YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22427
KARAR NO : 2016/3517
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen ….. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2013 gün ve 2011/350 esas, 2013/506 sayılı kararının tebliği için sanığın 26.12.2012tarihli oturumda tespit edilen …. Mh. ….. Yolu ……. Sk. No: .. …….. …../……. adresi yerine daha önce sorgusunda bildirdiği ancak 26.12.2012 tarihinden sonra geçerli bir tebligat yapılmayan “…… Cad. No: .. …… Beldesi ……../…….” adresine çıkartılan tebligatın bila tebliğ iadesi üzerine 7201 sayılı Yasanın 35. maddesi uyarınca 14.08.2013 tarihinde tebliğ edilerek, hükmün usulsüz olarak kesinleştirildiği, bilahare sanık müdafiinin 30.09.2013 havale tarihli dilekçesiyle eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunması karşısında aynı Mahkemece verilen vaki istemin reddine dair 30.09.2013 günlü ek kararın sanık müdafiine tebliğ edilmesine rağmen bu ek karara karşı yasa yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla, gerekçeli kararın sanığın tespit edilen “…. Mh. …. Yolu …….. Sk. No: … …….. ……../…….” adresine tebliğ edilmeden, sorgusunda bildirdiği adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işlemi isabetsiz olup, eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunulması üzerine verilen red kararı hukuken geçersiz ve yok hükmünde bulunduğu cihetle; temyizin süresinde yapıldığının kabulü ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, mahkumiyet hükmünün yapılan incelenmesinde gereği görüşüldü;
1. Katılan tarafından verilen hatır çekinin tarihini değiştirerek bankaya ibraz ettiği iddia ve kabul olunan sanığın, çeki verdiği borç para karşılığında aldığını, ilk keşide tarihi 23.01.2009 olan bu çeki takasa verdikten sonra katılanın ödeyemeyeceğini söylemesi üzerine geri çektiğini, çeki yanında bulunan elemanlarından biri ile katılana göndererek tarihini değiştirttiğini, yeni tarih olan 28.11.2009 itibariyle çeki tekrar takasa verdiğini, bu tarihte de çeki ödeyemeyeceğini söylemesi üzerine ikinci kez takastan çektiğini savunması; katılanın, arkadaşı …… …….’in arkadaşı olan sanığa 23.01.2009 tarihli çeki hatır çeki olarak verdiğini, bunun yanında iki üç tane daha hatır çeki verdiğini, takastan geri almasının söz konusu olmadığını, çeki geri istediğini ileri sürmesi, Denizbank İzmir Şubesi’nin Cumhuriyet Savcılığı’na yazdığı yazı içeriği ile tanık …’ın beyanının çekin takastan çekilme süreci konusunda sanığın beyanlarını desteklemesi, ……. İcra Hukuk Mahkemesi’nce alınan 28.07.2010 tarihli bilirkişi raporunda tarihlerde yapılan değişikliğin aidiyeti konusunda bir tespit yapılmamış olması, UYAP üzerinden yapılan kontrolde, sanık hakkında, katılan …’a karşı gerçekleştirdiği 25.11.2009 tarihli eylem nedeniyle İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/293 esas, 2013/278 sayılı karar ile mahkumiyet hükmü kurulduğu ve dosyanın Yargıtay’da temyiz incelemesinde olduğunun anlaşılması karşısında, gerçeğin ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde belirlenebilmesi için, ….. ile çeki tarih değişikliği için katılana götürdüğü iddia olunan çalışanın beyanı alınarak, çek üzerindeki tarih değişikliğinin katılan ya da sanık tarafından yapılıp yapılmadığı konusunda bilirkişi raporu alındıktan sonra, katılanın ve sanığın hesap hareketleri incelenerek ya da sair surette bu miktar bir alacak borç ilişkisinde bulunup bulunmadıkları belirlenmek suretiyle, eylemin sübutu halinde, ……. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/293 esas, 2013/278 karar sayılı dosyasının akıbetinin araştırılıp, mümkün olması halinde her iki dosyanın birleştirilmesi, aksi halde onaylı örneğinin alınması ile, eylemin zincirleme tek suç olup olmadığı, yine somut olayda 5237 Sayılı TCK’nun 211. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı da tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.