Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2014/19197 E. 2015/31840 K. 15.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19197
KARAR NO : 2015/31840
KARAR TARİHİ : 15.12.2015

Tebliğname No : 11 – 2013/257755
MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/05/2013
NUMARASI : 2012/660 (E) ve 2013/267 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma

Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/04/2014 tarih, 2013/8-120 Esas ve 2014/209 Karar sayılı ilamı uyarınca aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik yerinde
görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere ilişkin olarak yapılan incelemede, belgede sahtecilik suçlarında suçun konusu belge olup korunan hukuki yarar kamu güvenidir ve suçun geniş anlamda mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Nitekim
belgede sahtecilik suçlarına ilişkin TCK’nun 204-212. maddeleri Kanunun Kamu Güvenine Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Bununla birlikte belgede sahtecilik suçunun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkündür. Belgede sahtecilik suçunun işlenmesi nedeniyle farklı kişilerin çıkarlarının zedelenmiş olması suçun bu öncelikli niteliğini değiştirmeyeceği gibi zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına da engel değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde sanığın üzerlerinde kendi fotoğrafları bulunan ve farklı gerçek kişilere ait sahte nüfus cüzdanı ile sürücü belgesi düzenlemekten ibaret eyleminin 5237 sayılı Yasanın 43/2 madde kapsamında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan iki defa mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükme ilişkin olarak yapılan incelemede, 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için sanığın öncelikle bir suç işleyip kendisi hakkında bu suç nedeni ile
soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerekeceği cihetle, hakkında başka bir nedenle yakalama kararı bulunan sanığın yakalanmamak maksadıyla başkasına ait kimliği kullanmaktan ibaret eyleminin başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre de;
Sanığın, yalnızca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar hak yoksunluğuna hükmedilebileceği gözetilmeden uygulanan TCK’nın 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih,
2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı ilamı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/12/2015 gününde
oybirliğiyle karar verildi.