YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5868
KARAR NO : 2015/30029
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/176053
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.05.2015 gün ve 2015/9528/30192 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25.05.2015 gün ve 2015/176053 KYB. sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından şüpheliler B.. E.., A.. Ç.., F.. Ç.., A.. Ç.. ve A.. A.. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/03/2013 tarihli ve 2011/11978 soruşturma, 2013/1823 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/05/2013 tarihli ve 2013/622 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nun 160. maddesi “ (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür” biçiminde olup, buna göre suç işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının, kamu davası açılmasına yer olup olmadığını belirlemek üzere işin esasını araştırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda, bilirkişi Z.. U.. tarafından hazırlanan 09/12/2011 tarihli raporun 2. sayfa b bendinde, Oğuz Beye verilmek üzere 10.000,00 Türk lirası A.. Ç..’ya gayri resmi kasa defterinin 101. sayfasında çıkış yapıldığı, yine gayri resmi kasa defterinin 17/04/2009 tarih ve 149. sayfa numarasında Oğuz Beye verilmek üzere 20.000,00 Türk lirası A.. Ç..’ya çıkış yapıldığı, bu paraların ne için verilmek istendiğinin ise belli olmadığının belirtilmiş olması karşısında, söz konusu kasa defterini tutan kişinin, gerek şirket çalışanlarının, gerekse yönetim ve denetim organlarında görevli kişilerin ifadelerine başvurularak tespit edilmesi, ayrıca ifadeler kapsamında Oğuz isimli kişinin kim olduğunun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca 11 Haziran 2009 tarihli Kocaeli 1. Noterliğince düzenlenmiş olan vekaletnamedeki imzalar ile kredi ve teminat sözleşmesi ekinde yer alan imzaların şikayetçi Ş.. A.. P..’a ait olmadığının kriminal raporu ile sabit olduğunun anlaşılması karşısında belirtilen evrak ve belgelerin kimin tarafından düzenlendiği hususlarının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; müşteki vekilinin 01.06.2011 havale tarihli dilekçesinde, müvekkili şirketin eski genel müdürü olan A.. Ç..’nın diğer şüphelilerle birlikte birtakım usulsüzlükler yaparak şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek; tespit edilen usulsüzlükleri; ajanda alımı için A.. Ç..’ya 10.000 TL verildiği vezne defterinde görülmesine rağmen, bu tutara ilişkin herhangi bir fatura kaydına rastlanmadığı; Oğuz Bey’e verilmek üzere farklı tarihlerde 10.000 TL ve 20.000. TL’nin A.. Ç..’ya verildiği vezne defterinde görülmesine rağmen Oğuz Bey’in, bu tutarları almadığını beyan ettiği; A.. Ç..’ya farklı tarihlerde 17.955,50 TL, 8.100 TL, 15.300 TL, 10.000 TL, 11.000 TL verildiği vezne defterinde görülmesine rağmen, bu tutarlara ilişkin herhangi bir fatura kaydına rastlanmadığı; A.. Ç..’nın, çalıştığı dönem içerisinde işletme kasasından personele 200.000 TL prim dağıttığının kayden belirtildiği, ancak personel ile yapılan görüşmelerde ve alınan imzalı beyanlarında dağıtılan prim tutarının toplam 61.885.-TL olduğunun tespit edildiği; A.. Ç..’nın, kendisi tarafından tahsil edilen 50.000 TL ile ilgili olarak, kendisine A.. P.. tarafından 50.000 TL maddi yardım yapıldığını iddia etmiş olmasına rağmen, böyle bir yardım yapılmadığı, A.. P..’ın bu durumdan haberinin de bulunmadığının tespit edildiği, üstelik sahte imza taklidi yapılmak suretiyle, sanık A.. Ç..’nın muvazaalı olarak boşandığı tahmin edilen eski eşi F.. S.. O..’a şirket hesabından sebepsiz şekilde 50.000 TL havale yapıldığı ve her nedense aynı tutarın ertesi gün şirket hesabına geri havale edildiği, 50.000 TL’lik işlemlerden birini gizlemek için yapılan iki işlemden ilkinde bahsi geçen 50.000 TL’nin kayıp olduğunun anlaşıldığı; … Ambalaj firmasına yapılması gereken 10.000 TL ödemenin çek cirosu yoluyla yapıldığına ilişkin mahsup fişi mevcut olduğu halde, vezne defterine aynı ödemenin elden A.. Ç.. tarafından yapıldığı bilgisinin düşüldüğü; cari hesabı kapatılmış durumdaki … Petrol’e, kasadan 3.465 TL nakit çıkışı yapıldığının tespit edildiği; A.. P.. adına işletme kasasından çıkışı A.. Ç.. tarafından yapılan toplam 60.328,62 TL’nin A.. P..’a hiç ödenmediğinin tespit edildiği; A.. Ç..’dan fiilen devir alınan kasanın sayımı neticesinde 143.770,91 TL kasa sayım noksanlığının mevcut bulunduğunun tespit edildiği; M.. K..’ya şirket adına verilen 10.000 TL iş avansının tümünün, işin iptal edilmiş olması sebebiyle iadesi gerekirken, 5.000 TL’lik kısmının A.. Ç..’nın şahsi borcuna mahsup edildiğinin, söz konusu tutarın A.. Ç.. tarafından şirkete ödenmediğinin tespit edildiği; … Medikal isimli firma tarafından verilen çekin iade edilmiş olduğu şeklinde kayıt düşüldüğünün, ancak A.. Ç.. tarafından ciro edilerek söz konusu çekin H.. Ü.. isimli eski çalışana tahsil ettirildiğinin ancak tahsilatın şirket kayıtlarına intikal ettirilmediğinin; … Tıbbi Cihazlar isimli firma tarafından verilen çeke ilişkin kasa kaydının, tahsilat olmaksızın kapatıldığı, firma ile yapılan görüşmede, söz konusu çekin başka bir çek ile değiştirilerek vadesinden önce A.. Ç..’nın oğlu A.. Ç.. tarafından tahsil edildiğinin, ancak tahsilatın şirket kayıtlarına intikal ettirilmediğinin anlaşıldığı; şirket, çok iyi iş yapmasına rağmen, şirketin yurtiçi ve yurtdışı borçlarının ödenmemiş, tahsilatların şüphelilere aktarıldığı; şirketin borçlarının ödenmesi için, dikkat çekmeyecek tarzda aynı yıl içinde kapatılacak şekilde kısa vadeli, yüksek maliyetli krediler alındığı, kredi sözleşmelerine A.. P..’ın yerine sahte imzaların atıldığı; müşteki şirket adına bir avukata genel vekaletname verildiği söz konusu vekaletnamedeki imzanın Ş.. A.. P..’a ait olmadığı, şüpheliler veya bir başkası tarafından imza taklidi yapılmak suretiyle atıldığının tespit edildiği; hesaplar, kayıtlar ve defterler arasında suni geçişler ve işlemler yapılarak, paranın izinin kaybedilmeye çalışıldığı; alınmayan şeyler alınmış gibi gösterildiğinin veya abartılı faturalar kestirildiğinin, şirket hissedarlarının bilgisi haricinde naylon fatura uygulamasının şirkete sokulmaya çalışıldığının anlaşıldığı, şüphelilerin ve yakınlarının malvarlığında izah edilmesi imkansız düzelme ve artışların olduğu, ciddi ölçüde kar eden bir firmanın iflas noktasına getirildiği, şeklinde maddeler halinde sıralanmış olması; dosya içerisinde bulunan ekspertiz raporlarıyla Kocaeli 1. Noterliği’nce düzenlenmiş 11 Haziran 2009 tarih, 08417 yevmiye numaralı genel vekaletnamedeki “Ş.. A.. P..” ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. genel kredi ve teminat sözleşmesinin 3.sayfasına tel zımba ile tutturulmuş vaziyetteki 19 Jun.2009 tarihli ve … nolu belgedeki “Ş.A.. P..” ibareli el yazıları ve altında atılı bulunan imzaların Ş.. A.. P.. eli ürünü olmadığının tespit edilmesi; şüphelilerden A.. Ç..’nın, diğer savunmalarının yanı sıra şirket kasasının hiç bir zaman kendisine teslim edilmediğini, kasa işlemlerinin A.. P.., muhasebecisi ve yeğeni tarafından yürütüldüğünü, eski eşinin hesabına yapılan havalenin şikayetçinin talimatı doğrultusunda yapıldığını, kredi sözleşmelerinin şikayetçinin bilgisi dahilinde ve imzası ile yapıldığını, şirketin ticari faaliyetlerinin müşteki tarafından yürütüldüğünü, şikayetçi adına sahte vekaletname vermesinin mümkün olmadığı, bu vekaletnameye dayalı olarak yıllarca müşteki ve şirketi adına işlemler yapıldığını; şüpheli B.. E..’in … İthalat…Ltd. Şti’nde 2001-2010 yılları arasında şirketin muhasebe departmanında çalıştığını, ancak görevinin muhasebe evraklarını kayıt etmekten ibaret olduğunu, kasanın kontrolünün kendisinde olmadığını, işçilik alacaklarını vermemek için şikayet edilmiş olduğunu; şüpheliler A.. Ç.. ve F.. Ç..’nın ise, kendilerine yönelik somut bir suçlamanın olmadığını, şikayet edilmelerindeki asıl amacın F.. B.. Ç..’nın … İthalat…Ltd. Şti’nin aleyhine yaptığı İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2011/3624 esas sayılı takipen kaynaklı borcu ödememek olduğunu, bu takiple ilgili İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/153 esas sayılı itirazın iptali davası bulunduğunu; noter katibi şüpheli A.. D..’in suça konu vekaletnamenin bir kısım işlemlerinin büroda kendisi tarafından hazırlandığını, ancak imzaların noter başkatibi tarafından mahallinde alındığını savunması, tanık sıfatıyla dinlenilen noter başkatibi Nizam Uğur’un iş yoğunluğundan dolayı A.. A..’e güvenerek söz konusu vekaletnameyi onaylamış olduğunu; banka görevlisi S.. A..’ın genel kredi sözleşmesini müştekinin imzaladığını ve bu sözleşmenin tanzim tarihinden itibaren kredi kullandırmaya başladıklarını, şikayete konu belgenin ise, ana sözleşmenin tanziminden sonra eksikliğinin tespit edilmesi nedeniyle sistem üzerinden alınarak onaylandığını, bunun müştekinin işyerinde imzalatılmış olması gerektiğini beyan etmesi; Cumhuriyet Savcılığı’nca serbest muhasebeci mali müşavirden, yevmiye ve defteri kebir ile kasa defteri üzerinden bilirkişi raporu alınmış olması karşısında; öncelikle şüpheliler ile müştekinin şirketle ilgili görevlerini gösterir bir işbölümü olup olmadığı araştırılarak, gerek bu belge üzerinden gerekse o dönemde ilgili şirketin özellikle muhasebe bölümünde, bu bölümle ilgili diğer bölümlerinde çalışan kişilerin tespitiyle bu kişilerin beyanlarından şirkette fiili olarak ödemelerin ne şekilde yapıldığının, kasanın kontrolünün kimde olduğunun tespiti ile, şirketle ilgili iddia edilen ödeme usulsüzlüklerinin belirlenebilmesi için şikayet dilekçesinde ayrı ayrı sayılan, Oğuz isimli kişi, prim dağıtım işi için o dönem şirkette çalışan kişilerden rastgele seçilecek kişiler, F.. S.. O.., …Ambalaj firması yetkilisi, O.. Y.. P.. yetkilisi, M.. K.., … Medikal Yetkilisi ve H.. Ü.., … Tıbbi Cihazlar firmasının yetkilisi dinlenerek ilgili olayların ne surette geliştiği; kendisine 11 Haziran 2009 tarih, 08417 yevmiye numaralı vekaletnameyle yetki verilen Av. Ş.. K..’ın ise vekaletnamenin ne surette verildiği, bu vekaletname ile ne gibi işler yapıldığı konusunda dinlenilerek, ilgili şirketin şüpheli A.. Ç..’nın görev yaptığı süre içerisinde çalıştığı bankalara müzekkereler yazılarak gerek şirkete ait hesap akışlarının gerekse kullandığı kredilere ilişkin evrakları getirtilip, müşteki vekilinin 05.01.2012 tarihli delil listesindeki deliller de toplandıktan sonra, bütün bu belgelerin üç kişilik uzman bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek şüphelilerle ilişkilendirilebilecek bir usulsüzlük olup olmadığının belirlenmesi ile sahteliği iddia olunan belgeler üzerindeki yazı ve imzaların, mevcut ve tespit edilebilecek şüpheliler ile müştekiye aidiyeti konusunda, atılı suç tarihinde atılmış olan imzalar ile yazılmış yazılar ilgili kurum ve kuruluşlardan celbedilerek, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinde isabet bulunmadığından, bu karara vaki itirazın kabulüne karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmekle, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen 08.03.2013 gün ve 2011/11978 soruşturma, 2013/1823 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.05.2013 gün ve 2013/622 değişik iş sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde ikmaline, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 22.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.