Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/1770 E. 2016/4778 K. 24.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1770
KARAR NO : 2016/4778
KARAR TARİHİ : 24.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Sanıkların yetkilisi ve ortağı olduğu kabul edilen şirketin 2004 ve 2005 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediğinin iddia edildiği olayda; sanık …’ın sorgusunda halasının oğlu olan ….’in kimliğini ve sürücü belgesini çaldığını, bu şirketten haberdar olmadığını, başka şahısların kimlik bilgilerini kullanarak kendi adına şirket kurmuş olabileceklerini savunduğu, dosya içeriğine alınan 26.01.2004 noter onaylı belgeye göre 10 yıllığına münferiden sanık …’ın yetkili olduğu, ancak şirket kuruluş belgeleri hariç değişik tarihlerde yapılan yoklamalarda sanık …’ın imzasının bulunmadığı, şirket ortağı olan diğer sanık …’in şirket yetkilisi olduğunu beyan ettiği 29.11.2005 tarihli yoklama tutanağının olduğu görülmekle; …..’in usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenerek bu kişi hakkında Sanık …’ın Cumhuriyet Savcılığına şikayeti olup olmadığının araştırılması, şirket çevresinden kolluk vasıtasıyla araştırma ile şirket belgeleri ve düzenlenen faturalarda imza incelemesi yaptırılarak, temsil yetkisindeki ağırlık ve sınırlamalara göre şirkette fiilen temsil yetkisini kullanan kişinin tespitinden sonra faturaları kullananan şirket yetkililerinin tanık sıfatıyla dinlenip, ticari ilişkide muhatap oldukları kişinin tespiti, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun, kanıtlama yeterliliği olan banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler, faturaları kullananların yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığı da dikkate alınarak faturaları kullanan şirketler ile sanıkların ticari defter ve belgeleri üzerinde gerekli görülmesi halinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması; sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanunun Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanununun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında dosya içine faturaların konulmadığı görülmekle; suça konu faturaların onaylı suretleri getirtilip incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesinden sonra birden fazla faturanın düzenlenmiş olduğu belirlendiği takdirde her takvim yılında zincirleme biçimde işlenmiş ayrı suçların oluşacağı da gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yetinilerek mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de;
Yargılama giderlerinin sanıkların sarfına sebebiyet verdikleri miktara göre ayrı ayrı alınması yerine müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi yasaya aykırı,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar diğer haklar yönünden infazın tamamlanmasına kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.