YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4825
KARAR NO : 2016/2605
KARAR TARİHİ : 23.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet, dolandırıcılık suçundan beraat
I-Dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın senetleri katılana önceden doğan borç nedeniyle verdiği ve bu sebeple suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II-Sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 gün ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere kambiyo senetlerinde yapılan sahtekarlığın resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtekarlık yapılması halinde fiil, özel belgede sahtekarlık suçunu oluşturacaktır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 688. (6102 sayılı Kanunun 776.) maddesinin 6. fıkrası uyarınca senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan “tanzim tarihinin” bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, dosyada mevcut suça konu senet fotokopilerinde, senetler üzerinde düzenleme tarihinin bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin TCK’nun 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde “değişik zamanlarda” denildiğinden, aynı kişiye karşı aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, sanığın, suça konu 6 adet senedi sahte olarak düzenleyip katılana aynı anda verip vermediği araştırılıp sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi