YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6832
KARAR NO : 2016/4914
KARAR TARİHİ : 26.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanığın tamamen sahte olarak oluşturduğu suça konu çeki almış olduğu mallara karşılık katılana vermek suretiyle atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında suça konu çeki mal verdiği ….Ticaret isimli iş yerinin yetkilisi olan …’dan aldığını iddia ettiği, bu firmaya kesmiş olduğu faturayı mahkemeye ibraz ettiği, vergi dairesi tarafından yapılan incelemede sanığın bu faturayı ilgili dönem hesaplarına dahil etmiş olduğunun tespit edildiği, mahkemece gerekçeli kararda sanığın belirttiği adreste … Ticaret veya … isimli şahsın bulunmadığını kabul etmiş olmasına karşın bu araştırmanın çek arkasında bulunan … Ticaret kaşesindeki adreste değil çek hesabının asıl sahibi …’ın bankaya verdiği imza örneğindeki adreste yapıldığı ancak buradaki açık adres ….. Mah. …. Sok. No:58 …. olmasına karşın emniyet araştırmasının No:48’de yapıldığı ve bu adreste …’ın bulunduğunun belirtildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, suça konu çek arkasında … Ticaret kaşesindeki adreste kolluk araştırması yapılarak ilgili şirketin suç tarihinde bu adreste faaliyet gösterip göstermediği, ticaret unvanının tam olarak ne olduğu tespit edilip, çek hesabının asıl sahibi olan … tanık olarak dinlenildikten sonra yazı ve imza örnekleri alınıp, sanıkla … yüzleştirilerek sanığın alışveriş yaptığını iddia ettiği …’ın bu şahıs olup olmadığı sorulup, suça konu çek üzerindeki yazı ve imzaların aidiyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ve gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabule göre de; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe Yasa belirlenirken suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun ilgili tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasında, temel cezanın asgari hadden verilmesi nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 342/1, 59/2 ve 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 62. maddeleri gereğince hükmolunan sonuç cezalar eşit ise de; 5237 sayılı TCK’nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkumiyetin doğal sonucu olarak anılan Yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun aleyhe olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluklarının sanığın kendi alt soyu dışındakiler için hapis cezasının infazı tamamlanana kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.