Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/9323 E. 2016/6791 K. 06.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9323
KARAR NO : 2016/6791
KARAR TARİHİ : 06.10.2016

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.10.2015 gün ve 2015-20066/65090 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.10.2015 gün ve 2015/345185 KYB. sayılı ihbarnamesi ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 207/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 7.300,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2014 tarihli ve 2014/306 esas, 2014/543 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 56/2. maddesinde yer alan, “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez.” ve anılan Kanun’un 63/10. maddesinde yer alan, “‘Bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler yirmi günden yüz güne kadar; üçüncü fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler yüz günden beş yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, sanığın 21/03/2013 tarihinde müştekiye ait GSM hattı üzerine taahhütname vererek cep telefonu satın almak şeklindeki eyleminin bu Kanun hükümlerine göre cezalandırılması gerektiği, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesine olanak sağlayan olağanüstü yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın kanun yararına incelenmesi olanaksızdır.
İncelenen dosya içeriğine göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunun 10. maddesi uyarınca “tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır” hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” ek fıkra hükmüne aykırı olarak; yokluğunda verilen 23.09.2014 tarihli kararın sanığın savunmasında beyan ettiği adresten iadesi üzerine, mernis adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uyarınca tebliği yerine, koşulları oluşmadığı halde aynı adrese Kanunun 35. maddesi uyarınca 21.10.2014 tarihinde tebliğ edilerek, hükmün usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşılmakla, … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2014 gün ve 2014/306 esas, 2014/543 karar sayılı hükmü henüz kesinleşmediğinden, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteminin CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, anılan kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliği hususunun mahkemesince ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.