Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/944 E. 2015/23218 K. 09.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/944
KARAR NO : 2015/23218
KARAR TARİHİ : 09.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması ile yalan beyanda bulunma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün 7/114-113 sayılı kararında açıklandığı üzere gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin belirtilmesi gerekmekte olup, 10.02.2010 gün ve 20109/804 Esas, 2010/116 sayılı kararda başvurulacak yasa yolu, merci ve başvuru şeklinin gösterilmediği anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
I-Sanığın, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından 53. maddenin tatbikine ilişkin kısmın çıkartılarak yerlerine “sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması ile yalan beyanda bulunma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda, sanığın kendisini gerçek bir kişi olan … olarak tanıttığı, ancak sonrasında yapılan parmak izi sorgulamasında gerçek isminin … olduğunun tespit edildiği, bu tespit üzerine sanığın gerçek kimliği hakkında beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerini içeren TCK’nun 269. maddesinin uygulama alanı bulunmadığından tebliğnamede bu yönde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Görevli polis memurları tarafından durumundan şüphelenilerek, kimliği sorulan sanığın, kendisini … olarak tanıtıp üzerinde kendi fotoğrafı olan ancak kimlik bilgileri …’a ait suça konu nüfus cüzdanını ibraz etmesi, yapılan üst aramasında benzer şekilde düzenlenmiş sürücü belgesinin ele geçirilmesi, emniyet müdürlüğüne götürülen sanığın, burada suça konu belgelerin sahte olduğunu, kendisinin gerçekte … ve …’dan olma 1978 doğumlu … olduğunu söylemesi üzerine bu isme göre beyanı alınarak tutanağa bağlanması, ancak sonrasında yapılan parmak izi sorgulamasında sanığın gerçek isminin … olduğunun tespit edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nun 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesi kapsamındaki suçu oluşturduğu gözetilmeden ayrıca, unsurları oluşmayan kamu görevlisine yalan beyanda bulunma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.