Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/5069 E. 2016/6509 K. 26.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5069
KARAR NO : 2016/6509
KARAR TARİHİ : 26.09.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Sanığın katılana ait nüfus cüzdanını bir şekilde ele geçirdikten sonra üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak … Bankasya şubesine müracaatla kredi kartı alarak harcama yaptığı iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın söz konusu nüfus cüzdanını katılanın kendisine verdiğini, üzerine fotoğrafını koyarak fotokopisini çektiğini ve kullandığını savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından, belge aslının ele geçip geçmediği hususunun dosya kapsamından anlaşılamadığı, bu nedenle belge aslının araştırılması ve bulunması halinde, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınarak, incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde tartışılıp açıklanması, denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, belgenin onaysız fotokopiden ibaret olduğunun anlaşılması durumunda ise hukuki sonuç doğurmayacağının ve resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmayacağının gözetilmemesi,
2- Sanığın suça konu kredi kartına ilişkin başvuruda bulunmadığını, katılan adına gelen kredi kartını elindeki kimlik fotokopisi ile teslim aldığını savunması karşısında, başvuru evraklarındaki imzaların sanığa ait olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra, imzaların sanığa ait çıkması halinde eylemin dolandırıcılık suçunu değil 5237 sayılı TCK’nun 245/3. maddelerinde tanımlanan suçu, sanık tarafından başvuru yapılmadığının anlaşılması halinde ise TCK’nun 245/1. maddede tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkında saklı tutulmasına, 26.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.