YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1917
KARAR NO : 2016/3016
KARAR TARİHİ : 31.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanık … hakkında iftira suçu nedeniyle beraat
Sanık … hakkında sahtecilik suçu nedeniyle mahkumiyet
1- Sanık … hakkında, iftira suçu nedeniyle kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
Yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında sahtecilik suçu yönünden kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
a- Sanığın aşamalardaki suçu inkara dayanan beyanları, katılan …’nun, sanığın suça konu belgeyi yanında, adını soyadını yazmak suretiyle imzaladığına dair ifadeleri karşısında; sanığın adı altındaki imzanın kendisine ait olmadığının 06.10.2011 tarihli ekspertiz raporu ile sabit olması, senedin arkasında ciranta konumunda olan sanığın ad ve soyadını içerir el yazısının kime ait olduğuna dair herhangi bir inceleme yapılmamış olduğunun dosya kapsamından anlaşılması karşısında, el yazısının sanık … yahut diğer sanık …, katılan veya tanık …’nün eli ürünü olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı,
Kabule göre ise;
b- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 gün ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanununun 688/6 ve 689/4. maddeleri uyarınca bonoda tanzim yerinin yazılı bulunması zorunludur, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun anılan kararında belirtildiği üzere düzenleme (keşide) yerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim yerlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi gerekir. Dosya içerisinde örneği bulunan suça konu senette açıkça düzenleme yeri belirtilmemiş, senedi düzenleyen ismi altında da ” … ” biçiminde bir adres gösterilmiştir. Bu adres hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde anlaşılabilir bir idari birim adını ifade etmemektedir. Bu itibarla, suça konu senedin bono vasfını taşımadığı cihetle, özel belge niteliğinde bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde “resmi belgede sahtecilik” suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı,
c- Mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılanın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.