine ait olup olmadığı, suça konu çekin sanık tarafından keşide edilmesi konusunda rızasının/bilgisinin bulunup bulunmadığı hususlarının ayrıntılı bir şekilde sorulması, suça konu imza sirküleri ve vekaletname aslı temin edilerek, imza sirkülerinde mağdur … adına atılı bulunan imzaların sanığın veya mağdur …’ın eli ürünü, …’ın imza inkarında bulunması halinde ise vekaletnamede adına atılı bulunan imzanın kendisinin veya sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda kriminal inceleme yaptırılması, imza sirkülerine ilişkin belge düzenlenirken dayanak olarak gösterilen ve “Mersin nüfusundan kayıp nedeni ile 19.09.2003 tarih ve 38511 kayıt, F09/277511 seri no ile verilme” bilgilerini içeren nüfus cüzdanının kim tarafından ne şekilde alındığı ve üzerinde bulunan fotoğrafın kime ait olduğunun ilgili nüfus müdürlüğünden sorularak tespit edilmesi, sanığın savunmasında geçen … ın tanık olarak beyanının alınması ve belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu belge asılları celp edilerek incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde asıllarının dosya içine konulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
B- Kabul ve uygulamaya göre de;
1- Sanığın, sahte nüfus cüzdanı kullanarak noterden vekaletname ile imza sirkülerini düzenlettirmesi ve bu belgelerle çek keşide etmesi şeklinde iddia ve kabul olunan eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 342/2 ve 80 ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/1-3 ve 43/1. maddelerinde öngörülen zincirleme suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı göz önüne alınıp buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden zincirleme suç ve kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge nedeniyle artırım yapılmadan yalnızca 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi gereğince 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 16.02.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.