YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10921
KARAR NO : 2019/2501
KARAR TARİHİ : 11.03.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 Sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
A) Hükümlerin gerekçesinde sanıkların sahte fatura düzenledikleri kabul edilmesine rağmen, sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu gözetilmeden, hüküm fıkrasında sanıkların “sahte fatura kullanma” suçundan cezalandırılmalarına karar verilerek çelişkiye neden olunması,
B) …Plastik Amb.San.Tic.Ltd.Şti.’nin ortakları ve yetkilileri olan sanıkların, 2010 takvim yılında sahte fatura düzenlendikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıklardan …’in vergi incelemesi sırasında alınan beyanında, şirketin kurucu ortağı olarak görünmesine rağmen faaliyetlerine katılmadığını, şirketi muhasebeci …’un isteği üzerine kurduklarını belirterek sorgusunda da suçlamayı kabul etmemesi; sanık …’in savunmasında, akrabası olan … isimli kişiye vekaletname verdiğini, şirketle ilgisinin bulunmadığını belirtmesi; sanık …’ın savunmasında ise, şirketi … ile birlikte kurduklarını ancak bir ay sonra hissesini devrederek şirketten ayrıldığını, bulunduğu dönemde herhangi bir fatura düzenlenmediğini söylemesi nedeniyle, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1- 2010 takvim yılına ait faturaların, kullanan şirketlerden ve bağlı bulunduğu vergi dairesinden araştırılarak dosyaya getirtilmesi, faturalar sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını, … ya da muhasebeci …’a ait olduğunu söylemeleri halinde; bu kişilerin çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenilmeleri, faturalar gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, sanık …’in savunmasında belirttiği vekaletnamenin araştırılarak, bulunması halinde incelenmesi ve onaylı bir suretinin dosya içine konulması,
2- … ve…’da faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söyledikleri takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara veya bu kişilere ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
3- Faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ya da belirtilen kişilere ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediği ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
c) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
4- Kabule göre de;
a) Zincirleme suç hükümleri uygulanırken, TCK’nin 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması yerine, aynı Kanun’un 43/2. maddesi gereğince uygulama yapılması,
b) Kasıtlı suçtan hapis cezası verilen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53.maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık … ile sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 11.03.2019 tarihinde Üye …’ın yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü sanığın savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile, esas yönünden oy birliğiyle karar verildi.
EK GEREKÇE
Dairemizin 11/03/2019 tarih, 2016/10921 Es. , 2019/2501 Kr. sayılı çoğunluğun bozma gerekçesine aşağıda belirttiğim ek gerekçe ile katılmıyorum.
Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda bir başka suçtan yargı çevresi dışında hükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü sanığın karar duruşmasına getirilmemesi ya da CMK’nin 196/4. maddesi kapsamında SEGBİS yöntemi ile son savunma ve son söz hakkının hatırlatılmaması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
CMK’nin 196/5. maddesine göre “..Yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki.. nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşulu ile hazır bulundurulmasına gerek görmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.” Dolayısıyla hükmün verildiği oturumda sanığın mutlaka hazır edilmesi ve son savunmasının sorulması ve son sözünün verilmesi zorunludur.
Getirmenin fiilen mümkün olmadığı durumlarda da CMK’nin 196/4. maddesi kapsamında SEGBİS yöntemi ile son savunmasının sorulması ve son sözünün verilmesi mümkündür.
Yerel mahkemece yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü bulunan sanıkla ilgili olarak CMK’nin 196/4 ve 5. fıkralarına aykırı davranılmak suretiyle son savunması sorulmamış dolayısıyla son sözü de verilmeyerek savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Bu sebeblerle yerel mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/4 ve 5. maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesindeyim. 11/03/2019