YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22235
KARAR NO : 2016/2897
KARAR TARİHİ : 30.03.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Asıl karar: Mahkumiyet Ek karar: Temyiz isteminin reddi
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2007 gün 5/46-39 sayılı kararında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 sayılı CMK’nun 232/6. maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup; Mahkemenin 24.10.2013 günlü kararında başvuru süresinin başlangıcının, hükmün sanığın yüzüne tefhim edildiği halde temyiz süresinin başlayacağı tarih olarak “tebliğinden itibaren” denilmek suretiyle yanıltıcı ifade kullanılmış olduğundan temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği cihetle, sanığın 04.07.2014 günlü temyizinin süresinde olduğunun kabulü ile temyizin yasal süre geçtikten sonra yapıldığından bahisle sanığın temyiz isteminin reddine ilişkin usulsüz olarak verilen 18.07.2014 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dosya içerisinde fotokopisi bulunan suça konu 01.03.2005 keşide tarihli çekte suç tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nun 692. maddesinde sayılan zorunlu unsurlardan keşide yerinin bulunmaması, ayrıca keşide edenin yanında herhangi bir yer adının da yazılı olmaması nedeniyle çekin özel belge niteliğinde olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, yasaya aykırı ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; değişen suç vasfına göre sanığa yüklenen “özel belgede sahtecilik” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davalarının
gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 30.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.