YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4647
KARAR NO : 2017/4091
KARAR TARİHİ : 25.05.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, 5271 Sayılı CMK’nın 217/1. maddesi de dikkate alınarak, belge aslı duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcı nitelikte olup olmadığının kararda tartışılması, denetime olanak verecek şekilde belge aslının dosya içine konulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi
2- TCK’nın 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine bir belge oluşturulması ve oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece kişinin (sanığın) beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise bu maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır. Somut olayda 21.12.2012 tarihinde saat 15:55’ de düzenlenen yakalama tutanağı kapsamından, cezaevi firari olması sebebiyle gerçek kimliği ile tanınan sanığın, cadde üzerinde görülmesi üzerine, yakalandığı sırada kendisini … olarak tanıttığının belirtilmesi, görevlilerce henüz doktor raporu düzenlenmeden önce sanığın gerçek kimliğinin bilindiğinin anlaşılması karşısında, üzerine atılı “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı gözetilmeden, beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Kabule göre;
a- Suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanması yerine, müsaderesine karar verilmesi,
b- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.