YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9324
KARAR NO : 2016/7259
KARAR TARİHİ : 27.10.2016
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.10.2015 gün ve 2015-20067/65091 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/10/2015 gün ve KYB. 2015/343921 sayılı ihbarnamesi ile;
Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/01/2015 tarihli ve 2014/47566 soruşturma, 2015/2460 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 21/05/2015 tarihli ve 2015/2099 değişik iş sayılı kararının “Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheli hakkında delil yetersizliği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, şüphelinin müştekiye belli aralıklarla 780.000,00 Türk Lirası borç para verdiğini, müştekinin de buna karşılık borç senedi düzenlediğini beyan ettiği ancak müşteki ile şüpheli arasında borç ilişkisinin herhangi bir sözleşmeye dayanmamasına rağmen yüksek bir miktarda olduğu, Adli Tıp Kurumunun 30/09/2014 tarihli raporunda senedi düzenleyen kısmındaki yazı ve imzaların …’ın eli ürünü olduğu ancak diğer kısımlardaki yazıların müştekinin eli ürünü olmadığının belirtilmesi karşısında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, mevcut delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi gereği görüşüldü;
İncelenen dosya içeriğine göre, müştekinin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheli hakkında vaki şikayet üzerine soruşturma makamı olan Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suç ile ilgili delillerin toplanmasını müteakip kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden dolayı verilen soruşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun bulunması karşısında; CMK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden bu konudaki talebin REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine 27.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.