Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/6327 E. 2015/28954 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6327
KARAR NO : 2015/28954
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

Tebliğname No : 11 – 2011/136915
MAHKEMESİ : Ankara(Kapatılan) 28. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/11/2010
NUMARASI : 2009/918 (E) ve 2010/939 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanmak

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezaların türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar
verildikten sonra gereği görüşüldü:
I- Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
1- Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, sanığın belge asıllarının müşteki ile aralarında görülmekte olan Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası içerisinde olduğunu belirttiğinden, söz konusu
dosyanın tespit edilerek celpedilip incelenmesi ve suça konu belge asıllarının aldatma kabiliyeti hususunda incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması,
2- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine, maddede sayılan diğer haklardan cezanın infazı
tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Güveni kötüye kullanma suçu yönünden kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın müşteki kooperatife olan borcunun bir kısmını ödediğini, az bir miktar borcu kaldığını beyan etmesi karşısında, müştekinin kooperatif yetkilisinin beyanı alınarak sanığın borcu ödeyip ödemediğinin, ayrıca kısmi ödeme yapılması halinde TCK 168.
maddede düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakat gösterip göstermediğinin sorulması ile sonucuna göre karar verilmesi,
2- Güveni kötüye kullanma suçunda hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, aynı gerekçe ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının alt sınırın üzerinde belirlenerek çelişkiye neden olunması,
3- Temel ceza belirlenip, tespit edilen gün para cezası üzerinden TCK’nun 43. maddesi gereğince artırım yapıldıktan sonra aynı Yasanın 52/2. maddesi gereğince, sanığın sosyal ve ekonomik durumuna göre takdir edilen 20 TL üzerinden adli para cezasının
tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla adli para cezası tayini,
4- 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesi maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına ilişkin erteleme kararı verilebilmesi için, sanığın daha önce 3 aydan fazla kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, mahkemece sanığın kişilik
özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması gerekmektedir. İncelenen dosyada, yüklenen güveni kötüye kullanma suçu için suç tarihi itibariyle adli sicil kaydında engel sabıkası bulunmayan sanığın hukuksal durumunu belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine, “sanığın şahsi hali ve katılan tarafın zararının karşılanmamış olması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
5- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.