YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9294
KARAR NO : 2015/31748
KARAR TARİHİ : 10.12.2015
Tebliğname No : 11 – 2015/373383
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/12/2008
NUMARASI : 2003/140 (E) ve 2008/356 (K)
SUÇ : Rüşvet almak, rüşvet vermek, temliknamede sahtecilik suretiyle resmi belgede sahtecilik, senette sahtecilik suretiyle resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
Şikayetçi vekilinin temyiz talebinin beraat kararı verilen sahtecilik ile rüşvet suçuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ancak duruşmalardan haberdar edilmeyen şikayetçi idarenin 5271 sayılı CMK.nun 260. maddesi uyarınca rüşvet suçundan verilen beraat kararını temyiz etme hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan
incelemede gereği görüşüldü;
Suça konu belgelerin akıbeti hakkında mahallinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
1-Şikayetçi idare vekilinin sanık M.. K.. hakkında bonoda sahtecilik suçundan verilen beraat kararına yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Şikayetçi idare vekilinin bonoda sahtecilik suçundan doğrudan doğruya zararının bulunmaması nedeniyle kamu davasına müdahale etmek hakkının olmadığı cihetle; söz konusu suç yönünden hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından şikayetçi adına
vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Temliknamede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanıklar müdafilerinin, rüşvet suçundan verilen beraat kararına karşı da şikayetçi vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesine gelince ;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin temliknamede sahtecilik suçundan yerinde
görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a)Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek, temliknamelere verilen yevmiye numaralarını resmi noter kayıtlarına imza sirküleri imiş gibi kaydettikleri dolayısıyla aynı yevmiye numarası üzerinden biri resmi diğer sahte olmak üzere iki işlem
yaptıkları gerekçesi haklarında açılan kamu davasında; sanık ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından içerik ve şekil itibariyle gerçek temlikname düzenlendikten sonra imza sirküleri tasdiklerini aynı yevmiye numaraları vermek sureti ile hazırlandığı temlikname ve imza sirkülerinin gerçek oldukları, ancak temlikname nedeniyle yüksek tutan noter harcını daha az ödemek için yevmiye defterine ve noter makbuzlarına yapılan işlemin sadece imza sirküler sureti yazılmak sureti ile sahtecilik suçunu işledikleri, anılan belgelerin de “kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde” bulunmadıkları, sanık Müslüm’ün suç tarihi itibariyle noter katibi olması ve diğer sanıkların da, sanık Müslüm’ün bu eylemine iştirak ettiklerinin anlaşılması nedeniyle sanıklara yüklenen suçun 1512 sayılı Yasanın 151. maddesi yollaması ile 5237 sayılı TCK’nun 204/2. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-10/09/2015 tarihli tevdii kararı ile sanık A.. K..’nın savunmasının alınması için yazılan talimata 03/12/2013 tarihli celsede ikmalen cevap verildiği belirtildiği ancak dosya kapsamından ikmalen döndüğü belirtilen sanığın savunmasının bulunduğu talimat
duruşmasına rastlanılmaması nedeniyle dosyanın mahaline gönderildiği, mahallinde 10/11/2015 tarihli tutanak ile eksik evraklarda sadece M.. K..’ın Cumhuriyet savcısı huzurunda alınmış savunmasına rastlanıldığı diğer eksik hususlara ilişkin bilgi ve evraklara rastlanılmadığı belirtilmesi karşısında sanık Abdulmetin’in savunmasının alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c- Rüşvet suçundan zarar gören ve kovuşturmanın her aşamasında müdahale yoluyla kamu davasına katılma hakkı bulunan şikayetçi idareye duruşma günü usulen bildirilip davaya katılma olanağı sağlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm
kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 234/1-b maddesine aykırı davranılması, Yasaya aykırı,
d) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, şikayetçi kurum vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan şikayetçi kurum vekilinin temyiz ettiği rüşvet suçu yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı
Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.