YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1088
KARAR NO : 2016/4954
KARAR TARİHİ : 30.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, iftira e 6136 sayılı Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
I) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, iftira ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlere yönelen sanık müdafilerinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde:
Yoklukta verilerek sanık müdafiine 25.01.2012 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükmü, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süresinden sonra 02.02.2012 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından sanık müdafilerinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelen Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a- Belgede sahtecilik suçlarında suçun konusu belge olup korunan hukuki yarar kamu güvenidir ve suçun geniş anlamda mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Nitekim belgede sahtecilik suçlarına ilişkin TCK’nun 204-212. maddeleri Kanunun Kamu Güvenine Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Bununla birlikte belgede sahtecilik suçunun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkündür. Belgede sahtecilik suçunun işlenmesi nedeniyle farklı kişilerin çıkarlarının zedelenmiş olması suçun bu öncelikli niteliğini değiştirmeyeceği gibi zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına da engel değildir. Sanıktan temin edilen ve farklı kişiler adına düzenlenen nüfus cüzdanları ve sürücü belgesinin dosya kapsamına göre de farklı zamanlarda düzenlendiğine dair kesin delilin bulunmaması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Yasanın 43/2. madde kapsamında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı,
b- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.